|
|
- atatürkün eşidir fakat iddialara göre sevdiği kadın değildir. iddialara gçre mustafa kemalin gönlünde fikriye hanım vardır.
latife hanım, halit ziya uşaklıgilin yeğenidir.
söylentiye göremustafa kemal atatürk'ün tüm halka anlatmaya çalıştığı hayatta kadınların yeri büyüktür ve erkeklerle aynı haklara sahiptirler. atatürkün bu anlatımlarını desteklemesi, modern dünyadaki aile ilişkisini de göstermesi için bir eşe ihtiyacı vardır. bir izmir seyahatinde tanıştığı modern latife hanımda bu iş için biçilmiş kaftandır. fakat ne yazık ki mutlu olamazlar ve ayrılırlar.
- izmirin kurtuluşuna denk gelen zamanlarda atatürk izmir'dedir(eylül 1922).türk ordusu tarafından denize dökülen yunanlılar kaçarken kentde büyük çaplı yangınlar çıkarırlar.atatürk'ün karargahıda yangın bölgesine oldukça yakın bir yerdedir.latife hanımın babası uşakizade muammer bey mustafa kemal paşa ve heyetine, köşklerinin karargah olarak kullanılabileceği önerisinde bulunur.mustafa kemal paşa bu öneriye pek sıcak bakmadıysada kısmen daha güvenli bir bölgede bulunan köşkü karargah olarak kullanmaya karar verir.mustafa kemal paşayı köşkün kapısında :"paşam izmir'e gelişinizle millet muradına ermiştir. köşkümüze gelmenizle ben muradıma ermiş bulunuyorum" sözleriyle karşılar latife hanım. latife hanım birden fazla yabancı dili iyi konuşan,piyano çalan,ata binen yurt dışında hukuk ve siyaset eğitimi almış zengin ve izmirde tanınan bir ailenin kızıdır.babası uşakizade muammer bey zengin bir işadamı ve izmir'in eski belediye başkanıdır(izmir türk kolejinin bahçesinde bulunan ve şu an müze olarak korunan uşakizade köşkünde,muammer beyin o dönemlerde new york pamuk borsasında söz sahibi olduğu ve otomobili izmir'e ilk onun getirdiği yazılıdır).ayrıca izmirli tarihçi yazar yaşar aksoy,uşakizade muammer beyin sıkı bir vatansever ve bir eğitim gönüllüsü olduğunu söyler(köşkün bahçesinde masraflarını kendisinin karşıladığı,mahallenin fakir çocuklarının ücretsiz öğrenim gördüğü bir okuldan bahseder).tanıştıklarında mustafa kemal kırkbir,latife hanım yirmidört yaşındadır.mustafa kemal ve heyetinin köşklerinde kaldığı iki hafta boyunca latife hanım adeta bir yaver gibi çalışır.yabancı gazetelerin tercümesini yapıp,mustafa kemal paşa'nın sabah kahvesini o götürür.aradan zaman geçer,nerede bilmiyorum ama mustafa kemal paşa latife hanıma evlenme teklif eder,teklif kabul görür,çankaya'ya taşınırlar.latife hanım atatürk ile yurt gezilerine çıkar,hatta halka konuşmalar yapar.türkiye cumhuriyetinin ilk projelerinde onunda emeği vardır.fakat bu evlilik iki güçlü karakterin bir araya geldiği bir evlilikdir.sıradan bir çiftinki gibi değilse de onlarında uzlaşamadığı noktalar vardır.ilginçtir ki türkiye'de kadınlara temel hak ve özgürlüklerinin kazandırılması konusunda çok büyük bir pay sahibi olan latife hanım atatürk'den "boş ol" sözleriyle ayrılmıştır.bu boşanmadan sonra latife hanım'ın çok buhranlı dönemler geçirdiği,bir dönem kapısında nöbet tutan askerlerin olduğu bir evde yaşamak zorunda kaldığı,hayatdan koptuğu ama atatürk'e daima sadık kaldığı söylenir.öldüğünde hırkasının yakasında ata'ya ait bir kravat iğnesi bulunmuştur......
