ilkokulda öğrenilen laiklik ilkesi ile ilgili bilgilerin yanlış hatırlanması, laiklik sözcüğünün hafızada laikçilik şeklinde canlanmasıyla vuku bulmuş bir sözcük gibi duruyor. zira laiklik diye bir atatürk ilkesi var ama laikçilik diye bir atatürk ilkesi yok. atatürk'ün laiklik ilkesine nazire yapanların kullandığı bir sözcük olsa gerek.
bir ön bilgi olması bakımından laikliği hatırlayalım. laiklik, devlet ve din işlerinin birbirinden ayrılmasını sağlayan, kamu görevi yürüten insanların bu ilke doğrultusunda kamu görevi sırasında yapacaklarının neler olduğunu belirleyen bir ilke. bu ilke alevisi için de, müslümanı için de, ateisti için de, hristiyanı için de aynı. laiklik devletin yönetim biçimini belirleyen bir ilke olduğu için kişiler değil devlet laiktir diyoruz.
bu laikçilik sözünü, devletin laiklik ilkesiyle yönetilmesi taraftarı olduğu için insanları "müslüman değilsin sen" diye yaftalamaya çalışanlardan duyduğum için arkasında bir art niyet aramakta beis görmüyorum.
dinci sözcüğüne gelince.
din bir kavramdır, laiklik de bir kavramdır ama "laik" sözcüğü bir sıfattır.
buradaki gariplik kavrama değil, sıfata böyle bir ekin getirilmiş olmasından kaynaklanıyor. kaldı ki bu sıfat -yani laik sıfatı- insanlara verilemiyor. çünkü ne diyorduk? kişiler değil, devletler laiktir.
dinci, din kavramını kullanıp siyasi menfaat elde etmeye yarayan kişiler için kullanılıyor çoğunlukla.
bunun tam tersinde "
laiklikçilik" diye bir kavram olsaydı bile, laiklik kavramını savunanlara verilen bu sıfatın hangi siyasi ranta gelir sağlayacağını bilemiyorum. hangi görüşten olursa olsun, laiklik kavramı gereği laik bir devlet her dine, her insana eşit yaklaşmayı ön görür çünkü.
dolayısıyla laiklik ilkesini esas alan yani her dine eşit mesafede yaklaşan bir yönetim sistemini savunmakla, dini kurallara göre yönetilen ve diğer dinlerden herhangi birine inanan ya da herhangi bir dine inanmayan insanların küçük görüldüğü bir sistemi savunmak aynı kefeye konulmamalı diye düşünüyorum.
***
peki laiklik ilkesi tam olarak uygulanıyor mu? elbette ona da hayır.
örneğin, kamu görevi yürütmeyen, on sekiz yaşını doldurmuş olup kendi kararlarını verebilecek olan ve devletten hizmet alan üniversite öğrencilerinin başörtüsünün yasaklanması saçmadır. ya da sokakta gezen vatandaşın cübbe giymesine karışmak saçmadır. devletin diyanet işleri diye bir kurumunun olması ve bu kurumun sünni müslümanlara devlet eliyle hizmet vermesi, diğer dini inançlara (alevi, hristiyan, budist vs.) hizmet vermemesi de saçmalıktır. vesaire vesaire...
*kendi mesajlaşmalarımdan alıntıdır efem.
*