cafercan aksu, cihan can ve özgürcan özcan gibi nice canlardan umudu kesmiş fmsever galatasaraylıların "önümüzdeki 10 yıla damgasını vuracak olm bu çocuk, christiano ronaldo da kimmiş pehhh" diye alttan alttan piyasaya gazı vereceği yeni wonderkid sandım görünce, meğer hoş gelmiş beşinci nesil yazarmış. kanım ısındı kendisine birden.
türkçeyi o kadar güzel kullanıyor ki, girilerini okurken tane tane anlayabiliyorum ne anlatmak istediğini. dilsel takıntılarımı su yüzüne çıkarmadan soluksuz okuyabildiğim yazarlardan.
dürüst olmak gerekirse nasıl yazıyor bilmiyorum. bakmaya da üşendim doğrusu neler yazmış diye. lakin sözlükte nickini en çok kıskandığım yazarlar arasında ilk beşe rahat oynar diyorum. nickine illa bi anlam yükleme çabasında olmayan ve bu yönüyle takdirimi kazanan bir yazar.
not: nickinin bir anlamı varsa mahçup olacağım ama neyse.
edit: yokmuş.
edit.2: bunca zaman sonra farkettim ki herkes nick altına güzel şeyler yazmış kendisi hakkında. ben ise herkesin nick altında görmek istemeyebileceği bir kelime kullanmışım. gerçi bunu ona değil kendime söylemiştim fakat biraz utandım zamanla. bu sebepten kendisinden özür dileyip girimi editliyorum.
sözlükte görünce tebessüm etmeme neden olan güzel insan, hangi yönünden bahsedeyim ki ?
zeki : 20 yaşında üniversiteyi bitirdi, 30 yaşında da profesör olarak tarihe ismini altın harflerle
yazdıracak...
yardımsever : kazım koyuncuyu unutmadık,unutturmayacağız zirvesi 'ni yüzüme gözüme bulaştırmamam
için hemen yardımıma koşan cesur yürek...
komik : bir kedinin günlüğü başlığındaki yazısı yaracak cinsten.
yaratıcı : nicki yeter zaten
ayrıca hemşerim, arkadaşım, dostum, dert ortağım... halimden anlayan ender insanlardan biri, zaten benden danışmanlık ücreti alsa daha çalışmasına gerek kalmaz, çok rahat geçimini sağlardı. sıkı bir kazım koyuncu hayranı benim gibi. ''az sözle çok şey nasıl anlatılır dersi gibi'' girileri, sözlükte türkçe'yi bu kadar sade, güzel kullanan yazar bir elin parmaklarını geçmez, bu konuda onu kıskanmıyorum desem yalan olur. seviyorum, ilgiyle takip ediyorum kendisini...ayrıca ;
bu aralar başı tezi ve seri eksi oy veren ibne ile dertte olan şanssız arı. yardımcı olmak istiyorum, hukuktan hiç anlamam, tez konusunda hiç yardımcı olamayacağım, fakat buradan seri eksi oy veren ibneye sesleniyorum ; '' onu eksileme, beni eksile, rahat bırak da tezini yazsın kızcağız ''. valla löpürcüm elimden bu kadarı geliyor, umarım işe yarar *
kazım koyuncuyu unutmadık unutturmayacağız zirvesi organizasyonunda büyük emek harcamış, yaptığı açılış konuşması ile bütün katılımcıları kendine hayran bırakmış hamarat organizatör, güzel insan. gece boyunca hiç oturmadı, bütün misafirlerle tek tek ilgilendi, koşturdu, yoruldu. sonuçta onun da büyük yardımları ile güzel bir gece yaşadık. kapanış konuşmasını da o yapsaydı çok daha güzel olacaktı fakat o saate kadar kalamadı maalesef...
ayrıca gündüzleri uyumaktan baska bir faaliyeti olmayan bana, avcılar 'ın gündüzünü de sevdirerek hayırlı bir iş yapmıştır. her ne kadar uyurgezer vaziyette dolaşsam da idare etmiştir beni ve yarasalıktan çıkıp normal bir insan olma yolunda ilk adımı atmamı sağlamıştır.
löpürün bir başka ilginç özelliği ise telefonda atacağı mesajı son mesajlaştığı kişiye atmasıdır. rehberin mesajlaşmada hiç önemi yoktur, eve ekmek mi lazım ev arkadaşına değil son mesajlaştığı kişiye atar, takside notlarını unutur hiç alakasız kişiye mesaj atar, kız arkadaşına atacağı mesajı bana atar, böyle garip bir insan işte *
bugün tez savunması var, o yüzden 1 haftadır uykusuz günler geçiriyor, umarım en iyi şekilde atlatır bunu ve profesör olma yolundaki ilk adımı başarıyla atar. kendisine kolaylıklar diliyor, sevgilerimi gönderiyorum...
''gözün aydın'' dediğim güzel insan.. sonunda amacına ulaşmış, aylardır yoğun çaba gösterdiği tezini nihayete erdirip emeğinin karşılığını almıştır.. burdan tebriklerimi yolluyorum yollamasına da biz okulu bitiremeden profesör olacak nerdeyse biraz yavaş yahu..**
bugün, doktora mülakatından başarı ile geçmiş iyilik meleği. türkiye'nin en genç ve güzel hukuk doktora öğrencisi ve en genç profesör adayı. tüm mülakat ve önemli sınavlarına özellikle öğle vakti 12'den önce girmesine dikkat etmek lazım.**
ne güzel, bütün bu hoyratlığın içerisinde, etrafınızdaki umarsız topluluğun aksine, biraz nefes aldıran, sıkıntılarınızı paylaşabileceğiniz, incelikleri unutmadığını gördüğünüz değerli insanların hayatınızda olması.
şu günlerde teyze olmanın sevincini ve gururunu bir arada yaşayan yazar. sevincini anlıyorum da niye gururlandığını anlamış değilim. * sanırım bebeği dişi kartal yapmaya çalışıyor ve buna engel olmaya çalışacağımı söylediğimde de beni ölümle tehdit ediyor, bir hukukçuya yakışmayacak söylemlerde bulunuyor. bebeğin ailesinin çocuğunu en doğru şekilde yönlendireceğini, teyzesine çok fazla söz hakkı tanımayacağını umuyor, kendisine de tek bir cümle ile seslenmek istiyorum ;
iklimindeyim.. senin iklimine gelmek için yola çıkmışken ben eylül akşamında sen bir toprağı, annenin toprağını avuçluyormuşsun başka bir iklimde. bugün iklimimdesin.
öğreniyoruz. en uzak ihtimallerimiz gerçekleşirken, en uzak derken öğreniyoruz. sabrediyoruz. yaşıyoruz. hayatta başka gaileler çıkıyor önümüze, başka acılar yaşıyoruz. bazısı en acısı, tahmin sınırının ötesinde oluyor. ama yine de yaşıyoruz. sabrediyoruz. şöyle bir durup düşününce, hiçbir sözün, hiçbir avuntunun yetmediğini, çıldırmaktan bir önce farkediyoruz. işte bu farkediş yaşamamıza neden oluyor ya da yaşamayı isteyişimize işaret bu.
saçmalıyorum. acını paylaştığımı söylüyorum aslında. benzer, uzak ihtimallere sahip biri olarak. yaşayacağız ama.