• videolar

  1. 10 mg ve 25 mg lık versiyonları bulunan antidepresandır. ancak sadece depresyon hastaları için kullanılmamakta, migrene de nefis gelmektedir. bu tip ilaçları kullanmak pek hoş birşey olmasa da, insanın bazı durumlarda başka çaresi kalmamaktadır. 10 mg, akabinde 25 mg yeterli gelmezse, toplam 35 mg olarak önerilmektedir. kişi, "kafa yapıyomuş abi" diyerek öyle arada bir alırsa tabi ki uyku hali yapmaktadır. ancak ilaca gerçekten ihtiyacı bulunan kişi günde 35 mg alarak da gayet sabah 6 da kalkıp okuluna gidebilmekte, bir sorun yaşamamakta, hatta bazen uyuyamamaktadır. uyuyamama durumlarında yatma saatinden 2 saat önce alınması önerilir. ancak her antidepresan için geçerli olan, doktor kontrolünde kullanma (kafaya göre ilaç almama -ki bu durum ülkemizde bol bol görülür-) ve gerçekten çok ihtiyaç duyulmuyorsa kullanmama önerilmektedir.
  2. unutmadıysam şişe'de kırmızı toplar halinde bulunan bir ilaçtı bu.
    fakat alındığında sadece gece uykusu değil, günün her saati uyutan ilaçtı.
  3. kullanıma ilk başlandığında, akşamları içtikten sonra sağlam bi neşeye sahip olunmasını sağlayan ilaç. ama ilerleyen zamanlarda bu etkisi azalıyor. özellikle migreni olan hastalar için, mucize gibi geliyor bu ilaç. sabah dinç kalkılmak isteniyorsa, akşamları erken bir saatte almanın faydalı olacağı kesindir. ayrıca gun içersinde öğle ya da ikindi saatlerinde aldığınızda, bir takım güçlükler iletişim zorluğu yaşamanız muhtemeldir. bu yüzden akşam alınması önerilir. migren hastalarında, zamanla dozu artılırılarak alınan bir ilaçtır. küçük pembe haplar şeklinde, 10 mg ve 25 mg versiyonları bulunmaktadır. her antidepresan gibi, zamanla dozu azaltılarak bırakılmalıdır, ani bırakmalarda bir takım dengesizlikler ve uyku bozuklukları görülmesi muhtemeldir.
  4. uyku ilacıdır kendisi, migrene depresyona iyi geldiği doğrudur, lakin adamı öyle bir uyutur ki, ne migren kalır ne de depresyon. ayrıca kafa yapmadığını da rahatlıkla söyleyebilirim, şöyle ki;

    sene 2001. lise ikideyim ve çok azgınım, hani bıraksalar ankara genelevinde canlı dişi bırakmam en azından kendimi o kudrette görüyorum; müfredatın* da tabir i caizse ''light'' lığı dolayısıyla en az benim kadar azgın arkadaşlarımla günümü gün ediyorum. bu sırada bahar ayları geliyor ve bizim ibreler bir yerlere vurmuyor, patlıyor ''gelir bahar ayları gevşer gönül yayları'' misali. hormonlar emrediyor, ya bir bayan arkadaş bulunacak ve onunla birşeyler(!) yapılacak ya da bünye tamamen itliğe serseriliğe verilecek. kendi adıma konuşmak gerekirse, okulda kötü bir şöhretim olduğundan (kessinlikle hiç bir kızla konuşmaya götüm yemediğinden değil) kendime kimseyi bulamadım; diğer arkadaşlarım ise sadece çirkindi*. her zamankinde daha sap olan arkadaş grubumuz böylelikle ikinci yoldan ilerledi ve serseriliğe başladı, eline de ilk olarak o yaşlardaki bütün serserilerin elinde muhakkak bulunması gereken ilk şeyi aldı, yani içki şişesini. artık gelsin boş derste biralar, gitsin öğle tenefüsünde votkalar, okul çıkışında şaraplar derken göz altları morlaşmaya, eve akşam dokuzdan önce girilmemeye, zaten iyi olmayan notlar tepetaklak aşağı inmeye başlamıştı.

    bu sırada bu arkadaş grubundan en bi yakın olan arkadaşım eren'in ailesi, eren'in durumundan kıllandıkları için elemanı psikoloğa götürürler. eren, alkol problemini anlatırsa başına geleceklerden tırstığıdan dolayı psikoloğa sadece uyku problemi olduğunu söyler. psikolog da eren'in ruhsuz kişiliğini depresyona bağlamış olacak ki, eren'e hem depresyonu, hem de uyku problemi için, eczanelerde reçetesiz satılan (o zamanlar reçetesizdi, şimdi nedir bilmiyorum) laroxyl adlı antidepresanı verir.

