görseller
lars and the real girllars and the real girl
lars and the real girllars and the real girl
belki ilginizi çeker
  1. · şişme kadınla evlenmek için belediyeye gelen erkek
  2. · şişme kadını aileyle tanıştırmak
  3. · ifistanbul
  4. · ryan gosling
  5. · delusion
  6. · şişme kadına aşık olmak
  7. · 80 inci oscar ödülleri
gündem
  1. · ezel
  2. · zongul ducks
  3. · soğuk havada kısa etekle dolaşan kızlar
  4. · kurban kesmeye karşı olan dallama
  5. · boylumlama
  6. · öğretmenler günü
  7. · the twilight saga new moon
  8. · mona rıza
  9. · megalomanyak

lars and the real girl  

  1. çok güzel bir senaryoya sahip olmasına rağmen içinde 2 tane amatörce hata bulundurmasıyla bütün saygınlığımı alıp götüren film. iki hata da mikrofonla ilgili. filmin başında gus ve karısı yataktayken ekranın tepesine dikkat edin... o da ne mikrofon sarkıyor. lars bowling oynamaya gittiğinde ise daha büyük rezalet var yaklaşık 10 saniye boyunca o mikrofon ekranda duruyor. festivalde izledim ben bu filmi ya. hani festival sırasında çok değerli afm bir çare bulup filmin sinema perdesindeki görüntüsünü kaydırıp bize bunu yutturmak istedi. ama seyirci alkışla protesto etti bu denemeyi. hatta seyircinin büyük bir çoğunluğu mikrofonu görmedi, belki bu olmulu gibi görünebilir ama afm karizmayı çizdi orası kesin. ama filmi tek başına alıp götüren isim ise bana göre şu anda yaşıyan en büyük sinema oyuncusu olan ryan gosling'di.
    (fakespeare, 19.02.2008 22:28)
  2. yazarın notu: spoiler içerir.

    ryan gosling'in baş rolünde oynadığı 2007 yapımı bağımsız film. bu filmdeki rolüyle ryan gosling çeşitli ödüllere aday gösterildi. ayrıca senarist nancy oliver da oscar başta olmak üzere yine bir çok ödüle en iyi senaryo dalında aday oldu.

    lars, babasından kalan evin garajında yaşayan asosyal bir gençtir. evde ise abisi ve karısı yaşamaktadır. garajda yaşamak ise lars'ın tamamiyle kendi seçimidir. kendini çevreden izole etme ihtiyacı duyan lars son zamanlarda bu kendini dinleme durumunun hastalık boyutuna ulaştığından bihaber hayatına devam etmektedir. onun için endişelenen yengesinin büyük çabalarına rağmen yalnız kalma konusunda istikrarlı bir tutum sergilemektedir. aslında her şey yengesinin bir bebeğinin olacağını öğrendikleri anda başlamıştır. bu olay onları lars'tan uzaklaştırıp birbirlerinden başka bir şey düşünmemeye itmiştir. yalnızlık artık normal seyrini terk edip hezeyana sebep olacak raddeye gelmiştir.

    lars yalnızlığına çare bulmak için farklı bir yol tercih ediyor. kendisine plastikten bir sevgili sipariş ediyor. bu sevgilinin nasıl olacağına karar veriyor ve lars'ın hikayesi garajına teslim edilen kutuyu açmasıyla başlıyor.

    bianca adını verdiği plastik bebeğe her anlamda kimlik veren lars aslında onu kendi zihninin yansıması olarak yaratıyor. bianca'nın geçmişini soranlara, "ailesi o bebekken ölmüş.kendisine acıdığı ve üzüldüğü yok.sadece o na normal bir insan gibi davranılmasını istiyor" diyor.
    bianca'yı överken tanrı'nın onu insanlara yardım etmek için yarattığını söylüyor. aslında bu açıdan luc besson'un angel-a'sı ile benzeşiyor. ikisinde de karşılarındaki onlara tek bir şeyi öğretiyor; kendini sevmeyi.hatta angel-a da jamel debbouze'nin aynanın karşısında ilan-ı aşk ettiği o müthiş sahneyi hatırlayabiliriz.

