görseller
le scaphandre et le papillonle scaphandre et le papillon
le scaphandre et le papillonle scaphandre et le papillon
belki ilginizi çeker
  1. · jean dominique bauby
  2. · marie josee croze
  3. · art arda izlenmesi gereken filmler
  4. · the diving bell and the butterfly
  5. · film ekimi
  6. · mathieu amalric
  7. · bittikten sonra insanı mal gibi bırakan filmler
  8. · kelebek ve dalgıç
  9. · rahatsız edici filmler
  10. · kelebek ve dalgıç giysisi
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · aylin aslım
  2. · call of duty modern warfare 2
  3. · dersim katliamı
  4. · geniş aile
  5. · annenin gençlik fotoğrafları
  6. · allahın belası piç şerefsiz altıncı nesil yazarlar
  7. · aşk ı memnu
  8. · baş örtüsüyle türban arasındaki farklar
  9. · instituto de cervantes

le scaphandre et le papillon  

  1. vizyona girişinden evvel filmekimi'nde "kelebek ve dalgıç giysisi" adına sahipken vizyona "kelebek ve dalgıç" şeklinde girmiştir. ecaip olaylar dönüyor. güzel film.
    (lethromar, 31.01.2008 11:02 ~ 11:03)
  2. hayalgücü, hafızası ve tek bir gözü ile jean-dominique bauby'nin hayatını anlatan, yaşatan demesi çok daha doğru film. öyle kareler ki büyüleyici, özenli bir belgesel gibi, gülen iç sesi ve esprileriyle sizi üzülmekten men ediyor. ota boka dertli misiniz, izlemelisiniz, ertelemelerde misiniz, belki de kitabınızı yazmaya başlamanın tam da sırasıdır.
    "okyanusun dibine sizinle gelmem benim için sorun değil, çünkü siz de benim kelebeğimsiniz..."
    (heidi, 19.06.2008 23:25)
  3. marie-josée croze diye bir bayan var ki bu filmde* , kendisi aynen naomi watts ablamıza benzemektedir. yaşça daha küçük muhtemelen, ancak en az onun kadar güzel.
    (holden caulfield versus tyler durden, 18.07.2008 12:18)
  4. bazen insanın hüzünü kaldırmadığı anlar olur. sizden tamamen bağımsız bir acıya tanık olamayacak kadar empati yeteneğiniz geliştiyse, sanırım bunu anlamak için en ideal film budur.
    filmin ilk yarım saati tamamen ana karakterinden gözünden aktarılıyor. belki bu onun iç dünyasını, ruh halini ve mağduriyetini anlamak için önemli ama sinefil sabrı denen şey yoksa sizi sıkabilir.
    mar adentro'yu sevenler mutlaka tadına bakmalı.
    ''sadece sol gözünü kullanabilen bir insana nasıl kitap yazdırılabilir'' sorusuna da cevap bulabiliyorsunuz.
    sanırım filmin kırılma noktası buydu. filmi bitirmekte güçlük çektim açıkçası. bu kadar dramatik bir filmi duygu sömürüsüne yer vermeden çektiği içinde yönetmeni de tebrik etmek lazım.
    (pedesa, 12.08.2008 14:40)
  5. e,s,a,r,i,n... diye gider. ama filmdeki güzel doktorun ağzından duymak pek bir güzel oluyor tabi.
    (cellman, 23.09.2008 00:36)
  6. insanın yüreğini acıtıyor fakat duygu sömürüsüyle değil ya da en azından mar adentro gibi yapmıyor bunu. buradaki karakterimizin en büyük problemi iletişim. kırpabildiği tek göz kapağıyla başarmaya çalışıyor bunu. tabi etrafındaki sabırlı terapist ve doktorların da çok büyük yardımı var.

    --- spoiler ---

    bu tarz durumdaki hastaların tek tutunabildiği şey, hayalleri. bu filmde de karşımıza çıkıyor bu durum. jean dominique bauby de yatakta hiçbir şey yapamazken, kendisini dalgıç kıyafetinin içine hapsolmuş bir dalgıç olarak hayal ediyor. vücudu üzerinde hiçbir kontrolü yok, suyun altında, basınç ve kıyafetin ağırlığından dolayı hareket edemiyor. claude'u, platonik aşkla bağlandığı claude'u da kelebek olarak düşünüyor. fakat bunun aşk olup olmadığı da tartışılır bir durum aslında. minnet, anlayışlılığından dolayı duyduğu saygı, belki de en çok zaman geçirdiği insan olduğu için bir çeşit duygusal bağlanma. ama aşk?

