|
|
- hayat güzeldir..roberto benigni'nin yazıp yönetip başrolünde oynadığı nazi soykırım kamplarıyla ilgili güzel bir film.ilk yarısıyla güldürür ikinci yarısıyla ağlatır..
- "final herşeydir filmde" lafını doğrulayan traji-komik film...
- mükkemmel film, en kötü şeylere bile sevdikleri için göğüs gerebilen bir adamın hikayesi
herşeye rağmen hayat güzeldir(?)
- bir kısımısı auschwitz toplama kampında geçen ve çekilen film
(bınar, 10.10.2004 22:56)
- içinde geçen achtung achtung anonsu çok şey ifade eden film...
- filmin ilk bolumunu seyrederken gulmekten yerlere yattığım, ikinci bolumunde yureğim dayanmadığı için cd yi cıkardığım hayata lanetler etmeme neden olan film.
(bkz: savaş filmi izleyememek)
- izlediğim en tatlı filmlerden biri, özellikle baş rol oyuncusunun alman subayın tercumanlığını yaptığı sahne mükkemmeldir. defalarca izlenebilecek filmlerden
- bazı filmler vardır; izlersiniz, çıkışta tek bir kelime bile etmezsiniz, sizi rahatsız edenin ne olduğunun adını koymaya çalışırsınız. film,aklınızın bir köşesinde gereksiz yer işgal eder, bir konuşma anında ya da başka bir vesileyle hah işte sorun buydu dedirtir. hayat güzeldir de bu filmlerden biridir. o kadar duygu yüklüdür ki trein de vie (hayat treni) izlendikten sonra sorunun adını koyar ve rahatlarsınız.
- 7 dalda oscara aday olup, en iyi yabancı film, en iyi erkek oyuncu ve en iyi müzik dallarında ödül alan, boğazda düğümlenmelere sebep olup tam gözlerden yaş akacakken kurtarıcı amerikan askerini görünce tepemi attıran çok abartıldığını düşündüğüm film.
- bir tatlı kaşığı the great dictator, bir tutam shawshank redemption, kemal sunal aroması, bir su bardağı robin williams.
- tekrar izleyip yine etkilendiğim film.en son sahnesi oturmamış gözükse de filmin atmosferi içerisinde bunu gözardı etmek mümkün.sevginin,çocuk saflığının ve oyunların yanında toplama kamplarının gerçeklerini yansıtabilmiş,üstün ırk tanımıyla dudakta trajik bir gülümseme bırakan filmdir aynı zamanda.
(bkz: iyi akşamlar prenses)
(bkz: sessizlik)
- bu filmle ilgili atlanmaması gereken bir ayrıntı da televizyonda yayınlanan dublajlı versiyonunda roberto benigni'yi seslendiren dublaj sanatçısının başarısıdır.. dublajlı film sevmeyen biri olarak o mimiklere ve karaktere o ses ve tonlama benigni'nin kendisinde bile yoktur zannederim..
- hakkında yazdım yazdım bir şeyler sonra sildim, az gelir falan dedim öyle güzel denip geçilecek bir film değil çünkü.
bu filmi belki altı belki yedi kez izledim, hatırlamıyorum, ama önüme ne zaman koysalar ilk günkü gibi hevesle hiç izlememişçesine önceden izlerim evet. oyuncuların sıcaklığı mıdır çeken, babanın filmde olduğunu unutup sanki o dönemde gerçek bir hayat hikayesi izliyormuş sanmak gerçekten neler çekmiş diyip dalmak mıdır, o çocuğa her yanlış çeviri yapışında yalan söyleyişinde filmlerde nadir ağlayan biri olarak gözyaşları geldiğini mi fark etmektir - istisnasız ne zaman izlense- , ya da acaba gerçekten bazen pollyanna'cılık oynamak gerekiyor diye düşünmek midir. her önüne gelen film tavsiye edilmez kim ne isterse izler, ama bun izlemeyene gerçekten üzülürüm, babaların da sevgisinin değerini anlamak açısından da.en azından benim fark ettiğim çok şey olmuştur öyle de bir şey var.
bir de son sahne var ki oraya hiç girmemeli çünkü konuşursam gözyaşlarım beni boğacak..
düşündüm de gidip izlesem mi ne yine. ama bilmiyorum bu kadar dizilerle filmlerle iç içeyken kalp bir kere daha bu filmi kaldırır mı.
