saint-exupery nin leziz romanı
küçük prens anlamına gelir.
antoine de saint exupéry nin masal kitabı.hayal kahramanı, sevimli, masum, saf yaratık.hayal gücü çok geniş-aslında sadece bi çocuk-.
sembolik yazım tarzıyla ve metaforlar kullanılarak çeşitli olayları, iyiyi ve kötüyü anlatan başarılı bir eser. çoğu sembolik eser gibi hem çocuklara hem de zeki yetişkinlere hitap etmektedir
*(mavio, 27.06.2004 23:52)
insanların kendi içlerinde yarattıkları paradoksları, açmazları küçük gezegenler kullanarak anlatan; büyük kavramları herşeyin en başından, çocukluktan başlayarak anlatan çok başarılı, çok derin kitap.
mayıs 2002'de mission sts 3 dahilinde iss ye yani uzaya götürülen dünyanın en güzel kitabıdır.
çocukluğumuzun beyaz atlı prensi, kahramanı..
her yıl en az bir kez okunması gereken kitap. her okunuşunda başka bir şey ifade eder. özlemler, yanlızlıklar, tutkular, aşklar, umutlar, yitirişler ve içselleşmek bastırır okurken. oysa yazar bunlardan direk bahsetmemiştir o an... sen okursun gülersin ve eğer bilmem kaçıncı kez dahi okurken ağladığını görürsen içindeki çocuğa elini uzatıp burnuna bi öpücük kondurursun. kitaba bakarsın, resimlere bakarsın, içindeki çocuğa bakarsın gözyaşları durmaz akar..
sevilir, tapılır ama herkesin küçük prens yerine koyduğu kişiyi bulması o kadar da kolay olmaz hayatta..
(bkz.
sevdiğini küçük prens zannetmek)
(bkz.
küçük prensi bulmak için yalın ayak yürümek)
dünyanın en güzel kitabıdır, düzenli okuyucularından biri olmaktan gurur duyuyorum. küçük prensin o saflığı ve yalnızlığı her okuyanın yüreğini parçalar. hatta belimde kendisinin dövmesi mevcuttur
antoine de saint exupery
ilk olarak 10 yaşında okuduğum herkesin anladığından farklı sonuçlar çıkardığım için suçluluk duygusu hissettiğim "dikkatsizsin sen" diye kendimi suçladığım, 15 yaşıma geldiğimde bir kez daha okuma şansına eriştiğim 5 yılın getirdikleri ve götürdükleri sayesinde farklı tatlar aldığım güzide kitap. bakalım 18 yaşın küçük prensi neler öğretecek yada 25 yaşın...
kendisiyle çok sevdiğim bir şahsiyet sayesinde tanıştım , ilk bölümünü okuduktan sonra keşke daha önce okusaydım dedim neyse ki çok geç kalmadan okumaya başladım ve yaratıcılığımı biraz daha arttırdı evet belki ben ukala bir insanım ama okuduğum , dinlediğim , izlediğim herşeyden ders ve örnek alırım ve eminim hayatım boyunca esinleneceğim , örnek alacağım süper bir konu özellikle küçük prensle yakından tanışınca bir başka oldu birde yeni baskısı çıkmış mutlaka okuyun derim ben belki basit bir kağıda basit bir koyun çizmenin bir insanı ne kadar sevindireceğini anlarsınız küçük şeylerden büyük mutluluk duymak gibi...
bunalıma girdiğimde,canım sıkkın olduğunda dönüp dönüp okuduğum güzel kitap.
küçük prens ve tilki arasındaki konuşmadan
- gel benimle oyna.o kadar mutsuzum ki..
- seninle oynayamam ben evcil degilim.
- a özür dilerim!"evcil" ne demek?
- sen henüz benim için dünyada yasayan diger çocuklardan hiç de farkli degilsin.benim sana ihtiyacim yok.ama senin de bana ihtiyacin yok.ben de senin için yüzbin tilkiden daha farkli degilim.ama beni evcillestirirsen birbirimize muhtaç duruma geliriz.sen benim için dünyada bir tane olursun, ben de senin için bir tane olurum.
"birinin sizi evcilleştirmesine izin verirseniz gözyaşlarını da hesaba katmalısınız" sözüyle bir çok acıyı özetleyen her an el altında bulundurulası kitap
keşke her şey eskisi gibi olsa...
selim ileri çevirisi, ikinci baskı (1995) sayfa 100-101
"geceleri gökyüzüne baktığında, onlardan birinde yaşadığıma göre, güldüğüme göre onlardan birinde, senin için bütün yıldızlar gülüşecek sanki.senin gülmesini öğrenmiş yıldızların olacak!
avunabildiğinde (üzüntüler nasılsa biter) beni tanıdığına sevineceksin. hep dostum olacaksın benim. benimle gülmek isteyeceksin. kimi zaman pencereni açacaksın, işte böyle, oralara bakınırken tanışların iyice şaşıracak. o zaman şöyle söyle onlara: 'evet, yıldızlara bakıp bakıp gülerim ben' çıldırdığını sanacaklar.iyice güç durumda kalacaksın benim yüzümden..."
yıllar sonra bir kez daha okumamla bana büyümenin ne boktan bi şey olduğunu hatırlatan kitap. dünyanın en güzel ve en hüzünlü kitabı.
