görseller
lale müldürlale müldür
lale müldür 
belki ilginizi çeker
  1. · ona kötü bir şey olsun istedim
  2. · bana aşık olsun istedim
  3. · ezberden alınteri
  4. · la luna
  5. · sen açacağın onca belaya değer misin
  6. · seyhan özdamar
  7. · voyıcır 2
  8. · birhan keskin
  9. · gelmiyorsun
  10. · baba
gündem
  1. · soğuk havada kısa etekle dolaşan kızlar
  2. · günün tek cümlelik özeti
  3. · okan bayülgen
  4. · yaran diyaloglar
  5. · çok istenip de olunamayan meslekler
  6. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  7. · sözlük yazarlarının itirafları
  8. · sen hiç yengeç şeyi yedin mi
  9. · penis boyu

lale müldür  

 sayfa  / 2
  1. üniversitede hangi dala yöneleceğini bir türlü belirleyememiş sonra da işinden uzak bir dalda üne kavuşmuş kişi.. kendisi şair olarak tanımlanıp istanbulun o elit şair grubunda takılmaktadır, bu ona ne katar neleri alıp götürür büyük tartışmadır; ama özenip yazdı mı iyi yazan şahsiyetlerdendir..
    (luccy in the sky with the diamonds, 10.11.2004 21:28 ~ 21:28)
  2. amerika'da ve almanya'da yapılan doktora tezleri, ikinci yeni'den sonra türk şiiri girdiği krizden tek başına lale müldür şiiriyle çıkmıştır, sonucuna ulaşmışlardır. bu çalışmalar yurtdışında yayımlanmaktadır. yurtiçinde yayımlanması şiir mafyası tarafından ısrarla engellenmektedir. lale müldür'ün angaje olmaması böyle bedeller ödemesine yol açıyor. lale'de ödeyecek çok bedel olduğundan, zira lale gerçekten insandır ve insan bedel öder, lale'yi bitirememektedirler. lale müldür'ün şiir öğrettiği ve/veya şair yaptığı sanatçılar tam anlamıyla cümle kurmayı öğrenemişken, sözlük yazarlarından lale müldür'ün sanatı hakkında doğru değerlendirmeler beklemek haksızlık olur elbette. bu arada nicklere dikkat edildiğinde bile lale müldür etkisinin boyutları anlaşılabilir.
    (canlucgodard, 06.04.2005 01:53)
  3. seriler kitabı'ndan;
    ...
    öyle anlar vardı ki
    elle tutulabilirdi coşku
    seçkindik ve kanarak yaşıyorduk
    ışık körelmişti gözlerimizde
    soluksuz kaldık batak büyüdüğünde

    ihaneti çevirin
    çevirin yüreğinizi
    yaşam devingen bir nehir işte
    ışıtıyor sizi
    (manderlay, 12.04.2006 04:01)
  4. melankolinin şairi,yaşayan en büyük kadın şair.öyle ki;
    ...
    bir bayramyeridir
    yüreğin
    ne olur orada kal
    soytarılar kantolar

    boşuna başkalaşım arama
    bir cambazdan çaldığım
    dengesizliği veriyorum sana

    bir bayramyeridir
    yüreğim
    ne olur orada kal
    soytarılar kantolar

    sana tıklım tıklım
    bir sinema çadırının
    soluk alıp verişini
    getiriyorum
    bir çocuğun
    atlıkarınca gözlerini
    bir soytarının
    bütün oyunlarını sergiliyorum
    aşağılaman için

    ki bir soytarı yeterince aşağılar kendini
    biliyorum çok acı
    çektireceksin bana yeniden
    yine belki yüreğim
    andıracak bir yasevini
    ki ben de bırakıp
    bütün kentleri
    başımı bir kıyıya yaslarım belki
    (manderlay, 12.04.2006 04:09)
  5. " boynumda yağmurdan bir kolye
    mızrak gibi kelimelerin üstüne oturuyorum bugünlerde
    bir siyam kedisi ve ben
    pek çok şeyi geriye doğru unutuyoruz. "
    (mabel, 27.02.2007 18:51)
  6. kelimeleri bambaşka bir hale getiren sihir sahibi kadın.
    en güzellerinden:
    "seni bir gün en yakının ele verirse eğer,
    öğren susmasını ve ağlamamasını.
    bir kavanozun içinde mavi bir gül
    yetiştir her gün daha çok yaşayan.
    bir masalın ağzını kapat ve yat
    geniş odalarda. bir oksijen çadırında.
    ona kötü bir şey olsun istedim.
    bana aşık olsun istedim."
    (letgo, 08.03.2007 10:01)
  7. depresyon efendisi

