- geçen sene yaptığım biyografi tarzı bir yazı (trockya dergisinden alıntıdır.)
lamb of god
randy blythe: vokal
mike morton: gitar
willie adler: gitar
john campbell: bass gitar
chris adler: davul
grubun kuruluşu 1990'lara dayanıyor. mike morton , chris adler ve john campbell'in aynı üniversitede okudukları ve birbirleriyle tanışmalarıyla grup kurulup çalışmalara başlanıyor. okuldan mezun olduklarında mike morton master yapmaya giderek gruptan ayrılıyor. onun yerine gitarist bulunarak yola devam ediyorlar. bu sırada gruba brutal ve scream vokalleriyle ünlü randy blythe katılıyor. ''burn the preist'' albümü çıkıyor. bu sırada çalışmalar hızla devam ederken mike morton master dan dönüyor ve gruba yeniden katılıyor. boşalan 2. gitara da chris adler in kardeşi willie adler geçiyor. 1 yıl sonra isim değişikliği yaparak lamb of god adıyla çıkıyorlar.
işte tüm bu olaylardan sonra ''new american gospel'' isimli albimleri piyasaya sürülüyor ve albüm heavy metal dünyası için patlama yapıyor ve ''metalcore'' tarzı için büyük bir devrim yaratıyor. ardından ''as the palaces burn'' isimli albümleri çıkıyor. bu albümde yer alan '''11th hour'' isimli parçalarına klip çekiyorlar ve amerikanın ırak'a yaptığı zulümleri gösteriyor. bu klip birçok kanal tarafından sansürleniyor.
evet yanlış duymadınız lamb of god amerikalı bir grup olmasına karşın amerikaya yaptığı zulümler dolayısıyla karşıdır. bu şekilde olupta amerikaya karşı olan kaç grup tanıyorsunuz? hatta ''terror and hurbis'' isimli dvd lerinide bu arada çıkarttılar. ve ardından ''ashes of the wake'' albümünü... işte bu albüm beni lamb of god ile tanıştırdı. şarkılardaki gitar riffleri olsun, davulun atakları ve vokalin brutalleri beni çok etkiledi. sonrada bütün albümlerini dinledim. o zaman işte şok olmuştum çünkü bambaşka riffler bambaşka ataklar kullanıyolardı. metalcore'un farkına işte o zaman vardım. bambaşka soundlar elde ediliyor ve heavy metalin dengesini bozmuyor. bu konuda ''death'' grubuda mükemmeldir. kullanılan gitar riffleri hiçbir metal şarkısına benzemiyor.
bu arada philadelpia da verdikleri konserdeki kayıtları ''killadelphia'' adlı bir cd de hayranlarına sunuluyor. bu konserde ''ashes of the wake'' albümünden birçok şarkı bulabilirsiniz. konseri tamamen dinledim ve gerçekten o riffleri birebir yapıyorlar. yani kayıtta başkası çalmıştır olayı yok kesinlikle :). gerçektende mükemmel bir konser olmuş ve hayranların sesleri yeterince duyuluyor. ardından daha yeni olan ''sacrament'' adlı albümleri çıkıyor. şiddetle tavsiye ederim...
genellikle turnede olan bu grubun konsrleride çok heyecanlı geçiyor. ''black label'' adlı şarkılarıyla deliren seyirci wall of death adlı bir pogo ile eğleniyorlar. wall of death pogosunu kısaca şöyle açıklayabilirim:
seyirci ikiye ayrılıyor. yani sahnenin önü bomboş oluyor ve herkez iki yanda oluyor ve şarkının başlamasıyla ikiye ayrılmış seyircinin birbirlerine doğru koşarak hızla pogo yapıyor. eminim orda olmak istemezsiniz. ama ben öyle çok istiyorumki...
dinlenmesi kesin gereken şarkılar:
-now you've got something to die for
-laid to rest
-11th hour
-what ı've become
-black label
-ashes of the wake(lamb of bass, 08.11.2007 07:09)
- vize veya final için sabahlanacaksa, uykunun en pis çöktüğü sabah 6 ile 8 arasında dinlenildiği zaman gözleri faltaşı gibi açtıran ve uykuyu kaçıran metal grup.
