sözlükte okuduğum bir giriden sonra birden durdum, üslup aynı. nasıl olur dedim. hemen nicke baktım ve o da ne? langara.
uzun zamandır tanıdığım bir arkadaşımın kullandığı bir nick. hemen bütün girilerini arattım ve okudum. evet evet bu kesin o olmalıydı.
nesildaşım, çok sevdiğim arkadaşım, öğretmenim olan arıcık. hoşgelmiş sözlüğe. eminim okuduğu polisiye - gerilim ve tarih kitapları hakkındaki bilgilerini ve fikirlerini cömertce yazacak, bizimle paylaşacaktır.
he bu arada hastaneler, doktorlar ve panik atak konusundaki bilgilerinden ise hiç söz etmiyorum bile.
daha fazla uzatmıyor ve giderken bu girideki yazım yanlışlarımı bul ve beni uyar diyorum kendisine.
ilk mesajımdan sonra beni falcı büyücü ilan etmiş yazarımızdır.bari sen yapma diyor kınıyorum.uzun aradan sonra sözlüğün bana yaptığı bu güzelliğide unutmak ne mümkün.iki sene aradan sonra sözlükte buluşabilmemiz de büyük şans.
lisede yaptığımız voleybol maçlarından sonra,hadi gel kur takımını bakalım demeye azıcıkta tırsmıyo değilim hani.borçlu olduğu piknik programını yeniden planlamasını diliyor ve hoşgeldin diyorum
jean-christophe grangé sayesinde tanıştığım, kısa sürede abim olmuş yazar. kitap en iyi arkadaştır lafının kanlı canlı delilidir. kendisi gıcık bir öğretmen adayıdır, tıp fakültelerinde dersi okutulması gereken bir hastalık abidesidir, çekirgemdir. kendisine buradan selam eder, 1220 sayfalık kpss kitabıyla ona iyi bir çalışma yılı dilerim.
not: kpss'de hedefi 89+1 miş efendim, ayrıca bakışları da çok can yakmışmış.
günlerdir bilgisayarın başına geçip hakkında üç beş ıdı vıdı yazmak için kendimi zorladığım yazarcığımdır kendisi.bu girişimimi kendisine aktardığımda "dostum kağıda yaz öyle sözlüğe aktar ben hep öyle yapıyorum" diyerek beni şaşırtmıştır kendisi.bir türkçe öğretmenine bilgisayar kağıt kalem farkeder mi hiç deyip kınıyorum.
fütursuzca oyunlara kanmaktan hiç sıkılmıyor bu aralar, dinlemekten çok anlatmayı seviyor fakat bastırmayı başarıyorum bu yegane isteğini.ayrıca iki adet forma borcu da vardır bana efendim burdan hatrlatıyor ve gecikmemesi için göz dağı veriyorum..hıhıı duydun evet ulaştı sağol.(geciken formalar kabul edilmez ve yerine altay forması talep edilir.)
günlük hayatta tartışırken son derece zevk alacağınız bir yazar efendim kendisi. ziyadesiyle, demagojinin dibine vurup alakasız şeyleri savunup kendisine ayar verebilirsiniz. zira, tahammül denen şeye sahip olmayan bir varlık olduğu için, genelde illallah ediyor, susuyor bildiğin.
bunun dışında 4 senedir aynı sınıfı paylaşmış olmamıza rağmen tadına 4. ve son sene bakabildiğim insan.
yeni evine taşınmış yazar kişisi. kişi mi dedim yok yok dostum. tarihi eser kaçakçısı aynı zamanda. yeni evine taşınmış bulunmakta tarihi esermiş hem neler yokmuşki. ben bir tane plak sözü aldım. saat de varmış, baston bile varmış lan ve polonya yapımı bir mızıka. en güzide parça olsa gerek.
kpss den sonra gelip saatlerce bana ağlayan insan afedersin insancık. şimdi de gelmiş ben derece yapıcam diyor. bence ne dediğini bilmiyor ya da kim olduğunu.
efendim kendileri uzun bir aradan sonra sahalara geri dönen trabzonspor forvetidir. dönüş tarihinin nobel barış ödülünün obamaya verilmesi ile ne kadar alakası var bilemiyoruz ama sahalara yine trabzonspor ile alakalı bir giri ile dönmesi bizi memnun etmiştir.
zamanın birinde, kendisi ile konuşurken bana, 'ben senin arkadaşın olmasaydım ne olurdu? sanki daha iyi olurdu.' gibisinden saçmalamıştı. düşündüm, sonra da üşenmedim yazdım işte ne olurdu.
sen langara kişisi, eğer sana o gün hiç mesaj atmamış olsaydım;
- kızılırmağın türkiye'nin en uzun nehri olduğunu unutamayacağın şekilde öğrenememiş olacaktın.
- belki bu sözlükte hiç yazar olmayacaktın.
- o gün o yolu yürümek zorunda kalıp, baştan aşağıya ıslanmamış olsaydık, ben şemsiyenin gerekli ve neredeyse en yararlı icat olduğuna asla ikna olmayacaktım.
- hayatım boyunca hiç trabzon spor maçına gitmeyecek, o formayı giymeyecek, hatta bir trabzon spor forması sahibi olmayacak ve maçta arkadaşımdan şiddet görmeyecektim.
- henüz öğretmen bir arkadaşım olmamış olacaktı.
- farkedemeyecektim.
- asla iki yüz tane mektubum, iki bin tane ayracım olmayacak, çirkin yazı okuyamayacak, kiril alfabesini öğrenemeyecektim. yazmayı bu kadar erken, bu kadar çok sevmeyecektim.
- tutunamayanları en az 3 kere okumuş, elif şafak ı belki hiç sevmemiş ve ahmet turan alkanla hiç tanışmamış olacaktım.
- bu kadar çok iddia kazanamayacaktım.
- bana gönderilmiş kargoyu, gönderilmek üzere bırakıldığı şubeden almak zorunda kalmayacaktım.
- kimseye kitap hediye edemeyecek ve bunun ayrı zevkine asla varamayacaktım.
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmağa gerekli özeni göstermeyecek, doğru düzgün türkçe yazamayan olarak devam edecektim.
- kitapkahvesi fikrine hiç bukadar yaklaşmayacaktım.
- organ nakli yapsam mı diye hala düşünen ve karar veremeyen kalacaktım.
- bu kadar çabuk atlatamayacaktım.
- bıkmadan dinlemeyi öğrenemeyecektim.
- her yazdığım bu kadar çok eleştiren biri hiç var olmayacaktı. ben yazdıklarımı hevesle kimseye gönderemeyecektim.
- bana 'hayatın boyunca seninle olabilecek bir insan var mı sanıyorsun' dediklerinde aklıma bir isim gelmeyecek ve gülümseyemeyecektim.
- dost kelimesinin içi bu kadar hiç dolmayacaktı benim için. hep dostlarım olduğunu sanacaktım.
- bilmeyecektim dost.
- bilmeyecektim.