    evde öyle oturuyorum. akineton içtim. yapay bir huzur. anlamadığım bir müzik çalıyor. kafam hem iyi, hem çok kötü. her şeyi daha da acayipleştirmek için siyah gözlükler taktım. evde öyle oturuyorum.
    depresyon günlerimin sabahlığını da giydim tabii: lacivert kadife ve arkasında nefis bir turkuaz kuş var. bunu giydim mi, artık iş biter. kış gelmiş, sobanın üstüne de depresyon efendisi oturmuş demektir. bir kestane pişirmediği kalır. ama kendine acı bir kahve koyar. o acı kahve depresyon kahvesidir de, ben ondan içmem.
    bu depresyon dedesi geldi beni on iki yaşımda buldu. on iki yaşındayken anneme gider, "anne, canım sıkılıyor" derdim. daha o zamanlar baudelaire, spleen filan okumamıştım. tam şu anda ezan okunuyor. biraz yukarıdakini hatırlayın diyor. kimbilir belki o hepimizden daha da yalnız. onun yukarıda olduğunu bilseydik, hepimiz çok sevinirdik değil mi?
    hala canım sıkılıyor. böyle zamanlarda hiçbir şey iyi gelmez bana. kitap okuyamam, yazamam, kendime çay bile yapamam. kendimi dışarı atarım, o zaman da kurtulamam. çünkü insanlarla aramda depresyon efendisi vardır. telefonla konuşamam ya da tam tersine bir telefon obsesyonu başlar. herkesi geceyarıları uykularından uyandırırım. saatin tik taklarını dinlerim bir tek. yalnızca ufo kitapları ya da mistik kitaplar okuyabilirim. çünkü çıkış yolları bir tek onlarda vardır.
    onlar depresyon efendisi ni öldürürler. depresyon efendisi bohçasını alıp başka bir eve gider. geçici bir ayrılıktır ama bu. tekrar döneceğini, sobama döneceğini bilir. edgar allan poe buna başka bir şey demiş. kuzgun demiş o bu duyguya. ece ayhan görünmez köpeğim diyor. sylvia plath lale diyor.
    depresyon efendisi nedir aslında size söyleyeyim mi? depresyon efendisi insanı gönüllü olarak auschwitz kampına gönderecek kadar zalim bir arkadaştır. ama bizi en yakından tanıyan, o yüzden de vazgeçemediğimiz bir arkadaş. billie holiday in dediği gibi:
    „günaydın kalp acısı,
    oturmayacak mısın?
    beni en iyi tanıyan sensin.“
    sonra depresyon bulaşıcı bir hastalıktır. depresifleri hemen herkes anında terk eder. hiçbir şey yapamazsın. depresyon efendisinin kahvesine mecbur kalırsın.
    merhaba depresyon efendi,
    kestane pişirmeyecek misin?
    benim en kıskanç sevgilim sensin!

    lale müldür


    ..hepimizin zaman zaman yaşadığı ruhsal bunalımın en açık hali. lale müldür'ün ki "depresyon efendisi", benimkisi "zamanın geri alınmış hali"... isimler farklılık göstersede hislerin aynı olduğu ruhsal süreç!
    (cala, 23.03.2007 01:36)
  8. kitapları:

    uzak fırtına (1988)
    seriler kitabı (1991)
    kuzey defterleri (1992)
    buhurumeryem (1994)
    divanü lügat-it-türk (1998)
    saatler/geyikler (2002)
    (fb, 25.03.2007 20:57)
  9. sarartı