- bazı kaynaklarda kendisinden gururlu, onurlu bir kadın olduğu şeklinde bahsedilirken bazılarında fikriye hanımın intiharına sebep olduğu yazar. fikriye ve latife hanımla ilgili konular her daim biraz karanlıkta kalmıştır. ancak yaşadığımız ülkeyi kuran büyük önderinde elbette bir özel hayatı vardır ve kanımca bu derece irdelenip, bu kadar yazıya dökülmemelidir.
- "latife hanım" ipek çalışlar'ın kaleme aldığı biyografi kitabının adı... latife hanım'ı bugüne kadar kendisiyle ilgili yazılmış olanlardan daha detaylı ve çok yönlü bakış açısıyla değerlendirme ve tanıma fırsatı veren güzel bir biyografi kitabı...
- şaka hanım, şakacı hanım olarak da değerlendirebilir
-bizim bey çok üç kağıtçıdır!
-haha! bizim hanım latife yapar böyle arada bir.
- devlet işlerini engellemesi sebebiyle ekarte edilmesi yüzünden kendisine, bir nevi, atatürk'ün josephine'i de denebilir.
- türkiye büyük millet meclisine giren ilk türk kadınıdır, modern ve kültürlüdür, mustafa kemal atatürk'ün eşidir, kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesinde öncülük etmiş, ilk bağımsız türk kadını bir devrimcidir. atatürk o'na uşaki soyadını vermiştir, anlamı aşıklardır. sonradan harbiyede safir apartmanının 7. katını satın almıştır, bunun sebebi, tam karşısında duran ve aslını tam olarak yansıttığını düşündüğü atatürk heykelidir.
(rita, 19.05.2007 13:53 ~ 14:14)
- soyadı uşşaki'dir. bu yönüyle uşaklıgillerden ayrılır. uşaklıgil; izmirli uşakizade ailesinin soyadı kanunundan sonra aldığı hal olurken latife hanım uşşaki soyadını kullanmıştır. lakin kendisi de uşakizadeler'dendir.
- cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda abdullah gül' e karşı takınılan çekincelerden biri olarak, eşinin türbanlı olması dolayısıyla cumhuriyet resepsiyonuna katılmasının bu açıdan sakıncalı görülmesi durumuna karşın recep tayyip erdoğan'ın bu duruma örnek olarak gösterdiği türkiye cumhuriyeti'ni ilk cumhurbaşkanı gazi mustafa kemal atatürk'ün türbanlı eşi olarak yanında yer almış olduğunu belirterek karşı dayanak oluşturduğu hanımefendi.
- çankaya köşküne girdikten sonra tesettürünü çıkarma şerefini göstermiş türkiye cumhuriyeti'nin ilk first lady'sidir. ayrıca tbmm giren ilk bayandır.
- -evlenmeden önce mustafa kemal in yaverlerine ve tabi ki kendine adeta bir hizmetkar gibi pervane olmus; sıcaklık göstermiş ancak evlenir evlenmez sert tavırlar ve gazi nin etrafındakileri dışlar tavır içerisine girmiştir.
-tesettürlü degildir; türk halkının olumlu ilgisini çekmek ve onlardan biri olduğunu göstermek için gazi nin bilgisi dahilinde tesettürlü kıyafetler giydiği zamanlar olmuştur. türk halkı na örnek olması ve takip edilmesi için olumlu ilgilerine ihtiyacı vardı.
-türk kadınına haklar tanınmasına öncülük ettiği doğru ama eksiktir. bir dönem en büyük hayali milletvekili olmakti bu nedenle gazi nin kadınların seçilebilmesi ve buna benzer bazi haklara sahip olabilmesi için yasalar çıkarmasını istemiştir.