(bkz: sınavlara lamb of god ile hazırlandık)(retrospect, 24.06.2008 20:38 ~ 20:39)
- bir psyclon nine şarkısıdır ki icra ettikleri müzik türüne göre bu şarkı mind blowing'dir. altın nallıdır. dinlerken; ıslak insanlarla dolu beyaz ışık yanıp sönmeli bir ortam canlanıyor gözde. damlalar havada uçuşuyor falan. ağır çekim.
the children will suffer underneath a cold black sky
a testament to their heathen destruction
broken teeth on blood soaked soil
from the smiles of religious seduction
wretched disease only foreplay to pain your fates pre-ordained
broken soul of a time before time
put to death but i cannot die
refuse called from a life of anguish
spreading disease to kill the sacred lamb of god(weirdlola, 08.07.2008 22:53)
- (bkz: omerta)
(mytilusedulis, 08.07.2008 23:08)
- grubun diskografisi;
2000 - new american gospel;
black label
a warning
in the absence of the sacred
letter to the unborn
the black dahlia
terror and hubris
the subtle arts of murder and persuasion
pariah
confessional
o.d.h.g.a.b.f.e.
2003 - as the palaces burn;
ruin
my redemption, your demise
purified
11th hour
take you away
boot scraper
in defense of our good name
a devil in god's country
blood junkie
vigil
2004 - terror and hubris (dvd)
2004 - ashes of the wake;
laid to rest
hourglass
now you've got something to die for
the faded line
omerta
blood of the scribe
one gun
break you
what i've become
ashes of the wake
remorse is for the dead
2005 - killadelphia (dvd ve konserde yer alan şarkılardan oluşan cd)
2006 - sacrament;
walk with me in hell
again we rise
redneck
pathetic
foot to the throat
descending
blacken the cursed sun
forgotten (lost angels)
requiem
more time to kill
beating on death's door
2008 - walk with me in hell (dvd)
2009 - wrath;
the passing
in your words
set to fail
contractor
fake messiah
grace
broken hands
dead seeds
everything to nothing
choke sermon
reclamation
wrath bonus:
we die alone
shoulder of your god
condemn the hive
edit: ekleme.(ceyyar kermit, 21.11.2008 03:49 ~ 20.07.2009 14:36)
- redneck gibi pantera havasında bu kadar gaz sarkı yapabilen gruptur, onlerinde saygıyla egilinir..
(tallgaaa, 01.01.2009 14:46)
- yeni albümleri wrath 24 şubat 2009'da hazır olacakmış. haydi bakalım hayırlısı.
http://www.lamb-of-god.com/...(retrospect, 19.01.2009 07:02)
- tapılası grup. hele de now you've got something to die for yeme de yanında yat.
(arienette, 19.01.2009 07:18)
- bu da konuya dair gogıl ödevi olsun:
(bkz: william blake)
ek olarak da:
(bkz: harper lee)
(bkz: to kill a mockingbird)(chaghdash, 19.01.2009 07:27)
- 24 şubat 2009'da çıkacak denilen yeni albümleri wrath, torrent'e düşmüş durumda. eğer uslu bir yazar olursanız kim bilir belki siz de onları görebilirsiniz.
(merdaneli çamaşır makinesi, 07.02.2009 22:27 ~ 22:27)
- devildriver adındaki grupla birlikte dinleyerek vakit harcanmaması gereken iki gruptan biridir. neaera, heaven shall burn, maroon gibi alman metalcore grupları bu sakallı amcalardan çok daha kaliteli müzik yapmaktadırlar.
(fil abbasi, 07.02.2009 22:35)
- yeni albümlerinin ilk klibini set to fail şarkısına çeken grup. vokalist randy blythe vokal tarzını biraz değiştirmiş
ama yine de mükemmeller...(catalci, 21.02.2009 13:31)
- yeni albümleri wrath için tek kelime kullanabilirim; muhteşem! her gün albümü baştan sona dinliyorum bıkmıyorum arkadaş. beklediğimize, beklettiklerine değmiş gerçekten.
