lazca kökenlerine göre ural altay dil ailesi içinde yer alır.lazcanın
ural altaydil ailesi arasında gösterilmesinin en büyük nedenlerinden birisi de bu dilin eklemeli olması gibi; cümle ve şekil bilgisi bakımından da ural altay dil yapısına benzemesidir.
dil bilimi açısından
lazcanın sınırlarını tespit etmek pek de mümkün değildir.net gibi görülsede içerisine girildiği zaman derin;nerde başlayıp nerde bittiği belli olmayan bir dil karşımıza çıkmaktadır.
lazca da diğer dillerde olduğu gibi yöre yöre hatta köy köy değişiklik gösterir.
pazar,
fındıklı,
arhavi,
hopa ve daha doğuda kalan kesimlerde fiil çeşidine göre cümle kuruluşları varken
ardeşende bu durum gözükmez.
benzer durumda
lazca ve
türkçenin etkileşim düzeylerine bakılacak olursa türkçeden lazcaya geçen kelime sayısı oldukça fazladır.resmi dilin türkçe olması,lazca dil kurumu gibi bir kurumun olmaması bunun en açık sebebidir.
lazca hızla yok olmakta olan bir dildir.fakat unutulmamalıdır ki bir dili yaşatacak olan dili konuşacak olanlardır.
dil üzerindeki çalışmaları yapanlara bakacak olursak;
*19yy ortalarında rosen ilk lazca grameri hazırlamış.
*prof.dr. niko marr 1910 yılında lazca gramer hazırlamış.
*faik efendi
*iskender citaşi 1929 yılında lazca gazete yayımlamıştır.
onların dışında;fahri kahraman,r.d. anderson,prof.dr. jozeph kipşidze,yılmaz avcı,ismail avcı bucaklişi,goichi kojima,prof.dr.georges dumezil de çalışmalar yapmışlardır.
ayrıca lazca 1920 li yıllardan bu yanayazılı dil haline getirilmeye çalışılmış.
sscbde lazca adına çok emek harcayan hoplaı iskender citaşinin kitabında bir çok lazca şiir hikaye tiyatro yapıtları vardı.vardı diyorum çünkü bu eserler
stalin in etnik gruplar politikası çerçevesinde laz okulları kağatılmış her türlü yazılı belgeler yakılmıştır.