-zübeyde hanım kendisini görür görmez o nun gazi ye değil unvanlarına aşık olduğunu anlamış ve bu izdivacın yürümeyeceğini gazi ye söylemek için o nu çağırdıktan hemen sonra gazi yi göremeden vefat etmiştir.
- ilk ‘first lady’ de diyebiliriz.
mustafa kemal, uşşaki'lerin kızı latife hanımla evlendiğinde devletin 'first lady'sinin kim olacağı sorusu da yanıtlanıyordu. paris ve londra'da hukuk eğitimi görmüş latife hanım çankaya köşkü'nün hanımefendisi olarak değişim başlatacaktı. köşk'teki kadınsı dokunuşlar hemen rengini belli edecekti. latife hanım'ın mustafa kemal'le fırtınalı ve alengirli ilişkisi biliniyor, ama ya diğer kadınlarla ilişkileri?
misal latife hanım'la 'başvekil' eşi mevhibe hanımın ilk kez izmir'de karşılaşması son derece yayvan, gereksiz bir samimiyetle şekilleniyor. kanımca bu diyalog karaktere dönük kimi ipuçlarını da barındırıyor. ama dönem yazıcıları her iki 'lady'nin ilerki dönemde daha sıkı bir dostluğa giriştiğini söylüyor. neyse; latife hanım, ömer inönü'nün doğumunu kutlamak için mevhibe hanım'ı izmir'deki evlerinde ziyaret eder. gülsün bilgehan'ın kaleme aldığı "mevhibe" kitabında bu karşılaşma şöyle anlatılıyor:
"avrupa'dan alınmış şık tayyörü, kaliteli ayakkabıları ile latife hanım ayrıcalığını belli ediyordu. lohusa şerbetini yudumlarken, çocuğu kucakladı. “maşallah. allah bağışlasın efendim. ben bu kadar güzel çocuk görmedim" diyerek doğumu kutlar.
gülsün bilgehan'a göre iki kadın arasında o gün hayatlarının sonuna dek sürecek bir dostluk başlar. hiç bir zaman birbirlerine rakip olmayacaklardı. hatta bu arkadaşlıkları latife hanım'ın boşanmasından sonra da sürecekti. mustafa kemal'in de 'oluruyla' inönü ailesi dostluklarını latife hanım'dan esirgemiyeceklerdi.
latife hanım kısa süre de olsa çankaya köşkü hanımefendiğilini canı gönülden benimsemişti. hepsi kocalarının rollerinden mutluydu ve destek veriyorlardı. ancak 'kadınsı' çekişmeler de olmuyor değildi. latife hanım 'üstünlüğünü' vurgulamaktan hoşlanan bir hanımdı. özellikle baskın kimliği zaman zaman tartışmaları alevliyordu. gülsün bilgehan'ın kitabında yer verdiği tartışmalardan biri oldukça kayda değer:
latife hanım yine bir cumartesi günü köşkte konuklarını ağırlıyordu. birden konuklarına dönerek şöyle dedi: "eğer saltanat geri gelseydi. ben sultan olurdum" ve ardından da bolu mebusu cevat abbas bey'in eşine dönerek, ekledi: "sen de iyi bir 'dame d'honneur" olurdun!" cevat abbas bey'in eşi ise saltanat gelirse, ne olacağını anlamayınca da açıklamış: "hani saraylarda olur. kraliçelere yardım eden kadınlar vardır. onlardan."
gördüğünüz gibi her ne kadar devletin başındaki kadın da olsa, bir insan olarak latife hanım; ayar konusunda fevkalade bir direnç gösterebiliyor. mevcut konumunun getirdiği 'sonsuz hak' bilmeyi dahi yetersiz bulup, adeta kapak niyetine tepki verebiliyor. olmadı latife hanım, çok ayıp. geç yerine, sıfır.
|