"mosmor bir bay'ın yaşadığı bir gezegen biliyorum. mosmor bay, bir kez olsun çiçek koklamamış. bir yıldıza bakmamış hiç. kimseyi yürekten sevmemiş. sayıları toplamaktan başka bir şey yapmamış. senin gibi sayıklayıp durur bütün gün 'önemli bir adamım ben! önemli bir adamım ben!' ve şişinir bu sözleriyle. ama insan mı denir ona, mantarın teki!
milyonlarca yıldır çiçeklerin doğası dikenleri yaratıyor. milyonlarca yıldır koyunlar da çiçekleri yer. öyleyse sayısız güçlükle boğuşarak, çiçeklerin hiçbir işe yaramayan dikenlerini niye sürdüklerini, yeşerttiklerini kavramaya uğraşmak önemli değil mi? koyunlarla çiçeklerin arasındaki savaş da mı önemsiz? bütün bunlar o şişko mosmor bay'ın toplamalarından daha mı önemsiz, daha mı kaygılandırmayıcı? üstelik ben, bu koca evrende bir çiçek tanıyorsam, başka hiçbir yerlerde değil de, bir tek benim gezegenimde yeşeriyorsa bu eşsiz çiçek, günün birinde ne yaptığını bilmeyen bir koyun, bir koparışta, aklına estiği gibi tıkınmaya kalkışırsa onu, bunu da mı önemsemeyeceğiz?
milyonlarca ve milyonlarca yıldızdan herhangi birinde gövermiş bir çiçeği seviyorsa insan, mutluluğu için onlara bakması bile yeterlidir. şöyle der kendi kendine: 'onlardan birinde çiçeğim..' ama koyun çiçeği yerse, bütün yıldızlar sönüverir çiçekli kişi için! önemli olmayan bu mu?"
"gerçek şu ki ben hiçbir şeyi anlamasını bilemiyordum!söylenene değil yapılana bakmalıydım.o benim üzerime o güzel kokusuyla ışıltısını serpiyordu.ondan asla kaçmamam gerekirdi...o zavallı, basit oyunlarının ardındaki sevecenliği sezebilmeliydim.çiçekler öyle tutarsızlardır ki!ama ben onu sevmesini bilecek yaşta değildim henüz..."
dünyada en çok sevdiğim kitaplardan birisidir kendisi.kitapta küçük prens kendi gezeninden çıkar başka gezegenleri dolaşır ve en son dünyaya gelir.bu yolculuk sırasında ayyaş adamın gezegenine de uğrar ve onunla konuşur.kitapta en sevdiğim diyalog budur:
(kp:küçük prens aa:ayyaş adam)
kp:burada ne yapıyorsunuz?
aa:içki içiyorum.
kp:neden içki içiyorsunuz?
aa:unutmak için.
kp:neyi unutmak için?
aa:utandığımı.
kp:neden utandığınızı?
aa:içki içmekten.
(bkz:
kısır döngü)
son kez okuduğumda okuldayken bitirdiğim ve herkesin ortasında hıçkıra hıçkıra ağlamama sebebiyet vermiş olan kitap. akabinde insanlar çevreme toplanıp ne oldu yamukyumukpirenses demişler ve değişik yorumlarda bulunmuşlardır. ama hiçbiri bilmez ki küçük prensin yalnızlığını paylaşamadığıma ağladığımı
bu kitabı okuyup belli bir yaşa gelen her rahatsız ve tedirgin bünye denizin susmak bilmediği zamanda dalgaların üstüne doğru ''yanılıyorsunuz küçük prens asla sadece bir çocuk kitabı değildir'' diye bağırması gerekir..bu o kitabı okuyan herkesin bir borcudur..
kitap olarak algılayınca her çocuğun okuması gereken bir kitaptır, okunası kitaptır.
serbest çağrışımdan gidince
(bkz:
erkeklerin pipilerine isim takması)
yetişkin olunca ne hale geldiğimizi gösteren kitap. bu yüzden düzenli olarak okunması gerekir, zaten her okuyuşta ayrı bir tat bırakacak, yeni şeyler anlamamızı sağlayacaktır.
"eğer büyüklere, "güzel bir ev gördüm, kırmızı tuğlalı: pencerelerinden sardunyalar sarkıyor, damında ise kumrular var," derseniz, nasıl bir evden söz etmekte olduğunuzu bir türlü anlayamazlar. ne zaman ki onlara, "yüz milyonluk bir ev gördüm," dersiniz, işte o zaman size, "oo, ne kadar güzel bir evmiş!" derler gözlerini koca koca açıp."
(bkz:
http://www.1001kitap.com/... )
kitap güvesini kitap kurdu yapmak isterken kullanılması gereken malzemelerden biri küçük prens ve sevgili gezegeni...
(ksanikse, 18.08.2006 23:48 ~ 22.10.2006 23:46)
yazarı fransız olmakla birlikte ilk baskısı abd'de yapılan ve daha sonra fransızca'ya çevrilen 2006 nisan'ın da 60. yılı kutlanan, dünyada 150 dil ve diyalektte yayınlanan efsane kitaptır. 1989 yılında mali'de küçük prens zenci olarak tasvir edilerek yayınlanmış ve 2003 yılında ikinci baskısı yapılmıştır.
ekleme: kitabın abd'deki baskısı 6 nisan 1943 tarihinde yapılmıştır. küçük prens ve içerisindeki tiplemelerden 400'e yakın farklı ürün üretilmiştir (gözlük, kahve takımı, muhtelif oyuncak gibi). kitapta yer alan dessine-moi un mouton (bana bir koyun çiz) cümlesi bile telif haklarıyla korumaya alınmıştır fransa'da.
belli aralıklarla tekrar tekrar okunması gereken ve kaybettiğimiz bazı şeyleri tekrar bize geri veren başucu kitabıdır. bu bazı şeylerse çok önemlidir aslında ve okunarak sindirilmesi gerekir. çoçuk kitabıdır lakin asıl büyükler dikkatle okuyarak kendi adlarına bazı dersler çıkarmalıdırlar.