(silentpain, 02.03.2009 23:39)
- yolda giderken tek başınıza dinlemeniz sakıncalı.bir anda moshpit yapmaya başlayabilirsiniz.etrafa zarar verebilirsiniz.camlı olan bölgelerden uzak durun.bir anda kan revan içinde kalıp gore-grind dinlemeye başlayabilirsiniz.çok sağlam parçalarını dinlemeyin. laid to rest, now you have got something to die for, ruin, 11th hour, redneck sakıncalı parçalardan birkaçıdır.lamb of god diyince karavan'da now you have got something to die for parçasının klibini izlerken canımdenilen şahısla bira tokuşturduğum aklıma gelir.hey gidi günler hey.
(tmb, 22.03.2009 11:54)
- mutlaka dinlenilmesi gereken, riffleri ve chris adler' ın davulu ile mükemmelleşen grup.
(bkz: now you've got something to die for)
(bkz: laid to rest)
(bkz: set to fail)
(bkz: the faded line)
(bkz: in your words)(iskoçya arşidüğü, 28.03.2009 02:50 ~ 03:04)
- ashes of the wake albümünden sonra çıkardıkları albümler asla bu albüm kadar güzel olmasada,sırf chris adler adlı davulun dibine vuran insan için dinlenilesi grup.kendileri 'biz pure american metal' yapıyoruz diyorlar.bu son 10 yıllık dönemde deli gibi türeyen metalcore,mathcore,emocore,deathcore gruplarından farklı olduklarını belirtmek için kullandıkları bir slogan ki haklılar da gayet pure american metal yapıyor elemanlar.vokalistleri randy blythe'i yakın tarihte kanserden kaybedebilecek grup.eleman bütün dvd kayıtlarında alkolün ve sigaranın dibine vururken görülüyor.
(everlasting godstopper, 28.03.2009 03:10 ~ 03:10)
- öncelikle, bu zamana kadar adam akıllı bir şey yazamamamla ilgili;
(bkz: hakkında giri giremeyecek kadar sevmek)
2000 sonrası metal piyasasının en iyi gruplarından biridir lamb of god. ki bana göre en iyisidir orası ayrı mevzu.
groove metal, metalcore, nwoahm, thrash metal gibi etiketler görüyoruz bu grup hakkında. ancak şöyle bir gerçek var ki bu etiketlere baktığımızda diğer gruplardan çok daha "kendine has" bir müzikleri olduğunu söyleyebiliriz lamb of god'ın. mesela , bir all that remains, killswitch engage'e, trivium'a benzer. direk olarak aynı çizgide olduklarını anlarsınız dinlediğinizde. ya da machine head ile devildriver arasında da benzer bir bağ kurabilirsiniz. lamb of god da aynı başlıklar altındadır belki ama o kendine haslığı diğer gruplara nazaran daha ağır basmaktadır. tarzlarına onların dedikleri gibi pure american metal demek en doğrusu sanırım. en büyük ilham kaynakları arasında pantera ve slayer'ı gösterebiliriz. ancak bazı hıyarların dediği gibi bu grupların bir kopyası değildir lamb of god. burn the priest adını terkedip, lamb of god olduktan sonra bu adamların çıkardığı tam 5 stüdyo albümü vardır. 9 senede, 5 albüm. ve bu 5 albüme baktığınızda her birinin iyi, kaliteli, güzel sıfatlarını hakettiğini görebiliriz. ki içlerinden iki tanesi**için direkt olarak "başyapıt" desek yanlış da olmaz.
insanı direk atmosferleri içine alan bir yapıları var. yani kulağınız çok gürültülü müziğe aşina olmasa bile, ucundan kıyısından log dinlemeye başladınız mı, bir gün kendinizi tüm albümleri edinmiş, deli gibi dinliyor bulabilirsiniz.