    sasal siyah inci
    sar ma şık
    yana egik agaçlar
    neredeyse birbirimize
    yabanciyiz artik
    burasi hep
    sari yaz
    disarda
    hep
    kasim
    patlar
    hep bir sari
    gagali yelkovan
    böyle kafamin içinde
    limonsu safran
    sari ekran amino asit
    bir agaca gerisin
    geriye sonbahar
    siluetiyle
    giren bir
    kiz

    rna
    mesajcisi
    yunuslarin
    kurtardigi
    hadi sevgilim
    bana baglan
    sonra günesin
    ilk isinlarini
    gözüne alarak
    i yi les
    be be become good
    become goooooooood
    ama simdi olmaz
    simdi iste hep
    böyle kafada
    sari ampul
    gözlerde
    filtre
    cool
    cool it
    cooling it down
    mekanlarin ortasinda
    soksarsintisarilganyürüyüs
    yavasyavasyavassu sari sabir
    hersey bir damask gülü için
    hareketederkalir

    iste
    simdi böyle
    sari beneklerle böyle
    saribenizlilerle böyle
    shakespeare'le böyle
    ko kakola içen isçilerle
    marlon brando'yla böyle
    erkek kardesimle böyle
    kizkardesim zaten yok
    üstelik öylesine
    serinkanliyim ki
    bütün
    vurusmalar bitince
    seni görecegim
    ama simdi burasi
    hep kasim
    kafamda hep
    yabanci bir dil
    disardan
    hep sari
    sarkilar
    söyleyerek
    geçen sararti
    turuncu inci
    sar ma şık
    yana egik agaçlar
    neredeyse birbirimize
    sarartiyiz artik
    (hayatberbat, 25.03.2007 21:03 ~ 21:03)
  10. cihangir 'in gerçek sahibidir. bazı edebiyatçılardan gibi doğudan gelip cihangir'e yerleşmiş bir şair değildir.türk edebiyatında özel bir yeri vardır.yaşanılan her kötü tecrübeden sonra insanın ayakta duran bir yıkıntı olmasına sebep olan tuhaf romanlar yazıyor.yeni romanından bir bölüm:
    http://www.gazeteport.com/...
    (spanki, 12.06.2007 21:18 ~ 21:26)
  11. gerçekten sevince kendinden geçen birisi. onu görünce aklıma sadece aşk aşk aşk geliyor. o güzel kahkahaların anlamını bilen bilir. delidir, doludur ve de anlamlıdır. sevenlerin anlayabileceği bir dilde konuşur. severken çok dikkatli seviyor. onu her haliyle kabul edenlerin sayısı çok azdır. melek şairdir. hz.isa'yla özel bir ilişkisi vardır. isa'yı sevenler görür sadece.
    (spanki, 01.08.2007 21:50 ~ 22:13)
  12. "...
    seni bir gün en yakının ele verirse eğer,
    öğren susmasını ve ağlamamasını.
    bir kavanozun içinde mavi bir gül
    yetiştir her gün daha çok yaşayan.
    bir masalın ağzını kapat ve yat
    geniş odalarda. bir oksijen çadırında.
    ona kötü bir şey olsun istedim.
    bana aşık olsun istedim
    ..."
    (ohannesburger menu, 30.09.2007 14:03 ~ 14:04)
  13. "oranj değilim ben, yasın belirtisiyim,
    morum, safranım belki ama oranj
    değilim. mutluluk çıkmaz benden.
    benim turunçgillerim yapraklarını ağlar.
    yine de senin için tuhaf şövalyem,
    incelikli zulmün için, kalbimin
    morluklarını unutup oranj olmayı deneyebilirim"
    (ohannesburger menu, 30.09.2007 14:04)
  14. aslen aydınlı olması, robert kolej mezunu olması ve en önemlisi, şair olması ile kendime yakın bir idol olarak benimsediğim insan. ha tabi o mühendislik okuyup beğenmemiş, bense istediğim bir bölümdeyim ve mesleğimi icra edeceğim, orası ayrı.
    (stelloid, 31.03.2008 02:32)
  15. oranj değilim ben, yasın belirtisiyim,
    morum, safranım belki ama oranj
    değilim. mutluluk çıkmaz benden.
    benim turunçgillerim yapraklarını ağlar.
    yine de senin için tuhaf şövalyem,
    incelikli zulmün için, kalbimin
    morluklarını unutup oranj olmayı deneyebilirim.
    (hiçkimseninferidesi, 01.04.2008 14:21)
  16. sözcükleri yüreğe işleyen şair kadın.
    (bkz: la luna)
    (zahidem gurbanımov, 08.01.2009 00:49)
  17. bu seneki tüyap kitap fuarında imza gününe 18 kişinin geldiği, o sırada okunan bir yazar değil yazan bir yazar olduğunu düşündüğüm (bkz: o an için) ona rağmen neşesinden bir şey kaybetmeyen ve şen kahkahalarıyla salonu inleten güzel insan..
    (joachim murat, 08.01.2009 01:10)
  18. (bkz: fox mulder)
    (togisama, 08.01.2009 01:11)
  19. içimi acıtan satırların sahibidir