- finali dışında güzel bir film...
o finali de büyük ihtimalle oscar'ı garantilemek için koymuştur sinyor benigni; başka türlü düşünmek istemiyorum...
- oyun un en can yakanı ile tanıştığım süper film.
- oscar'ın bir kriter olmadığının en büyük göstergesi roberto benigni filmi. bir tarafta aynı sene ödül yağmuruna tutulan shakespeare in love diğer tarafta hayat güzeldir. gerçi amerikan filmi olmamasına rağmen üç ödül toplaması bile büyük başarıydı.
-------- spoiler --------
film pollyanna'nın farklı bir versiyonu gibi. seyirciyi güldürerek başlayan, sonra da zırıl zırıl ağlatan bir film. üstelik bunu yahudi soykırımı vahşetini kör gözüm parmağına diyerek yapmıyor. ''bakın ben bir babayım. baba olanınız beni çok daha iyi anlayacaksınız. sevdiğim bir karım ve taptığım bir oğlum var. oğlum küçük, yaşananları kaldıracak durumda değil. yaptığım oyunu yanlış anlamayın, ben sadece babayım.'' diyerek büyük bir şefkatle yapıyor. giosue'nın gözlerindeki bitmek bilmeyen parıltı, guido ve dora'nın gözündeki çaresizlik, büyük bir sevgi.
dora: kocam ve oğlum trende. bende trene binmek istiyorum. beni duydunuz mu? trene binmek istiyorum.
-------- spoiler --------
filmi okumaya çalışmadan sadece izlemesi yeterli öyle saf öyle içten bir film işte. bir benigni klasiği.
- ''allah her çocuğa bu filmdeki gibi bir baba versin .''dediğim filmdir.
- hayatın filmi, hayatımın filmi.
- boğazda düğümlenme , boylumlama yapabilen, final sahnesi hariç gerçekten dört dörtlük bir film.
köksal engür'ün filme çok şey kattığı da açık güzel sesi ve yorumuyla.
- sanırım roberto benigni dünyaya sırf bu filmi yapmak için gelmiş. jim jarmush'un kamerasından hiç fena değil gerçi ama la vita e bella'dan önce ya da sonra yaptığı hiçbir şey bu filmin yakınına bile yanaşamadı. anlattığı hiçbir öykü bu lezzete, bu derinliğe ulaşamadı.
dip not: filmdeki ufaklık da, the kid'deki veletten sonra en sevimli film çocuğudur gözümde. *
- (bkz: yahudi soykırımı konulu oscar almamış film)
- çok fazla şey söyleyip işi anlamsızlaştırmaya girişmeyeceğim..
başlarında yüzünüze siz istesenizde istemesenizde bir tebessüm koyan, hatta yeri gelip de kahkahalarla gülerek bir ailenin oluşmasını izlediğiniz, ortalarından itibaren savaşın kendini göstermesi ve ailenin üstüne kabus gibi çökmesiyle sizin de kabusunuz olan film.
bir adam nasıl bu kadar düşünceli olabilir..
bir kadın nasıl bu kadar sevebilir..
bir çocuk nasıl bu kadar tatlı ve bir o kadar da zeki olabilir..
ve hayat nasıl bir anda bu kadar altüst olabilir..
sırf babayla oğulun diyalogları için bile izlenmeye değer. soykırımı(savaşı mı demeliydim) oğluna bir oyunmuş gibi anlatan babanın çabalarını gördükçe boğazda bişeylerin düğümlendiğini hissedersiniz. çaresizce oğlunun gözünde bambaşka bir dünya yaratır ve herkesi bu küçük oyununun içine dahil eder. ve bunu öyle güzel yaparki... peki bu oyunun sonunda kim kazandı?.. ya da bi kazanan oldu mu?...(epitaph, 05.10.2008 23:53 ~ 23:53)
|