grup üyelerinin müzisyenliklerine baktığımızda, kendilerine tek tek hayran olmamak da elde değil. chris adler isminde bir davulcuları var ki insan evladı olduğundan şüphe duymanız olası. davulcu değilim, bu konuda yetkili merci ya da otorite de değilim ama bu adam şu an metal camiyasında, bir grupta çalan bateristler arasında ilk 3'te sayılabilir herhalde. öyle ki bazen şarkıları dinlerken sadece bu adama odaklanabiliyorsunuz. randy blythe'a baktığımızda ciğersiz ve dalaksız bir vokalist olduğuna kanaat getirmeniz olasıdır. bazen uzun hava okuyormuşçasına uzun naralar atıyor kendisi. hem de brutal ya da scream vokal kullanarak. ayrıca kendisi brutal vokali en anlaşılır kullanan adamlardan birisi ki sayesinde bu vokal tarzını sevmeyen insanların bile lamb of god dinlediğini gözlerimle gördüm. şimdi bana "e prosesör kullanıyor" falan demeyin. willie adler ve mark morton'a baktığımızda ne kadar öküz gitaristler olduğunu görmemiz de muhtemel. özellikle mark morton attığı sololar ve çıkarttığı harika riffler ile dinlerken size kafayı yedirtebiliyor. basçı john campbell'ın ise eleştirildiği tek nokta pena kullanması sanırım. ancak "e yavrum o göt sende varsa çık sen çal" derseniz bu siksikçilere susuyorlar, bu da tarafımdan test edilip, onaylanmıştır.
kısacası müziklerine baktığımızda, hem teknik, hem de ruh görebiliriz. evet bu adamlar kaliteli bir müzik icra ediyorlar. müzikal açıdan da doyuruyorlar sizi. ama bunun yanında kimi şarkılarda tüylerinizi diken, diken ederken, kimi şarkıda zıplayıp, hoplamanızı kısacası çıldırmanızı da sağlayabiliyorlar ki bu iki ögeyi bir arada yakalamak göt isteyen bir şey. o göt de lamb of god da vardır fazlasıyla.
eserlere baktığımızda insanın iç dünyası, inanç, kişisel yıkım, savaş eleştirileri, nefret, öfke gibi ögeler görüyoruz. ama genel olarak müzikteki ruhun adı güç. evet tek kelime ile bu. şöyle açıklayayım, bu adamları dinlerken yumruklarınızı ve dişlerinizi sıkıyorsunuz. doping etkisi yapıyor şarkılar. hani o an nefret ettiğiniz biri olsa karşınızda, kolaylıkla kafasını gözünü yarabilecek kudreti kendinizde bulabiliyorsunuz.
yukardakileri okuyunca belki "aa evet lan ne güzel demiş", belki de "ne saçmalamış lan bu" diyeceksiniz. bu lamb of god aşığı olup, olmamanızla alakalı bir şey. benim gibi bir aşık olup olmamanızla alakalı yani. şunu demek istiyorum;
bu grup öyle "bir-iki şarkısını severim ama o kadar" diyebileceğiniz tarzdan bir grup değil. o bir-iki şarkıyı sevdiniz mi, gerisi illa ki geliyor. ya çok seviyorsunuz, ya da sevemiyorsunuz, öyle bir grup lamb of god. "nasıl yani?" deyip, benden tek cümlelik son bir özet isteyenler için;
ya sev ya terk et!
(görsel: lamb of god/64544)(ceyyar kermit, 05.05.2009 17:04 ~ 16.03.2010 20:46)
- kendileri canlı olarak contractorı orjinaliyle aynı hızda çalabiliyorlar. bunun üzerine fazla söylenecek söz olduğunu sanmıyorum.
(togisama, 12.05.2009 21:04 ~ 21:05)
- (bkz: laid to rest)
(bkz: ruin)
(bkz: black label)
(bkz: now you've got something to die for)
(bkz: redneck)
(bkz: pathetic)
hiç daha karşılaşmamış olanlar ve merak edenler için mutlaka dinlenmesi gereken şarkılardan birkaçı.(joster, 15.05.2009 12:29)
- new american gospel, burn the priest gibi miksaj bakımından başarısız, müzikal açıdan başarılı albümlerle piyasaya girmiş, zirve dönemini as the palaces burn ve ashes of the wake albümleriyle yaşamış, randy blythe gibi adeta öfke kusan bir vokale, chris adler gibi teknik olduğu kadar da atik bir davulcuya, ve psikopatlıklarından ötürü konserlerde birbirlerine bakarak çalma oyunu oynayan (gözlerini gitarın sapına ilk götüren oyunu kaybeder) gitaristlere sahip taş gibi gruptu bir zamanlar...
