başı kasvet sanki. ama adamın üzerine çöken bir kasvet değil de mutluluk vaad eden bir kasvet. ilerisi bazen heyecanlı bazen dingin bir huzur, bir mutluluk... enstrümanların çeşitlenerek işin içine girmesi hayatın renklenişine, güzelleşmesine işaret gibi.
parçayı üç kısma ayırdım ben; birincisi ilk elli saniyelik kısmı. kasvetin hakim olduğu fakat umutsuzluğu da kalpten uzak eden kısım. bu elli saniyeden ikinci dakikaya kadar geçen kısım mutluluğun toprak altından boy gösterdiği kısım olsun dedim. son kısım da, dedim ki, mutluluk olsun. saf mutluluk olması iddiasında değilim, pek çok şey yaşatır o kısım. ama yaşattıklarının nihayete varışı hep güzel olur gibi geldi bana.