alexandre dumas 1844 -1845 yıllarında, parisli
kurtizan marie duplessis(1824 - 1847) ile tutkulu bir aşk yaşamıştır. 200 kitaplık bir kütüphaneye sahip olan m. duplessis, musset ve dumas gibi dönemin büyük edebiyatçılarıyla ve
franz lizst gibi sanatçılarla sohbetlere katılmıştır. bu kitapların arasında a. prevost'un
manon lescaut adlı romanı, onun yaşamında özel bir yere sahiptir. ölümünde bile, kitabın yatağının başucunda olduğu söylenir. bu roman, konu benzerliği nedeni ile (genç, parasız sevgili ile zengin koruyucu aristokrat arasında kalan güzel kadın ve ölümle biten son) dumas'nın ilgisini çeker ve "la dame aux camelias"
* adlı romanı yazmasında esin kaynağı olur. m. duplessis bu kez karşımıza marguerite gautier olarak çıkar. dumas, kısa sürede çok satanlar arasına giren romanını, bir yıl sonra oyunlaştırır.
işte kamelyalı kadın serüveni böyle başlamış ve devam etmiş:
aris'te oyunu seyreden
verdi, piave ile hazırladığı metinde romanın gerçekçiliğinden biraz daha uzaklaşarak, violetta valery'nin (m.gautier artık bu adı almıştır) sosyal yaşamdaki yerini değil, psikolojik gelişimini ve duygu yoğunluğunu ön plana alır. ve kamelyalı kadının balesi olan
la traviata ortaya çıkar.
çolpan ilhan’ın başrolünü oynadığı şakir sırmalı uyarlaması sinema filmi de çekilmiştir.
ölümsüz bir üne kavuşan "kamelyalı kadın", sarah bernhardt,
eleonora düşe,
greta garbo,
maria callas ve
leyla gencer gibi ünlü sanatçıların vazgeçilmez rolü olur.
romanın konusu ise şöyle:
çağının (xıx. yüzyıl) güzel kadınlarından olan marguerite gautier
*, evinde düzenlediği bir eğlence gecesine gelen taşralı genç armand duval’i görür görmez âşık olur, kadını öteden beri çok beğenen delikanlı da bu sevgiye yanıt verir. derin aşk, gautier’nin tuttuğu bir sayfiye evinde sürerken, günün birinde armand’ın babası george duval çıkagelir ve kadından oğlunu bırakmasını ister. marguerite, sevgilisinin geleceğini düşünerek bir mektupla veda eder, çeker gider. olanlardan habersiz olan armand ise, onun eski yosmalığını yinelediğini sanır ve...
*
**