    pirinç

    pirinç ülkesi
    pervazlarda beliren ilk
    bir erik yeşili gibi dağılan tepelere
    güneş nasıl kayarsa
    gölge-tarlaların üzerinden
    kalem öylesine kayıyor pirinç kelimelerle
    bu sabah yatağımın kenarında
    bütün günahlarımın silindiğini gösteren
    bir işaret buldum:
    kayık şeklinde bir leğenin içinde
    yüzen bahar dalları...
    ah evet, uzak okuyucu,
    günahların hatırlanmadığı bir yer olmalıydı
    bizim için...


    hiç kimsenin göndermediği
    artık gönderseler de fark etmez çünkü yazdım
    bundan sonra da göndermeyeceği
    cam bir kutuda yüzen birkrizantem olmalıydı
    evimizin önünden geçen beyaz boneli
    hollandalı bir kız olmalıydı
    ki elindeki kumral köy ekmeği bana daima
    güzel şeyler hatırlatır
    veya ne bileyim ben sarışın spiral
    bulut halinde saçlarıyla rapuntzel
    ya da her an bir çam ağacına dönüşüverecekmiş
    duygusunu veren çünkü bordo flütünden daima
    koyu yeşil ezgiler dökülür dökülürdü
    bir pan olmalıydı...
    bizim için...


    herkesin küçük bir bahçesi olmalıydı
    üzerinde fikir teatisinde bulunabileceği saatlerce
    mesela aramızdan biri bahçesinde gece yarısından sonra
    enteresan bir durum gözlemişse hemen hiç çekinmeden
    arkadaşlarını arayabilmeliydi
    hareket eden cisimler üzerinde pembe mumlar
    kendini gizlemeliydi
    tam gece yarısı olduğunda birdenbire
    mona lisa çalmalıydı...
    gümüş kapların içinde bir tadımlık
    yiyecekler olmalıydı...
    ne kötü şimdi şu an dışarı baktığımda
    sana bu derece yabancılaşmam...
    o kadar yakındık ki...
    ama işte şimdi elimi dışarı uzattığımda
    yağmurun yağıp yağmayacağını kavramak dışında
    sana dair hiçbir şey bulamıyor olmam
    sana tutunamamam ki katiller bile geride
    el izi bırakır, ne acı...
    şu an üstümde sarı simlerle işlenmiş
    lacivert kadife eşofman olmasından son derece
    memnun olmama karşılık bütün bunları
    ve başka birçok şeyi bırakıp
    çiçekli ince elbiselerle
    kafamda hasır üçgen bir şapkayla
    sulak pirinç tarlalarında
    seninle yan yana dolaşamayacağımızı
    bilmek ne kötü...


