|
|
- jüpiter'in en ufak uydusudur. adını zeus'un bir kuğu görünümüyle kandırıp döllediği aetolia kralının kızından alır. bu birleşmeden de kastor ve pollüks isimli biri ölümlü diğeri ölümsüz olan ikiz kardeşler doğar.
- leonardo da vinci'nin de resmettiği güzel prenses.mit.ayrıca nickim.
- girilerine şöyle bir göz attığım ve akabinde "gerçektende güzel yazıyor" diye düşündüğüm yazar kişi.
- leda
gidememiş yazardır. @2016046 bu yazımdan sonra insanlar garip bir şekilde "gitmek" eylemini farklı bir anlamda uygulayabileceğimi düşünüp beni bu korkunç! kararımdan geri döndürmeye çalıştılar.çoğu beni tanımıyordu bile.çok dramatik..insan kendini melankoli kokan yağmurlu bir filmin depresif kahramanı gibi hissediyor.
bazen kaybedilecek şeyler insanın kendinden öte olabiliyormuş.hayat bir kez yaşanıyor onun bize anlayışlı olması için biz de ona anlayışlı davranmalıyız sanırım.başkalarına dostluklara hayata ve herşeyden zor ve önemli olanı kendine yeniden şans tanımalı insan.düşüp dizlerimi kanatmadan yürümeyi öğrenemem sanırım.canım acıyor,yalpalıyorum ama denemek güzel.ümidimin işkencesine katlanmak güzel.yeniden merhaba ben geldim.(leda, 21.10.2007 00:04 ~ 14.02.2008 13:32)
- yeniden hoşgelmiş yazardır.
- öncelikle tanımadığım ama güzel yazdığını düşündüğüm bir yazar.
ayrıca yunan mitolojisinde zeus'un bir kuğu kılığına girerek aklını çelip yatağa götürmesi sonucu, helen (truva'lı güzel), clytemnestra (agamemnon'un aşifte karısı) castor* ve pollux'u ((iki yetenekli savaşçı) doğuran ölümlü.
- içine sinmeyenlerin (bkz: @1668982) sebepsizliğini hayat teorisiyle (bkz: @1580338)anlatan, bunu yaparken de kanımca delilikle dahilik arasındaki ince çizgi (bkz: @1778657) de dolaşan yazar.
çok uzun zamandır hakkında yazmak isteyipte, ancak şu anda gerçekleştirebildiğim.
- (bkz: kalite),(bkz: bilgi),(bkz: saygı)
- 99-00 öğretim döneminde uludağ üniversitesi kampüsü içinde yer alan çok büyük cafe.
- ankarada bir pastane ismidir ayrıca.
- herkes az buçuk sarhoş
herkes bir şeyler söylüyor
ama yalnız ikimizin sözcükleri
sarmaş dolaş
...
iki ses, iki bakış, gelişir nasıl
tek bir cümle gibi, sözlere karşın
- kelimelerin tek düzeliğinden sıyrılan, kopyala yapıştır şeklinde günler eklediğimiz hayatı değiştirmeye çalışıp bir farkındalık yaratmayı başaran yazar.
bu koca minik dünyanın senin gibi insanlara ihtiyacı var gidersen yitip gidersin ama kaldığın müddetçe hep bir kazanma şansın / şansımız vardır.
- bir gün tam zamanında beni bulup yalnız günlerimi değiştiren kişidir. artık şüphe yok, artık korku yok. artık nereye gideceğimi biliyorum.
bir zamanlar umudu çoktan kaybetmiş olduğum halde, umudunu kaybetmiş biri olmak istemediğim için sahip olmak istediğim umutlardan bahsederken, hayatın bana süpriz yaparak en çılgın hayallerimi bile aşıp, bu hayatta en çok sevdiğim şeyi karşıma getirmesi, umudu ve hayalleri kaybetmemek gerektiğini bundan sonraki hayatıma yetecek kadar öğretti bana. bir akşam vakti apartmanının önünde oturan küçük bir kızla derin bir anda gözgöze gelmiştim. bir tanıdıklık hissi; bütün hayatı film şeridi gibi gözlerimin önünden geçmişti. onun benim küçük kızım olmasını istemiştim o an. belki tanısaydım istemezdim, sonradan düşündüğümde onun babasını çileden çıkaran küçük bir cadı olduğuna emin oldum, çünkü benim hayallerimin başına genelde böyle şeyler gelirdi hep.
bir anda havaya karışıp yokolmak istediğim o uzun süreler boyunca dertleştiğim arkadaşlarımın çoğunun gözünde büyük ihtimalle tuhaf ve can sıkıcı biriydim. bazıları beni gerçekten anladı, onlara eski zamanları hatırlattım. yüz ifadelerini hatırlıyorum – anlıyorum seni (ama sen yakmışsın devreleri be kardeşim). anlaşılmamayı hiç sevmedim. bir insanla sohbeti aşıp muhabbet edebilmenin, paylaşmayı hissedebilmenin zevki her zaman vazgeçilmezim oldu. fakat bu bile, birinin gözlerindeki deryada hayatınızın bütün mecazlarının, ironilerinin ve gizemlerinin çözümünü görmenin verdiği sarhoşluğun yanında sadece bir gölge gibi.
hikayelerde mecnunların neden leylasıyla kavuşmadığını, kavuşsa bile neden sonrasının bize anlatılmadığını anlıyorum sanırım. sonrası çok daha özgür, çok daha güçlü, çok daha kendine has çünkü. güzel şeyleri anlatmak, güzel anları paylaşmak daha zor; seninleykense nefes almak gibi. artık kelimelerin ağzımdan çıktığı anda yerlere döküldüğünü, üzerime bulaştığını hissetmiyorum. artık şüphem yok, artık korkum yok. tutmamalı insan kendini ve kendini tutmadığında onu daha çok sevecek birileri olmalı. anlayabiliyorsun bunu. sağol.
iyi ki varsın.
var ol.
- şu sıralar kendisini fazlasıyla hırpalayan, hiç sevmediğim, ziyadesiyle aptal bulduğum ve artık susmasını istediğim yazardır.
|