    --- spoiler ---
    (sesfobik, 01.01.2009 01:31)
  7. bir anda hayat beklenmeyen yöne kayar. her hangib birinin her hangi bir yerde her hangi bir zamanda başına gelebilir. sadece jean-do'nun hayatı değişmedi ailesinin ve dostalrının da. hayatına görev icabı giren insanların ise hayatlarını jean-do yaşama tutunmasıyla değiştirdi. sağlıklıyken güzel mutlu bir hayatı vardı ve bu hayatı sonuna kadar yaşadı jean-do. bedenen hiç bir şey yapamayacak hale geldiğinde ise, hatırladı. güzel günleri, bu hayata bağlanmanın verdiği bir armağandı. jean-do karakteri. sabah kalkıp işe giden akşam eve gelince tv'nin karşısına geçip futbol yorumlarını izleyip yemekten sonra, yatmaya giden birinin halini düşündürdü bana. gençken felçli gibi yaşar. yaşlandığında ise, çoktan öldüğünün farkında değildir.
    (saki, 15.01.2009 02:29)
  8. elle dergisi editörü jean-dominique bauby'nin gerçek hayatından bahseden bir film. julian schnabel'e cannes film festivali'nde en iyi yönetmen ödülünü kazandırmıştır. insanın çabalayarak, yılmayarak tek gözüyle neler başarabileceğinin göstergesi. ağzı olup da cümle kuramayan insanlara tavsiye edilir.
    (tmb, 18.03.2009 16:45 ~ 08.06.2009 18:21)
  9. her insan son nefesini vermeden hayatını anlamlı kılacak bir şeyler yapabilir ve koskoca bir ömür, eriyip giden buzdağları gibi boşa harcanmamış olur. bunu sağlıklıyken de başarabilir bir insan ya da sadece sağ gözünü kırpabilirken de... insanı harekete geçiren, geçen her saniyenin boş yere geçmemesi için çabalaması gerektiği mesajını veren, güzel bir filmdir. görüntü yönetimi kusursuzdur. mathieu amalric jean-do rolünde döktürmüştür. mutlaka izlenilmesi gereken bir filmdir.
    (tyler durden, 31.05.2009 18:02)
  10. filmlerde gerçek hikayeler bir biçimde hissediliyor. hayal gücü gerçeklerden besleniyor.
    filmin sonunda, bu tür yaşam hikayelerinin sonunda hep geçen şu cümleler geçti yine aklımdan.
    "hayat boş, yeşil kırlara koş."
    koş koş tabii de, o da nereye kadar...
    sonra bir bira açtım.
    film, hiç zorlama yapmadan ve oldukça yalın bir biçimde alıyor seni, duygulandırıyor, azar azar morfini yer gibi oluyorsun, elden ayaktan düşünce, şöyle bir duvara çarpıyor, ne yaptın kardeşim diyemeden yine ılık sulara giriyorsun. bir ara artık sersemleyip temposuna giriyor ve bıçkın jean-dominique'le beraber eğlenmeye, sıkılmaya başlıyorsun. ne zaman jean-dominique'in içinden çıkıyorsun, çamura batıyorsun. çünkü film onun içinden çekilmiş, kamera da gözü. dışarı çıkarsan ve başkasının gözüyle filmi izlemeye başlarsan ılık su filan kalmıyor. buz kesip, yanıyorsun.
    filmden sonra konuşmak, anlatmak geliyor içinden ve yazmak...
    sonra bir bira daha açıyorsun.
    filmin sonunu okuyorsun.
    (kabaramazsınkelfatma, 08.06.2009 15:54)
  11. yürek burkan film. tek gözle yaşama devam etmek zorunda kalan jean-do nun bakış açısını yansıtmak için kısıtlı açılardan çekilen sahneler ve jean-do'nun görüş açısına girmek için eğilip bükülen insanlar filmi çok daha etkili kılar.
    ...
    only a fool laughs when nothing's funny
    (lenore, 16.06.2009 00:11)
  12. mar adentro ile benzeşik bir seneryosu var, işlenişi farklı olsa da birbirine çok yakın bulduğum filmler, formatı bilen izleyiciler tarafından rahatlıkla izlenebilir ama yok ben dramdan hoşlanmam hoplayan zıplayan insanlar görmek istiyorum diyorsanız spidermen e kadar yolunuz var. 10/7.0
    (arph, 04.07.2009 03:01)
  13. korsan düşmanı olmamı sağlayan film..ilk 10 dakkayı 12 kere üstüste izledim hayır bari bi atlat sonuna bak fln dimi yok dedim illa bi yerde düzelcek bu ama olmadı..olduramadım..
    (jose, 04.07.2009 03:07)
  14. en dokunaklı filmlerden biri.. o konumdaki birinin bakış açısı.. düşünceleri.. etrafındaki insanlar.. başka şekilde yaşamaya mahkum olan insanları anlayabilmek için izlenmesi gereken başarılı filmlerden...
    (sleeping with ghosts, 05.07.2009 16:35)
  15. -spoiler-

    bugün artık bütün varlığımın küçük ıskalamalardan oluştuğunu hissediyorum. sevmeyi bilemediğim kadınlar, hissedemediğim fırsatlar, kaçıp gitmesine izin verdiğim mutluluk anları, sonucunu önceden bildiğim ama kazananı seçemediğim bir yarış... kör ya da sağır mıyım ya da gerçek doğamı bulmak için bir felaketin ışığı mı gerekiyordu?

    -spoiler-
    (tatalu, 29.10.2009 16:46 ~ 16:47)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil