çoğu kişi için sıradan hatta sıkıcı gelebilecek filmdir. ama şayet benim gibi zamanında odanızda posteri varsa o posterin altında aynı saç şekliyle aynı duruşla fotoğrafınız varsa hiç de sıradan ya da sıkıcı gelecek bir film değildir.
film yılbaşı gecesi portakalla top sektiren diegonun kalp krizi geçirmesi ile başlıyor. o anda çocukluğuna dönüyoruz. çoğu kişinin bildiği gibi buenos aires in fakir bir kentinde doğan, kalabalık bir ailenin suyu dahi olmayan bir evde büyümüştür maradona. çoğu futbolcu gibi o da son derece fakir bir sınıftan gelmektedir. 9 yaşındayken izliyoruz kendisini. sonra ilk profesyonel kulübü olan argentinos a transfer oluyor maradona. basamakları hızlı hızlı tırmanıyor. peşinden gelen o şöhret lanetinden de bolca nasibini alıyor. boca ya transferi, boca da döktürmesi kısa sürede kendisini barcelonaya yolcu ediyor. artık boca gibi işçi sınıfının takımından katalanların halk takımı olan barcaya transfer olmuştu. her şey de burada başlıyor. kötü alışkanlıkları, sakatlanması her şey burada olmakta. 2 sene gibi kısa sürede takımdan ayrılmak zorunda kalıyor. zaten filmde de “bizi lanet olası güney amerikalı olarak görüyorlar” diyerekten maradonanın mutsuz olduğu ifade edilmekte.
ardından maradonayı maradona yapan o napoli günleri başlıyor. italyanların bile italyan olarak görmediği kentin takımını şampiyon yapıyor. bu cumartesi günü radikalde maradona hakkında yazı yazan arkadaş bir arjantin italya maçında taraftarların italya yerine arjantini tutmasını sadece maradonaya bağlamış ama durum böyle değil. kuzey güney italya çekişmesine dikkat edersek napolili taraftarların (italyanların) neden arjantini tuttuğunu anlarız. maradona abimiz belli bir süre sonra burada da tökezlemeye başlıyor. çok hızlı basamakları tırmanması ve geldiği sınıf yüzünden kendisini kaybediyor. tabii bunda çevresi de yardımcı olmakta.
ve o 1986 dünya kupasındaki arjantin ingiltere maçının soyunma odasına dönüyor kameralar. maradonanın arkadaşlarına nasıl gaz verdiği görülmekte. filmde de söylüyor “bu maç bizim için önemli, halkımız için önemli” zaten maçtan yıllar sonra “her ne kadar dışarıya sıradan bir maç olarak göstersek de aslında falkand adalarında ölen bebekler aklımıza geldi, oradaki insanlarımız için çıktık sahaya” zaten maradonaya tanrı nın elini kazandıran o muhteşem gol de bu maçta olmakta. daha sonra kokain sorunu, yıllar sonra milli takıma çağrılması filme konu oluyor. hocası tarafından “sana ihtiyacımız var” sözüne “bakalım” dedikten sonra kızının “baba seni hiç dünya kupasında görmedim” sözüyle 1994 dünya kupası için forma giriyor. film burada rocky ye dönüyor. çiftlikte deli gibi çalışması sonucu o eski formuna dönüyor. daha sonra verilen yanlış ilaçlar sonrası, ki bence haklı bu durum sıkça karşımıza çıkmakta, doping testinden sınıfta kalıyor.
sırf birilerinin işine engel olduğu için maradona bunları yaşamıştır. pele gibi para için amerikaya gidip ruhunu satmamıştır. polis kendisini tutukladığında “neden yüzümü saklayayım ki” diyerekten kafasını da her zaman dik tutmuştur.
filmde maradonanın sıradan bir insan olduğunu görüyoruz. aşk yaşamını, ailesini, hele ki babasının ne kadar iyi birisi olduğunu, arkadaşlarıyla olan ilişkisini görüyoruz. ben filme gitmeden önce bocanın ve napolinin taraftarlarını görebileceğimizi zannediyordum ama olmadı. filmin bir yerinde de ağlayacaktım. bu insan latin amerikalı ve de koyu katoliktir. buna rağmen papaya ayarı vermiştir. “elindeki altınları satarak afrikayı doyurabilir” gibisinden birçok mesajlar göndermiştir belli yerlere.
ne messi ne ortega ne de riquelme beni en çok hayal kırıklığına uğratan kişi pablo aimar olmuştur. fizik olarak, saç olarak, oyun tarzı olarak en çok maradonaya benzeyen kişi kendisidir. hatta maradona gibi çocukluk aşkıyla evlenmiştir. maradona bile kendisine “para verip izleyeceğim tek oyuncu” demiştir. ama buna rağmen aimar hayal kırıklığına uğrattı. konuyla alakasız oldu.
film başlarken “burada anlatılan hiçbir şey hayal ürünü değildir sadece bazı karakterler hayal ürünüdür” gibisinden bir altyazı geçti. benim bildiğim “maradona hayal ürünü bir insan. gerçek olamayacak kadar mükemmel çünkü. o tanrı nın eli değil futbol tanrısı.”
“dinimiz boca tanrımız marodona mabedimiz la bomberena”
(bkz:
tanrı nın eli)