daha sonra ne mi oldu, "daha progressive takılacağız, herkes bizim yetekenklerimizin farkına varmalı" anlayışı baş gösterdi. sacrament ve wrath gibi fanları tarafından yine dinlenme katsayısına sahip, sıradan bir metal dinleyicisi tarafından ise "bu heriflerde boka sürülecek akıl yok" tepkilerinin yükselmesinin doğal karşılanacağı iki albüm yapmışlar, gözden düştükçe düşmüşlerdir piyasada.(dis, 15.05.2009 12:36)
- o kadar grup dinlerim, winamp'a tüm arşivi attığımda shuffle yaptığımda geçiştirdiğim ender gruplardandır. bir türlü ısınamadım bu heriflere, son albümünü bonus şarkılarla beraber çektim 14 şarkı var, ulan bir insan evladı bir tanesine bile de mi ısınmaz? ısınamadım arkadaş.. yapacak birşey yok. gaz namına da birşey yok. impending doom, conducting from the grave, whitechapel, despised icon, burning skies, oceano dinleyin yahu. illa da metalkor derseniz maroon var örneğin. tamam onları dinlerken vurun kafanızı başınızı sağa sola, o zaman hak vericem.
(otopsiyaparkenoluyukaybettim, 23.06.2009 17:48 ~ 12.09.2009 02:28)
- -spoiler-
lamb değil olm, læm diye okunur bu grubun başındaki koyun-kuzu zımbırtısı.
-spoiler-(sharred, 23.06.2009 17:57 ~ 19:28)
- ilk tanışmamız laid to rest ile olmuştu. randy'nin vokaller girene kadar "vay kaliteli bir grupmuş" diyordum ki "the blood's on the wall..." diye öküzleme bir şekilde şakımaya başlayan randy (askerde hep böyle seslenirdim kendisine) bütün düşüncelerimi yıktı geçti.
şimdi, grubu dinlemeden önce, dönemin gruplarını ister istemez önüne alıyorsun. ne bileyim bir devildriver, killswitch engage ve hatta slipknot falan. kıyaslamaya başlıyorsun. tamam diyorsun bu adamlar kesinlikle farklı ve yeni bir şeyler katıyorlar diyip işin içinden sıyrılıyorsun.
daha sonra biraz eskilerle kıyaslayalım derken buluveriyorsun kendini. pantera, sepultura, slayer o bu şu derken, bu adamların en az bu babalar kadar potansiyeli olduğunu farkediyorsun.
işte orada sarmaya başlıyor bu grup. istediği kadar öfke kussunlar, istediği kadar yüksek volüm olsun kulaklıklarımda, koymuyor arkadaş. kulaklıkları çıkarttığımda belki bir çınlama oluyor lakin verdiği hazzın ve boşalmışlığın yanında hiçbir şey bu...
ayrıca, yolda yürürken kavga etme güdülerimi dürtebilen bir arkadaştır randy. tabi anselmo'dan sonra...
not: grace'i, edirnekapı şehitliği'nden geçerken dinlemenizi tavsiye ederim.(gory, 13.07.2009 13:07)
- lamb of god'ın yaptığı müziğin bu kadar gaz ve bodoslama olmasına rağmen kulağa çok hoş gelmesinin sebebi, kalın tonlardan hayvan gibi güzel melodiler çıkarmalarıdır bana göre.
bu şekilde hayvan güzel müzik yapan bir grup daha vardı: pantera. pantera da dimebag darrell'ın kalın tonlardan yakaladığı mükemmel riffler ve melodilerle farkını yaratmıştı.
lamb of god'ın müziğini gaz yapan faktörlerden diğeri de davul tonları tabii. grup davula epey yaslanıyor diye gözlemledim (ya da dinlemledim?!). edit: (bkz: dinlemlemek)
sonuç olarak dinlemesi, çalması zevkli müzik yapıyorlar. devam etsinler. akıllı olsunlar akıllı!(yata yata paslandık, 25.08.2009 09:24 ~ 09:27)
- parçalarının içinde bazı bazı türk ezgilerini anadolu ritmlerini duyduğum grup.
(bkz: terror and hubris)
(bkz: flux)(simone de beauvoir, 02.10.2009 23:20 ~ 23:20)