sadece şiir okuyan asla şarkı söylediine inanmadığım, kendini en iyi kaybedenler listesinde gören ama aslında hayatın sillesini yiyip kendini zen tapınağına kapatan,kadını taaa çin'den getirtip sadece portakal yiyip,çay içip gönderen angutyo.....
aslen kanadalı olan ozan.
bugüne kadar yazdığı şarkı sözlerinde haybeye yazılmış bir tek kelimeye bile rastlamadım. famous blue raincoat şarkısıyla da hüznü, sadece kulaklardan değil; vücudun tüm gözeneklerinden bünyelere akıtmıştır.
bir de; ha bugün ha yarın ölüm haberini beklemekteyim kendisinin ama adam sanki bana inat yaşamaya devam ediyor.
(yanlış da anlaşılmasın,zevk ve merakla ölmesini bekliyor değilim, aksine yeni albümlerini böyle beklemekteyim ama yaşta kemale erdi hani; gene de allah gecinden versin. ne diyeyim...)
arada bir halimize ahvalimize karındaş olmaklığıyla bilinmeyen düşün adamıdır. çanakkale'ye ve suyun öteki yanına gelir; sessizliğe gark olur ve çeker gider balıkçı barınaklarından.
yalnızca ozan, sanatçı olmakla yetinmeyip aynı zamanda sosyal konular üzerinde son derece yerinde saptamalar yapan adeta bir kahin. örneğin 11 eylül patlamaları üzerine aynı gün katıldığı açık oturumda kendisinin yorumu istendiğinde o zaten yıllar önce söylenecek her şeyi söylediğini, her şeyi neden ve sonuçları ile tahmin ettiğini artık da söylenecek bir şey oladığını ifade etmiştir. nitekim çok yalın iki örnek. (bkz: democracy) (bkz: the future)
kasımda inönü stadının denize bakan tribününün ordan yavaşça seğirtirken eski sevgilinizin sizin ona almış olduğunuz siyah boğazlı kazağıyla bir adamın kollarında sarmaş dolaş yürümesinin sizi soktuğu ruh hali ne ise leonard cohen de o ruh halinin müzikteki karşılığıdır..
çok sevdiğim bir arkadaşımın* hakkında, son derece yerinde bir yakıştırma olduğunu düşündüğüm "o bir şarkıcı değil, ozan!" yorumunu yaptığı sevilesidir.
secretary filminin soundtrack'i "i am your man" ile hangi kıza kur yapılmaz ki.
sen iste herşeyin olurum diyen büyük insan.
yağmurlu ve kasvetli bir günde yada geceyarısından sonra dinlenmesi durumunda, insanı hafif depresif yapan, sigaraları köprületen yüce insan.
"görkemli kaybedenler" kitabı da şarkılarında olduğu kadar, kalemininde ne denli güçlü olduğunu göstermiştir. (göz gezdirdiğim kadarıyla biliyorum) kitabın içeriğide şarkı sözlerinde ki gibi, aklından ne geçiyorsa kalemine dökmüş sanatçı.
- içimdeki bütün o dünlerle yeni bir şeye nasıl başlayabilirim.
- içimde yaşamak istemiyorum.
- senin sabahında büyük harflerle başlayan bir yaratığım.
- bir insanın doğasındaki en özgün şey genellikle en umutsuz olandır.
- her sürüngen kendisi için!
- bu dünya eksiktir!
- zehirli dikenlerin arasında, bir çiçek gibi yaşıyorsun burada.
- senin gözlerinde, beni olmak istediğim gibi tarif eden bir şey vardı.
- daha saf bir inanç için, eğitimi reddetmeyi istiyordum.
- tekrar biz olduğumuzda hatırlarız bunu, belki de bir daha asla biz olamayız.
görkemli kaybedenler gibi çok ağır ve etkili bir esere sahiptir.sanatçılığına dönecek olursak yazdığı şarkı sözleri üzerine derin araştırmalar yapmak gerekir.zamanında ingilizce hocamla şarkı sözlerini çevirirdik ve her defasında ağzım açık kalırdı.
futbolda tercümanlar için bir şart aranır.aynı zamanda futboldan anlayıp cümleleri bu oyunun mantığına göre çevirmesinin istenmesi gibi.leonard cohen de böyledir.şarkı sözleri direkt çevrilince vermek istediği mesaj asla alınamaz.
"18'imde hayalini kurduğum tüm kadınlarla, şimdi 60'ımda beraberim... size tavsiyem: zengin veya ünlü olun" cümlesiyle gülümseten, düşündüren first we take manhattan şarkısında sisteme lanet eden kanadalı şarkıcıdır.. şarkılarında genellikle kaybediş ve aşk acısı hüküm sürmekte olup bunalım anlarda şiir tadındaki şarkılarını dinlerken bir kadeh şarap ile bir sigara yakılası şahsı muhterem kişi..