herkesin sandığının aksine ortadoğu'da yaşanacak bir çatışmanın, ırak merkezli değil, lübnan merkezli olacağını düşünüyorum. lübnan şu anda, ırak'tan çok daha sıcak ve kritik bir konumda bulunuyor. aşağıda "abd'nin lübnan karışıklığındaki rolü" ile ilgili güzel bir analiz var. cnn, bbc, reuters vb. batı kaynaklı haberleri derleyip bize sunan türk medyasının bölgeyle ilgili verdiği bilgilerin ne kadar doğru ve tarafsız olduğu tartışılır. bu yüzden, söz konusu analiz bölgede çalışan, ortadoğu kaynaklı bir haber ajansı tarafından yayınlandığından oldukça dikkate değer.
"
dünya jandarması abd'nin uzun yıllar sonra askeri gücünü lübnan'da bulundurmaya dair girişimleri ile lübnan'da yaşanan son gelişmeler arasında yakın bir ilişkinin bulunduğu görülüyor.
lübnan'da bulunan nahr'ul'barid filistin mülteci kampında çatışmaların tırmandığı ve lübnan ordusunun kara ve hava kuvvetlerinin harekete geçtiği bir sırada, amerika dışişleri bakanlığı sözcüsü tom keysi, washington yönetiminin lübnan ordusunun filistinlilerin kampına yönelik saldırısına tam destek verdiğini açıkladı.
washington'un resmi tutumunu açıklayan sözcü lübnan hükümetinin terör örgütleri ile mücadele ve ülkede düzeni sağlamak için zaruri gördüğü her şeyi yapabileceğini belirterek çok açık bir şekilde bu duruma destek çıktı.
amerika'nın lübnan'ın iç işlerine yönelik müdahaleleri son aylarda açıkça devam ederken, son olarak lübnan hükümetine gönderdiği silahlar ve güvenlik konseyi'nde lübnan aleyhinde çıkardığı kararnamenin ardından şimdi de abd dış işleri bakanlığı sözcüsü, lübnan ordunun filistinli mülteci kampı nahr'ul'barid'e yönelik saldırısına destek veriyor.
lübnanlı yetkililer ise amerika'nın orduyu silahlandırarak bu ülkenin siyasi ve güvenlik istikrarını bozmaya çalıştığını belirtiyor. bu arada lübnan başbakanı fuat sinyore'nin illegal iktidarı uygulamaları ile batının ve amerika'nın lübnan'ın iç işlerine müdahale etmesi için 'yeşil ışık' yaktığı ve bm'lerinden talepte bulunarak teşkilatın bildirgesinin 7. maddesinin uygulanması ile ilgili 1757 sayılı kararnameyi lübnan halkına dayattığı gözleniyor.
kararname lübnan'da sözde istikrar ve güvenliğin sağlanması için batı ve amerika'ya bu ülkeye müdahale hakkı tanırken bağımsız bir ülke olan lübnan'ın egemenlik haklarını gözardı ediyor.
beyaz saray, batı yanlısı sinyore iktidari ve 14 mart hareketini destekleyerek lübnan ordusunu kamplarla savaşmaya çekmeye çalışıyor.
lübnanlılar ve filistinliler arasında çatışma çıkarmak, tüm lübnan'ı kaos ve kargaşaya sürüklemek demektir. kuşkusuz filistinlilerin bile kendilerinden saymadığı şaibeli feth'ul'islam adlı örgütün kuşkulu hareketliliği ve bu hareketin el'kaide bağlantılı olduğunun ileri sürülmesi, amerika'nın lübnan'a doğrudan müdahale etmesi amacını gütmektedir.
lübnan uzun yıllar süren iç savaşın ardından 2000'li yılların başından itibaren batı dünyasına ve siyonist rejime milli iktidarını göstermeyi başarmıştı. bu yüzden siyonist rejimin destekçileri olan amerika ve batı'nın bu tür komplolardan amacı, lübnan hizbullah hareketini sindirerek bu ülkede kaos ve güvensizliğe neden olarak siyonist rejimin hizbullah hareketinden aldığı acı yenilginin intikamını almaktır.
nitekim şimdi de lübnan'da yeni bir komplo gerçekleşerek siyonist rejimin yenilgisi ve amerika'nın suya düşen büyük ortadoğu projesinin uğradığı başarısızlık telafi edilmek isteniyor.
gerçi artık bölgede herkes amerika ve uşaklarının neyin peşinde olduğunu çok iyi biliyor ve hizbullah hareketinin bir kez daha duyarlı davranarak bm'lerden nahr'ul'barid mülteci kampına kadar uzanmış bu komployu da etkisiz hale getireceğine kesin gözüyle bakıyor.
"
kaynak:
http://www.mehrnews.com/...