filmlerin oyuncu listesinde adını görünce izlemekten vaz geçiren velet kertenkele suratlı aktör, buna rağmen iyi filmlerde rol aldığı olur (bkz.
the man in the iron mask)
türkiye versiyonu için (bkz.
arda kural)
the aviator'daki performansı ile en iyi erkek oyuncu dalında oscar'a aday gösterilen oyuncu. büyük ihtimalle oscar'ı alamayacak olmasına rağmen en azından
titanic'ten sonra yıldızının sönmediğini, sadece bebeksi ifadesinin yüzü suyu hürmetine ünlenmediğini ispatlamıştır.
(lethe, 02.02.2005 22:42)
hakkında dakikalarca kötü konuşabileceğim bir oyuncu iken, bütün fikirlerimi bir film ile değiştirmeyi başarmıştır. hala kendisinden zerre kadar haz etmem, ama oyunculuğuna ve yeteneğine laf etmem, edemem.
(bkz:
what's eating gilbert grape)
10 yıl içinde kızların bebek yüzlü yakışıklı sevgilisinden; göbekli, gözlerinin kenarları kırışmış, orta yaşa merdiven dayamış, yakışıklılığın esamesi okunmayan birisine dönüşmüştür. bebek yüz iyidir güzeldir de saltanatı kısa sürer. hele göbek + kırışıklık + bebek yüz kombinasyonu hiç hiç olmaz.
baby face erkek tipi seven kızların titanic'le beraber ilahı olagelmiş, birçok kızdan çok daha güzel bir yüze sahip, erkeklerce pek çekilemeyen başarılı bir oyuncu.
geçtiğimiz günlere kadar kızların hasta olduğu bir varlık olarak gördüğüm için önyargılarımın bulunduğu insan. ancak aviator, catch me if you can, departed vs. gibi filmlerini izledikten sonra bu adama sadece yakışıklılık sıfatının uygun olmadığını düşündüğüm aktör. adamın sadece tipi öne çıkarılarak haksızlık ediliyor bence. adam her filminde her rolünde üstüne koyuyor oyunculuğunun. haksızlık etmişim keretaya.
martin scorsesenin
robert de nirodan sonraki gözdesi. onun yerine filmlerinde artık başrol oyunculuğu için uygun gördüğü beraber çalıştığı aktör.
(pingus, 15.01.2007 11:58 ~ 11:58)
bu elemanın pek haz etmezdim ama son iki filmi ile cidden işinin erbabı olduğunu düşünmeye başladım.
(bkz:
the departed)
(bkz:
the blood diamond)
parlak, oğlan diye dalga geçerdim. baktım da aslında iyi oyuncuymuş bu adam.
genç kızların sevgilisi,yakışıklı , bebek suratlı olduğu için erkeklerin pek haz etmediği(etmediğim) bir aktördür.
bebek yüzlü aktör damgasını yemiş,etkisinden bir türlü kurtulamamış,oyunculuğu hep bunun gölgesinde kalmış, hiç bir zaman erkeksi olamayacak,hollywood aktör tayfasının bir üyesi
tim burton için
johnny depp neyse
martin scorsese için de
leonardo dicaprio o.. titanic'ten sonra epey yol katetti ki, biz onu what's eating gilbert grape'de bağrımıza basmıştık zaten.
the departede kadar yakışıklılığı sayesinde rol kaptığına inandığım ama
the departeddeki oyuncuğuyla beni utandıran aktör
bebek suratlı olmasından mütevellit herkesin nefret ettiği bir isimdi. titanic filminin getirdiği büyük şöhret ve ilgi başını döndürüp götünü kaldırsada, doğru yolu bulup sağlam filmlerde iyi yönetmenlerle çalışmaya başladı. artık kimse leo ya yakışıklı olduğu için ünlü oldu diyemiyor. filmografisine baktığımız zaman bu çocuğa kamuoyunun ve eleştirmenlerin çok haksızlık ettiği bir gerçek. çoğu kimse kendisinin whats eating gilbert grape filminde ki özürlü rolüyle genç yaşında oscar aday olduğunu bilmez. hemde johnny deppi ezerek. sinemanın en baba yönetmeni olan martin scorsese bir aktöre filmlerinde sürekli başrol veriyorsa o herifte büyük yetenek vardır. dicaprio için büyük şereftir bu.
leonardo dicaprio ve martin scorsesenin filmleri
----------------
(bkz:
gans of new york)
(bkz:
the aviator)
(bkz:
the departed)
(bkz:
shutter ısland) yapım aşamasında
(bkz:
the rise of theodore roosevelt) yapım aşamasında
yıllar önce
johnny depp ile birlikte rol aldığı
what's eating gilbert grape filminde zeka özürlü bir çocuğu oynamıştır . o kadar başarılıdır ki o zamanlar 19 yaşında olan leonardo ile 41 yaşında
i am sam adlı filmde özürlü rolünü canlandıran
sean penn arasında oyunculuk başarısı açısından bir fark yoktur .
12-20 yaş arası kızlarımızın hayran olduğu ( sarı saç+mavi göz ) yetenekli oyuncu.
daha sonra bu büyüyen kızlarımız, kendinden yaşça küçük kardeşlerine '' elimde 250 tane leonardo dicaprio posteri var, vereyim mi sana '' derler.
malesef kendimden biliyorum..
catch me if you can deki performansı takdire şayan aktör.
bir zenci, dicaprio'nun pasaportunu çalarak amerika'dan kaçar, yeşilköy havaalanına kadar ulaşır. kontrol noktasında bir polis pasaportu uzun uzun kontrol ettikten sonra diğer polis arkadaşına seslenir: fikret lan, şu titanik batmış mıydı, yanmış mıydı?
oyunculuğu fevkalade bir aktördür.
(mddformat, 05.01.2009 23:57 ~ 12.01.2009 00:17)
kanımca hollywood'un en ballı aktörüdür kendisi. adamın oynadığı her film mutlaka oscarlık oluyor. oyunculuğu bu filmlerde oynamayı hak ediyor mu diye sorarsanız bence kesinlikle hak etmiyor. yakışıklı olduğu için hollywood yapımcıları kendisini tercih ediyor olmalılar yoksa pek bi numarası yok bu karizmatik abinin.
revolutionary road filminde performansının doruklarına çıkan baby face. ama günden güne çirkinleşiyor mu ne?
kendisinin en beğenmediği özelliğini oynadığı karakterlere kendisini kişilik olarak çok kaptırdığını söyleyen fevkalade bi aktördür....
henüz belki de oscar heykelciğini haketmiyor ama yakında o da olacak. umarım hakkını yemezler de verirler artık şu ödülü. titanik 'in kendisi için bi facia olduğu söylese de şimdilerde, titanik sayesinde kitleler tarafından farkedilmiştir. aslında ben kendisini romeo-juliet le farkettim ama olsun nihayetinde farketmektir aslolan..
son zamanlarda da rol aldığı filmlerin içeriği ve performansındaki artan grafikle sadece yakışıklılığı ile iş kapmadığını gösteriyor ele güne karşı.
''bir adam hiç mi yüzündeki bebeksiliği kaybetmez kırışsın artık oran buran be adam ...'' dedirten bir adam ama oyunculuğuna baktığımızda çok fazla erkeksi olmadığı için her rolü seyircide benimsetebilecek bir oyuncu değil derken body of lies de bu adam erkekmiş dediğim ve sakalın onu sert ve acımasız gösterdiği kanısına vardığım güzel adam..