gözleri çok iyi gören insanların anlayamayacağı zor durumda kalma halinin bir tezahürü.
aynı zamanda; bir başka alternatifinin -en azından benim için- "lensim/gözlüğüm yok, duyamıyorum" olduğu meşru bahane.
efendim, durum şöyle: farkında olmasak da, birine belirli bir mesafeden bir şey anlatırken, çok fazla mimik ve jestlere yüklenmekteyiz. özellikle ofis ortamlarında, birine söyleyecek şeylerimiz olduğunda, anlatacağımız şey her ne olursa olsun, kaş-göz el-kol yardımına başvuruyoruz.
bu sebeple, ben lensim ya da gözlüğüm olmadığında, karşımdakinin söylediklerini duyabilsem de mimik ve jestlerine hakim olamadığımdan söylenen şeyi hiçbir şekilde anlayamıyorum.
bir başka deyişle, ben gözlüğüm ya da lenslerim gözümde değilken görememenin yanında duyamıyorum da. valla ya.*
- dün niye selam vermedin len bana
- lensim yoktu görmemişimdir
- senin gözlerin bozuk muydu ya ?
- yoo
- ee, o zaman niye görmedin beni
- lensim yoktu
- e oğlum, senin zaten lensin yok ki
- ben de onu diyom işte, lensim yoktu görmemişimdir
- siktir lan
- ya ne kızıyon, yalan mı söylüyoz, lensim yok işte
- ya tamam, kes geyiği. akşam gidiyoz mu maça ?