    aslında bianca erkekler için ideal kadın. asla şikayet etmiyor,daha iyisini aramıyor. ayrıca onun plastik olması da insanların kendisine dokunmasına izin vermeyen lars'ın oluşturduğu kalkanı kırmasını sağlıyor. ayrıca lars onu tekerlekl sandalyeye bağlı yaratıyor çünkü ona muhtaç olmasını istiyor.bu şekilde her zaman ona bağımlı kalacak diye düşünüyor.

    lars bianca'ya aşık ve her şey hatta gerçekliği bile görmezden geliyor.onun harika biri olduğunu düşünüyor. çünkü başlarda ona ihtiyacı var. sonunda ise onun hasta olduğunu söylüyor. çünkü artık ona ihtiyacı yok.

    bu lars'ın yalnızlık hikayesiydi. o , o kadar da garip biri değil sadece hikayesini bizlere anlatmak için bir referans ihtiyacı vardı . insanların onu sevdiğini anladığı anda mutlu sona ulaştığını fark etti. bianca'yı öptü ve hikayeyi bitirdi.
    aslında hiçbirimiz sandığımız kadar normal değiliz. ufolara inanmak, kedilere elbise giydirmek falan da mesela çok normal şeyler değil. hepimiz bazen olmayan birine ihtiyaç duymadık mı? bu o kadar da kötü bir şey değildi diye hatırlıyorum ben!

    son paragrafı ryan gosling'e ayırmayı bir borç bilirim şahsen . çünkü karakteri canlandırmada o kadar başarılı ki son zamanlarda gördüğüm en başarılı ve en samimi performanslardan birini sergilediğinden zerre kadar kadar şüphe duymuyorum. ileride çok başarılı bir oyuncu olacağına dair büyük umutlarım var. hatta daha da büyük umutlarım var ama kimse beni ciddiye almayacak diye söyleyemiyorum şu an!
    (setheleh, 07.04.2008 00:21)
  3. six feet under'ın senaristinin yazdığı filmdir. oyunculuk inanılmazdır. insanların zor durumlarla nasıl başa çıktıkları ve adaptasyon kabiliyetleri oldukça iyi işlenmiştir. konuyu ele alış, hakikaten six feet under'dan esintiler taşır. atmosfer olarak olmasa da, nüansı hissettirir. bir amerikan filminden ziyade, kuzey filmi hissiyatındadır. kesinlikle izlemeye değerdir.
    (marla singer, 15.02.2009 04:15)
  4. film bittikten sonra aklımda büyük bir soru işareti kaldı; gerçekten yaşansaydı böyle bir şey ne olurdu? bir insanın iyiliği için olmayan birini bir birey gibi kabullenip ona hastalandı diye sahte bir acil müdahale yapar, öldüğünde de sahte bir cenaze töreni mi düzenlerdik, yoksa "deli la bu!" diye onu zihninde var eden adamı ilk fırsatta tımarhaneye mi kapatırdık..

    sanırım hayatı kolaylaştıran da zorlaştıran da insanların çevresi ve biz çoğu zaman her şeyi daha da zorlaştırmaktan başka bir işe yaramıyoruz.

    bir de, bir insanın oyuncak ayıya kalp masajı yapacak kadar hassas ve sevimli olması için illa anormal mi olması lazım yahu..
    (çoğunlukla zararsız, 27.06.2009 22:52)
  5. lars karakteri filmdeki en aklı başında insandır bu arada.tüm kasaba çatlak olabilir mi?bi de kim bu senaryoyu yazdıysa o zatın hayalgücünü çok pis kıskanıyorum.
    (holzlöffel, 27.06.2009 23:04)
  6. filmde tek bir gülme efekti, gülme sahnesi olmamasına rağmen izlerken katıla katıla güldüğüm, işte yaratıcılık budur dediğim efsane film.
    (yettingu, 29.08.2009 14:08)
  7. janrına fedakarlık yazılabilinecek bir film. o nedir öyle ya abisinin bütün kasabanın yaptıları özellikle yengesinin (yenge deyince bi garip oldu ). ben olsam "la bi git, manyak" derdim sanıyorum. trajikomik de gayet, izlenilesi.
    (elfa, 16.09.2009 19:38)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil