|
|
- michael haneke'nin yönettiği isabelle huppert ve benoît magimel'in başrollerinde oynadığı kimine göre güzel kimine göre rezalet, ancak bol ödüllü 2000/2001 yapımı fransız filmi.
isteyen divx'i verebileceğim ama asla tavsiye etmediğim, pornografik olmayan sapıkçasına bir erotizmi içeren ve manyak bir piyanist kadının hikayesini anlatan film.
- ---------------------------spoiler------------------------------
kadının sapkın cinselliği dışında kendinden küçük öğrencisini kıskanıp cebine cam kırıkları koyması da insanı şok eder. nasıl bir hırstır bu. ama her şeye rağmen çok etkileyici ve güzel bir filmdir. aldığı tüm ödülleri haketmiştir bence.(chrystal, 17.03.2006 08:38 ~ 07.10.2006 23:09)
- funny games ve cache kadar rahatsızlık vermeyen haneke filmi.ayrıca 42'nci antalya altın portakal film festivali'nde ustalara saygı bölümünde gösterilmiştir.
(anarko, 17.03.2006 09:29 ~ 09:36)
- beklentimi asla karşılamayan bir filmdir. çok boşluklar vardır filmin içersinde ve yönetmen belki de seyirciye bırakmıştır o boşlukları doldurmaları için bilemiyorum. yine de cinsel sapkınlık ve sadizm çok daha güzel verilebilirdi diye düşünüyorum. koca bir film , tek bir düşünce , tek bir kadın , tek bir erkek ve anlamsız hareketler. yine de yönetmenin eline sağlık.
- ingilizceye the piano teacher olarak çevrilmiştir. türkçeye ise piyanist
- bir filmde bir filmden ötesini anlatmayı her daim başarmış haneke'nin iletişim bozukluğuna ve bunun bireyde meydana getirdiği aşırı egoizme veya "öteki"nden kaçma eğilimine göndermelerle dolu filmi. kesinlikle çıkar yol ya da optimist budalalık yoktur bu filmde de , sadece bir sorunlar evrenine balıklama dalış girişimidir, başarılı bir girişimdir.
isabella huppert (filmde psikopatolojik sorunları olan bir piyanist) kapalı bir mekanda yürür, ama budalanın teki dikkatsizliği yüzünden omzuna çarpar. huppert asla unutamadığım (ve katiyetle unutmayacağım) bir şey yapar;adama bakar ve montunun omuz kısmını eliyle temizler, biraz yürür ve tekrar aynı el hareketini yapar, biraz sonra ise tekrar arkasına tiksinerek bakar. filmin ana ekseni budur zaten; insanların verdiği rahatsızlık , keza aynı piyanist sex-shop benzeri bir yerde bir kaç erkeğin kendisine yönelttiği bakışa yine benzer bir "rahatsız edici" bakışla cevap verir, öğrencilerine ve hatta annesine karşı da durum pek değişmez.
benim açımdan filmin sonuçlarından en önemlisi haneke'nin modern insanın rahatsız edici yönünü kusursuz bir şekilde anlatmış olmasıdır, keza benzer bir darbeyi (bkz: le temps du loup) filminde de "beklenti" ekseninde vurur.
|