jüpiter'in en ufak uydusudur. adını zeus'un bir kuğu görünümüyle kandırıp döllediği aetolia kralının kızından alır. bu birleşmeden de kastor ve pollüks isimli biri ölümlü diğeri ölümsüz olan ikiz kardeşler doğar.
leda
gidememiş yazardır. `@2016046 ` bu yazımdan sonra insanlar garip bir şekilde "gitmek" eylemini farklı bir anlamda uygulayabileceğimi düşünüp beni bu korkunç! kararımdan geri döndürmeye çalıştılar.çoğu beni tanımıyordu bile.çok dramatik..insan kendini melankoli kokan yağmurlu bir filmin depresif kahramanı gibi hissediyor.
bazen kaybedilecek şeyler insanın kendinden öte olabiliyormuş.hayat bir kez yaşanıyor onun bize anlayışlı olması için biz de ona anlayışlı davranmalıyız sanırım.başkalarına dostluklara hayata ve herşeyden zor ve önemli olanı kendine yeniden şans tanımalı insan.düşüp dizlerimi kanatmadan yürümeyi öğrenemem sanırım.canım acıyor,yalpalıyorum ama denemek güzel.ümidimin işkencesine katlanmak güzel.yeniden merhaba ben geldim.
öncelikle tanımadığım ama güzel yazdığını düşündüğüm bir yazar.
ayrıca yunan mitolojisinde zeus'un bir kuğu kılığına girerek aklını çelip yatağa götürmesi sonucu, helen (truva'lı güzel), clytemnestra (agamemnon'un aşifte karısı) castor* ve pollux'u ((iki yetenekli savaşçı) doğuran ölümlü.
içine sinmeyenlerin (bkz: @1668982) sebepsizliğini hayat teorisiyle (bkz: @1580338 )anlatan, bunu yaparken de kanımca delilikle dahilik arasındaki ince çizgi (bkz: @1778657) de dolaşan yazar.
çok uzun zamandır hakkında yazmak isteyipte, ancak şu anda gerçekleştirebildiğim.
kelimelerin tek düzeliğinden sıyrılan, kopyala yapıştır şeklinde günler eklediğimiz hayatı değiştirmeye çalışıp bir farkındalık yaratmayı başaran yazar.
bu koca minik dünyanın senin gibi insanlara ihtiyacı var gidersen yitip gidersin ama kaldığın müddetçe hep bir kazanma şansın / şansımız vardır.
bir gün tam zamanında beni bulup yalnız günlerimi değiştiren kişidir. artık şüphe yok, artık korku yok. artık nereye gideceğimi biliyorum.
bir zamanlar umudu çoktan kaybetmiş olduğum halde, umudunu kaybetmiş biri olmak istemediğim için sahip olmak istediğim umutlardan bahsederken, hayatın bana süpriz yaparak en çılgın hayallerimi bile aşıp, bu hayatta en çok sevdiğim şeyi karşıma getirmesi, umudu ve hayalleri kaybetmemek gerektiğini bundan sonraki hayatıma yetecek kadar öğretti bana. bir akşam vakti apartmanının önünde oturan küçük bir kızla derin bir anda gözgöze gelmiştim. bir tanıdıklık hissi; bütün hayatı film şeridi gibi gözlerimin önünden geçmişti. onun benim küçük kızım olmasını istemiştim o an. belki tanısaydım istemezdim, sonradan düşündüğümde onun babasını çileden çıkaran küçük bir cadı olduğuna emin oldum, çünkü benim hayallerimin başına genelde böyle şeyler gelirdi hep.
bir anda havaya karışıp yokolmak istediğim o uzun süreler boyunca dertleştiğim arkadaşlarımın çoğunun gözünde büyük ihtimalle tuhaf ve can sıkıcı biriydim. bazıları beni gerçekten anladı, onlara eski zamanları hatırlattım. yüz ifadelerini hatırlıyorum – anlıyorum seni (ama sen yakmışsın devreleri be kardeşim). anlaşılmamayı hiç sevmedim. bir insanla sohbeti aşıp muhabbet edebilmenin, paylaşmayı hissedebilmenin zevki her zaman vazgeçilmezim oldu. fakat bu bile, birinin gözlerindeki deryada hayatınızın bütün mecazlarının, ironilerinin ve gizemlerinin çözümünü görmenin verdiği sarhoşluğun yanında sadece bir gölge gibi.
hikayelerde mecnunların neden leylasıyla kavuşmadığını, kavuşsa bile neden sonrasının bize anlatılmadığını anlıyorum sanırım. sonrası çok daha özgür, çok daha güçlü, çok daha kendine has çünkü. güzel şeyleri anlatmak, güzel anları paylaşmak daha zor; seninleykense nefes almak gibi. artık kelimelerin ağzımdan çıktığı anda yerlere döküldüğünü, üzerime bulaştığını hissetmiyorum. artık şüphem yok, artık korkum yok. tutmamalı insan kendini ve kendini tutmadığında onu daha çok sevecek birileri olmalı. anlayabiliyorsun bunu. sağol.
iyi ki varsın.
biraz!! megaloman biri. yaklaşık 2 haftadır bana şöyle mi güzelim ne kadar güzelim en güzelim çok güzelim gibisinden söyleniyor mırıldanıyor ama ben duyuyorum hepsini. ekstradan sıcakkanlı bir yazar ve bunu kendisi söylemedi.
kimse söylemedi aslında.
karşıki dağları ben yarattım havasında olmayan biri. gecenin bir saatinde beyhude yere rahatsız etseniz necisin demez oturur konuşur üşenmeden. ben bile üşenirim bazen itiraf edeyim sallamayabilirim ama o öyle yapmıyor. nası derler hani.
hakkında o kadar giri girilince öldü sandığım yazar.
(bkz: noluyo lan matrix)
ayrıca megaloman falan da değildir, mükemmelliğini alçakgönüllülüğüne borçludur.*)" onmousedown="return bkc('2681098','%21%3Aswh%21%3A')">*
tıp okuyorum ayağına psikoloji dersleri aldığını düşündüğüm hatta direk psikoloji okuduğu kanısına vardığım insan. nazik saygılı dürüst kendine güvenen karşısındakinin de kendine güvenini getirebilen, sizi dinleyen, kendisi konuşup dinleten biri. en has psikologlara taş çıkarır gibi. çok güzel yemek de yapıyormuş. en inatçı lekelerin düşmanı. kosla veniş oksi misali.
ha bir de,
"onun gibi insan kaçırılır mı"
bunu da duydum.
leda bir sparta kraliçesi thestius'un kızı ve tyndareus'un karısı . leda bir gece odasındanken zeus kuğu kılığına girerek pencereden içeri giriyor ve o gece birlikte oluyorlar bu birliktelikten truva'nın yıkım sebebi helen dünyayı geliyor.leda lanetli bir. kadın olmalı leda'nın diğer kızı clytemnestra ise mycenae kralı, truva fatihi agamemon'la evleniyor. savaş sırasında clytemnestra aegisthus'la birlikte oluyor ve agamemnon'u öldürmeyi planlıyorlar. bunun bir sebebi agamemnon'un kızlarına ilgi duyması ve agamemnon'u öldürüyor.clytemnestra'da kendi oğlu orestes tarafından öldürülüyor.