    eren ertesi gün okula geldiğinde bize başından geçenleri anlattı ve ilacı gösterdi. biz de o sıralar her türlü antidepresanın kafa yapacağına inanan salaklar olduğumuzdan, iki kişi bu küçük turuncu-kırmızı haplardan öğle teneffüsünde adam başı beşer tane yuttuk. sonra ben, diğerinden daha salak olmalıyım ki eren'den beş tane daha alıp onları da yuttum ve yapacağı kafayı beklemeye başladım. öğle teneffüsü bitti, aradan yarım saat kadar geçti, biz edebiyat dersine girdik. tam o sıralarda göz kapaklarım ağırlaşmaya, kafam yana doğru düşmeye başladı. artık uyumak için durdurulamayan bir istek duyuyordum ve bu sadece lafta kalmadı, kafam önüme düştü ve uyuyakaldım. bu olay yaklaşık öğlen bir buçuk sıralarında meydana gelmişti. ben kendime geldiğimde ise ertesi gün saat sabah onbir buçuktu.

    sıra arkadaşımın anlattığına göre, edebiyat hocası uyuduğumu görünce ilk önce ''evladım kalk, naapıyorsun'' diye bağırmış, benden bir tepki alamayınca yanıma kadar gelmiş ve ''kalksana oğlum'' diyerek dürtmüş, ben hala tepki vermeyince sıra arkadaşıma ''bu birşey mi içti çabuk söyle bana'' diye sormuş, ondan aldığı ''yok hocam iki gündür hiç uyumadı, sızdı galiba'' cevabına karşılık ''benim dersimde kimse uyuyamaz, hiçkimse'' diyerek çemkirmiş ve enseme var gücüyle bir tokat patlatmış, benden hala hiçbir yaşam belirtisi gelmeyince ''eeh bana ne be'' deyip yakamdan düşmüş (o sene edebiyatım bir geldi). ardından okul çıkışında, sadık sıra arkadaşım beni konya yolu'ndan dolmuşa bindirmiş, ben allaha emanet, nasıl olduysa uyku halimi hiç bozmadan dolmuştan inmiş, indiğim yerle ev arasındaki 300 metrelik mesafeyi aynı modda yürümüş, eve girmiş ve uyumuşumdur. ertesi sabah annem beni kaldıramamış, ''hasta galiba'' diyerek beni kendi halime bırakmış, ben ise dediğim gibi ancak saat onbir buçukta susuzluktan ve açlıktan kurumuş bir halde, sidik torbam patlamak üzereyken kalkabilmişimdir.

    sonraları bu hikayeyi anlattığım bir arkadaş, bayağı bir güldükten sonra şöyle dedi:

    -oğlum o haptan benim babaanneme vermişlerdi, kadıncağız yarım hapla üç gün esniyordu be.

    yaa işte böyledir laroxyl, kesinlikle kafa yapmaz ama süper uyutur, uyku sıkıntısı çekersem ilk alacağım ilaçtır.

    not : ilaçtan içen diğer arkadaşım okula iki gün gelmemişti.
  5. eczanelerden 2 tl'ye temin edilebilen ilaç. uzun yolculuklarda bebek gibi uyutur. molalarda inip tuvalete girer, otobüse dönüp tekrar uyursunuz. bünyeyi stand-by moda sokar. böbrek rahatsızlığı olanlara tavsiye edilmiyor.

    edit: ytl tedavülden kalkmış yæ. ilacın güncel fiyatına da buradan bakmayın zaten bi zahmet.
  6. piyasadaki en uygun(maliyet açısından) antidepresandır fakat şu aralar 10 luğu üretilmemektedir. fiyatının düşük olması bazen olumsuz etki bırakır. eczacıya şu sorunun sorulması muhtemeldir. ''bana bu fayda etmiyo yav , bunun daha tesirlisi yok mu , şöyle xanax, rivotril , diazem gibi.'' (bak sen tüm yeşil reçeteye tabi ilaçların da ismini bilirmiş)
  7. bir seferde beş altı tane almıştım geçenlerde uyuttu tabi. güzel ilaç, reçetesiz satılıyor olması sağdan soldan kolay temin edilmesi ise daha çok alma isteği uyandırır bünyede.
  8. 3 tane atarsan içinde yılan dolaştığını 6 tane atarsan şeytan dolaştığını sanıyorsun. gerkmiyorsa denenmesi asla tavsiye edilmez