• görseller

    • le scaphandre et le papillon
    • le scaphandre et le papillon
    • le scaphandre et le papillon
    • le scaphandre et le papillon
    • le scaphandre et le papillon
    • le scaphandre et le papillon
  1. hayalgücü, hafızası ve tek bir gözü ile jean-dominique bauby'nin hayatını anlatan, yaşatan demesi çok daha doğru film. öyle kareler ki büyüleyici, özenli bir belgesel gibi, gülen iç sesi ve esprileriyle sizi üzülmekten men ediyor. ota boka dertli misiniz, izlemelisiniz, ertelemelerde misiniz, belki de kitabınızı yazmaya başlamanın tam da sırasıdır.
    "okyanusun dibine sizinle gelmem benim için sorun değil, çünkü siz de benim kelebeğimsiniz..."
  2. bazen insanın hüzünü kaldırmadığı anlar olur. sizden tamamen bağımsız bir acıya tanık olamayacak kadar empati yeteneğiniz geliştiyse, sanırım bunu anlamak için en ideal film budur.
    filmin ilk yarım saati tamamen ana karakterinden gözünden aktarılıyor. belki bu onun iç dünyasını, ruh halini ve mağduriyetini anlamak için önemli ama sinefil sabrı denen şey yoksa sizi sıkabilir.
    mar adentro'yu sevenler mutlaka tadına bakmalı.
    ''sadece sol gözünü kullanabilen bir insana nasıl kitap yazdırılabilir'' sorusuna da cevap bulabiliyorsunuz.
    sanırım filmin kırılma noktası buydu. filmi bitirmekte güçlük çektim açıkçası. bu kadar dramatik bir filmi duygu sömürüsüne yer vermeden çektiği içinde yönetmeni de tebrik etmek lazım.
  3. e,s,a,r,i,n... diye gider. ama filmdeki güzel doktorun ağzından duymak pek bir güzel oluyor tabi.
  4. insanın yüreğini acıtıyor fakat duygu sömürüsüyle değil ya da en azından mar adentro gibi yapmıyor bunu. buradaki karakterimizin en büyük problemi iletişim. kırpabildiği tek göz kapağıyla başarmaya çalışıyor bunu. tabi etrafındaki sabırlı terapist ve doktorların da çok büyük yardımı var.

    --- spoiler ---

    bu tarz durumdaki hastaların tek tutunabildiği şey, hayalleri. bu filmde de karşımıza çıkıyor bu durum. jean dominique bauby de yatakta hiçbir şey yapamazken, kendisini dalgıç kıyafetinin içine hapsolmuş bir dalgıç olarak hayal ediyor. vücudu üzerinde hiçbir kontrolü yok, suyun altında, basınç ve kıyafetin ağırlığından dolayı hareket edemiyor. claude'u, platonik aşkla bağlandığı claude'u da kelebek olarak düşünüyor. fakat bunun aşk olup olmadığı da tartışılır bir durum aslında. minnet, anlayışlılığından dolayı duyduğu saygı, belki de en çok zaman geçirdiği insan olduğu için bir çeşit duygusal bağlanma. ama aşk?

    --- spoiler ---
  5. bir anda hayat beklenmeyen yöne kayar. her hangib birinin her hangi bir yerde her hangi bir zamanda başına gelebilir. sadece jean-do'nun hayatı değişmedi ailesinin ve dostalrının da. hayatına görev icabı giren insanların ise hayatlarını jean-do yaşama tutunmasıyla değiştirdi. sağlıklıyken güzel mutlu bir hayatı vardı ve bu hayatı sonuna kadar yaşadı jean-do. bedenen hiç bir şey yapamayacak hale geldiğinde ise, hatırladı. güzel günleri, bu hayata bağlanmanın verdiği bir armağandı. jean-do karakteri. sabah kalkıp işe giden akşam eve gelince tv'nin karşısına geçip futbol yorumlarını izleyip yemekten sonra, yatmaya giden birinin halini düşündürdü bana. gençken felçli gibi yaşar. yaşlandığında ise, çoktan öldüğünün farkında değildir.
  6. filmlerde gerçek hikayeler bir biçimde hissediliyor. hayal gücü gerçeklerden besleniyor.
    filmin sonunda, bu tür yaşam hikayelerinin sonunda hep geçen şu cümleler geçti yine aklımdan.
    "hayat boş, yeşil kırlara koş."
    koş koş tabii de, o da nereye kadar...
    sonra bir bira açtım.
    film, hiç zorlama yapmadan ve oldukça yalın bir biçimde alıyor seni, duygulandırıyor, azar azar morfini yer gibi oluyorsun, elden ayaktan düşünce, şöyle bir duvara çarpıyor, ne yaptın kardeşim diyemeden yine ılık sulara giriyorsun. bir ara artık sersemleyip temposuna giriyor ve bıçkın jean-dominique'le beraber eğlenmeye, sıkılmaya başlıyorsun. ne zaman jean-dominique'in içinden çıkıyorsun, çamura batıyorsun. çünkü film onun içinden çekilmiş, kamera da gözü. dışarı çıkarsan ve başkasının gözüyle filmi izlemeye başlarsan ılık su filan kalmıyor. buz kesip, yanıyorsun.
    filmden sonra konuşmak, anlatmak geliyor içinden ve yazmak...
    sonra bir bira daha açıyorsun.
    filmin sonunu okuyorsun.
  7. korsan düşmanı olmamı sağlayan film..ilk 10 dakkayı 12 kere üstüste izledim hayır bari bi atlat sonuna bak fln dimi yok dedim illa bi yerde düzelcek bu ama olmadı..olduramadım..