yazarın notu:
spoiler içerir.
ryan gosling'in baş rolünde oynadığı 2007 yapımı bağımsız film. bu filmdeki rolüyle ryan gosling çeşitli ödüllere aday gösterildi. ayrıca senarist nancy oliver da oscar başta olmak üzere yine bir çok ödüle en iyi senaryo dalında aday oldu.
lars, babasından kalan evin garajında yaşayan asosyal bir gençtir. evde ise abisi ve karısı yaşamaktadır. garajda yaşamak ise lars'ın tamamiyle kendi seçimidir. kendini çevreden izole etme ihtiyacı duyan lars son zamanlarda bu kendini dinleme durumunun hastalık boyutuna ulaştığından bihaber hayatına devam etmektedir. onun için endişelenen yengesinin büyük çabalarına rağmen yalnız kalma konusunda istikrarlı bir tutum sergilemektedir. aslında her şey yengesinin bir bebeğinin olacağını öğrendikleri anda başlamıştır. bu olay onları lars'tan uzaklaştırıp birbirlerinden başka bir şey düşünmemeye itmiştir. yalnızlık artık normal seyrini terk edip hezeyana sebep olacak raddeye gelmiştir.
lars yalnızlığına çare bulmak için farklı bir yol tercih ediyor. kendisine plastikten bir sevgili sipariş ediyor. bu sevgilinin nasıl olacağına karar veriyor ve lars'ın hikayesi garajına teslim edilen kutuyu açmasıyla başlıyor.
bianca adını verdiği plastik bebeğe her anlamda kimlik veren lars aslında onu kendi zihninin yansıması olarak yaratıyor. bianca'nın geçmişini soranlara, "ailesi o bebekken ölmüş.kendisine acıdığı ve üzüldüğü yok.sadece o na normal bir insan gibi davranılmasını istiyor" diyor.
bianca'yı överken tanrı'nın onu insanlara yardım etmek için yarattığını söylüyor. aslında bu açıdan luc besson'un angel-a'sı ile benzeşiyor. ikisinde de karşılarındaki onlara tek bir şeyi öğretiyor; kendini sevmeyi.hatta angel-a da jamel debbouze'nin aynanın karşısında ilan-ı aşk ettiği o müthiş sahneyi hatırlayabiliriz.
aslında bianca erkekler için ideal kadın. asla şikayet etmiyor,daha iyisini aramıyor. ayrıca onun plastik olması da insanların kendisine dokunmasına izin vermeyen lars'ın oluşturduğu kalkanı kırmasını sağlıyor. ayrıca lars onu tekerlekl sandalyeye bağlı yaratıyor çünkü ona muhtaç olmasını istiyor.bu şekilde her zaman ona bağımlı kalacak diye düşünüyor.
lars bianca'ya aşık ve her şey hatta gerçekliği bile görmezden geliyor.onun harika biri olduğunu düşünüyor. çünkü başlarda ona ihtiyacı var. sonunda ise onun hasta olduğunu söylüyor. çünkü artık ona ihtiyacı yok.
bu lars'ın yalnızlık hikayesiydi. o , o kadar da garip biri değil sadece hikayesini bizlere anlatmak için bir referans ihtiyacı vardı . insanların onu sevdiğini anladığı anda mutlu sona ulaştığını fark etti. bianca'yı öptü ve hikayeyi bitirdi.
aslında hiçbirimiz sandığımız kadar normal değiliz. ufolara inanmak, kedilere elbise giydirmek falan da mesela çok normal şeyler değil. hepimiz bazen olmayan birine ihtiyaç duymadık mı? bu o kadar da kötü bir şey değildi diye hatırlıyorum ben!
son paragrafı ryan gosling'e ayırmayı bir borç bilirim şahsen . çünkü karakteri canlandırmada o kadar başarılı ki son zamanlarda gördüğüm en başarılı ve en samimi performanslardan birini sergilediğinden zerre kadar kadar şüphe duymuyorum. ileride çok başarılı bir oyuncu olacağına dair büyük umutlarım var. hatta daha da büyük umutlarım var ama kimse beni ciddiye almayacak diye söyleyemiyorum şu an!