    ah senden bir işaret
    en ufak bir işaret gelse...
    ama belki de o zaman sen napoli’ye, sicilya’ya
    hatta korsika’ya gitmek isterdin de yine bu
    pirinç tarlaları ideası suya düşerdi...
    hatta hiç unutmam bir seferinde ikimiz
    mısır’a gitmek istemiştik de
    ben kendimi salzburg’da sense evde bulmuştun...
    senin benimle hiç konuşmadığın günlerdi
    sanki aramızda bir çatlak açılmıştı
    salzburg’da seni unuttuğum söylenemezdi
    unutmadığım da...
    hiçbir şey çözümlenemiyordu öncesinde de
    sonrasında da geriye dönülmez haerketlerin...
    ben şimdi paris’te bir çin lokantasında oyalanıyor
    olsam da bu ancak gülünç bir tedavi, soytarılık
    çünkü biliyorum hatta hepimiz biliyoruz ki
    pirinç tarlaları projesi asla gerçekleşmeyecek
    ve artık hiçbir şey eskisi gibi değil
    olamaz da
    seninle ayrıldığımız günden beri
    bunun için yatak odalarımızda
    başuçlarımızda su dolu bardakların yanında
    mumların yanması gerekmiyor
    artık sözcüklerle sonsuza dek
    oynamak istemiyorum
    bazan gri-mavi bulutların içinden
    sessizliği yararak bir jet uçağı geçiyor
    bu basit gibi görünen gerçeklik imajı birçok şeyi
    bütün sözcüklerin ötesinde
    birden açıklıyor sanki
    bunu bilmek bana yetiyor.
    (ppr, 08.01.2009 02:27 ~ 02:28)
  20. dün gece sen uyurken
    ismini fısıldadım
    ve hayvanların korkunç
    öykülerini anlattım

    dün gece sen uyurken
    çiçeklere su verdim
    ve insanların korkunç
    öykülerini anlattım onlara

    dün gece sen uyurken
    yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana
    işte bu yüzden sırf bu yüzden
    yeni bir isim verdim sana

    destina

    sen öyle umarsız uyusan da bir köşede
    işte bu yüzden sırf bu yüzden
    yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için
    seni bu denli yıktıkları için destina
    yaşamımın gizini vereceğim sana

    yeni türküden şarkısını dinlemek de güzeldir..
    (dakota, 07.02.2009 16:17)
  21. "unutuşum başka bir sendi. ben ölüyordum tropiko.
    unutuşun beyaz romansıyla ölüyordum.
    söylenecek başka bir şeyim yok artık.
    unutmak istemiyordum oysa.
    güzel kalan yaralar vardır çünkü..
    limon kokulu, yağmurlu kadınlar vardır.
    hiç unutmayan kadınlar vardır.. limon kokulu..
    her şeye rağmen.. yağmur kalan kadınlar vardır..


    *


    ben iyiyim şimdi. sen nasılsın?"



    mor rengin en çok yakıştığı kadın.
    (iamnotyoursenorita, 29.04.2009 04:02)
  22. altın portakal şiir ödüllü şairimiz..
    bu ödüller adamı zengin etmiyor ve bana vermek için geç kalındı dediğinde düşünüyorsunuz acaba bu ülkede şiir yazarak hangi şair para kazandı hatta nobel alamayan dışında kaç zengin kaç yazarımız var diye. neyse...
    (pasaklı şirine, 14.07.2009 15:29)
  23. "gözlerimi sana çevirdiğim zaman
    bir buğu sarıyor onları
    görmüyormuş gibi yapıyorsun ama
    imkânsızlıklar yaratıyor aşkları..."

    demiş ve gerçeğe en yakın aşk tanımlarından birini yapmıştır...

    aşkın tam tanımını yapabilen mi?
    böyle bir yazar aslında yok...
    (annakarenin, 29.07.2009 17:33)
  24. ''güzel bir rüya:
    yanımda birisi
    var, tanımadığım
    birisi. 'ben yokken
    ne yaptın?'diyor.
    'i didn't exist' diyorum.
    'bende' diyor.''
    (bellek hanım, 09.08.2009 03:51)
  25. ''... bana gelince ben
    hazan yüzlü bir adamı aradım hep
    bir sonbahar günü beyaz pardesüyle
    kurumuş yaprakların üzerinden
    kapımı çalmasını bekledim
    gelse ne olacaktı
    onu da bilmiyorum ya
    olanaksız bir şey istediğim farkındaydım ...''
    (bellek hanım, 09.08.2009 03:52 ~ 03:54)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil