türkiyedeki en büyük sorunlardan biridir ancak sorunun kökeni bu olgunun tam olarak siyasal islam, merkez sağ tarafından, sol ve ordu tarafından da tam olarak idrak edilememektedir.
öncelikle laikliğin tanımına bir göz atmak da fayda var.laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı yürütülmesi olarak tanımlanır.burdan yola çıkarak laik sisteme sahip bir ülkede dinin siyasallaşmayacağı devletin de din ve vicdan özgürlüğünden kesinlikle taviz vermeyeceği beklenir.
oysa laik,demokratik bir sosyal hukuk devleti olan türkiye de nedense işler bir türlü böyle yürümüyor.özetle ben en yakın örnek olan cumhurbaşkalığı sürecini ele alayım.türkiyedeki siyasal islamın yegane güçlü temsilcisi akp meclisteki mevcudiyetine güvenerek kendi adayının cumhurbaşkanı olmasını istiyor.chp laiklik adına bu girişime karşı çıkıyor.ama burda asıl odaklanmaları gereken konu bu adamların geçmişleriyken bir anda abdullah gülün karısının baş örtüsüne takılıp kalıyorlar.nerde biraysel özgürlükler? nerde kişinin din ve vicdan hürriyeti?deniz baykalın açıktan darbe çağrıları da çabası. sonra tabi chpyi sosyalist enternasyonelden atmaya kalkışırlar neyse konuyu dağıtmayalım.tsk da bu çağrıları yanıtsız bırakmıyor ve bir post modern darbeyle karşı karşıya kalıyoruz.
şimdi burda üç ayrı kurum var.
akp:laikliği sadece din ve vicdan özgürlüğü olarak tanımlıyor ve lakikliğin diğer esasını görmezden gelerek devlette bir takım kararları dinsel etmenler çerçevesinde alıyor
chp:kendini bir sol parti olarak tanımlıyor.din ve vicdan özgürlüğüne daha doğrusu kişisel haklara önem vermesi gerekirken laikiği sadece dinin devlet işlerine karışmaması esasını baz alıp bir takım anti-demokratik methodlarla rejimi korumaya soyunuyor.
tsk:demokrasinin ve cumhuriyetin teminatı ordumuz bab-ı ali baskınından beri sürdürdüğü alışkanlığından bir türlü vazgeçemiyor ve demokratik düzene bir ayar çekiyor.
halk sokaklara dökülüyor cumhuriyet mitingleri yapılıyor adı üstünde cumhuriyet mitingi.chp bunlarda aktif olarak bulunuyor ama sonra cumhurbaşkanın halkın seçmesine yanaşmıyor.rte bu insanları kuru kalabalık gibi birşey olarak tanımlıyor(şimdi aklıma gelmedi o dediği laf).chp hala halka güvenmiyor akp yandaşları ise seçimler demokratik yollarla engellenebilecekken anti demokratik yollarla engellendiği için kendilerini haksızlığa uğramış hissediyorlar.millet itinayla kamplara bölünmeye çalışılıyor bizim siyasiler de sanki bu amaçın en önemli parçalarıymış gibi bü sürece ellerinden geldiği kadar destek çıkıyorlar.tsk bile bu sürece öyle veya böyle ortak oluyor ki zaten tsknın karar mekanizmasının ne kadar bağımsız olduğu tarşılır (bkz:
eşref bitlis süikastı).
tüm bunlardan sonra benim aklıma bir soru geliyor:
atatürkün
bursa nutku neden bunca yıldır sansürlendi acaba?