oyak bölgede ticaret yaptığına, çimento ihraç ettiğine dair haberleri bir basın açıklaması ile yalanlamıştır. ama oyak'ın yöneticilerinin yaptığı diğer açıklamalar, yapılan söz konusu basın açıklamasının doğru olmadığını göstermektedir:
adana çimento genel müdürü erkovan, 14 milyon ton tüketim potansiyeli olan ırak çimento pazarının habur sınır kapısındaki sorunlar ve kamyonlara getirilen yük sınırlamasıyla çin, mısır ve hindistan'a kaptırıldığını söyledi.
habur sınır kapısındaki yapım çalışmaları nedeniyle araç trafiğinin yavaşlaması ve bu arada bir kamyonun taşıyabileceği çimento miktarının üçte bir oranında azaltılması yüzünden türkiye'nin ırak pazarını kaptırmaya başladığını söyleyen adana çimento genel müdürü ismail erkovan, "hem maliyetlerimizdeki artış hem de zamanında mal teslimatı yapamadığımız için biz bu ülkeden çekilince çin, mısır ve hindistan ırak pazarına girdi ve pazarı kaptırmaya başladık. oysa ırak'ta istikrar olursa talep devam edecek" dedi.
oyak otomotiv ve çimento'nun çalışanları arasında yapılan satranç turnuvasının ödül töreni öncesi basınla bir araya gelen oyak otomotiv ve çimento başkanı celal çağlar, soruları grubun çimento şirketleri olan adana, ünye, bolu, mardin ve oysa çimento ve oyak beton, oyak kâğıt, oyak inşaat'ın genel müdürleriyle birlikte yanıtladı.
toplantıda radikal'in 'ırak'a ihracatınız ne durumda' sorusuna mardin çimento genel müdürü kemal doğansel şu yanıtı verdi: "ırak'a bu yıl 420 bin ton ihracat yapacağız. 2007'de ise 45 milyon avro yatırımımızı nisanda devreye sokup ihracatı 800 bin tona çıkaracağız. ırak patlayacak bir pazar. önümüzdeki yıllarda bu ülkenin 14 milyon ton çimento ihtiyacı olacağı öngörülüyor."
http://www.radikal.com.tr/...
mardin çimento fabrikası, ırak ve suriye'deki inşaat sektöründe ağırlığını hissettirmek için ikinci üretim bandını hizmete açtı. mardin valisi mehmet kılıçlar, 45 milyon euro'ya mal olan çimento fabrikasının ikinci bandının ırak ve suriye'ye ihracatın yüzde 80'ini karşılayacağını söyledi.
http://www.ortadogugazetesi.net/...
oyak mardin çimento fabrikası genel müdürü kemal doğansel, çimento sektöründe yeni kapasite artırımlarının faciaya neden olabileceği uyarısında bulundu.
iç piyasanın talebini karşıladıktan sonra ihracat yapıyoruz. 2004 yılında üretimimizin yüzde 56'sını tükettik, yüzde 44'ünü ise ırak ve suriye'ye ihraç ettik. bu sene suriye'yi de bıraktık, bunda ırak'taki yoğun talep etkili oldu. bölgede de bir talep artışı var. ilk 6 aylık dönemde, bölgesel olarak çimento talebinde yüzde 30 düzeyinde artış var. bu talep artışına bağlı olarak iç pazara daha yoğun sevkıyat yapacağız.
şu anda ırak'tan çok ciddi bir talep var ama ırak'ı sabit bir pazar olarak görmüyoruz. bir fırsat kapısı olarak görüyoruz, bu pazarın ya 2 ya da 3 yılı var. biz de bundan mardin çimento olarak yararlanmak istiyoruz.
http://www.yapi.com.tr/...
oyak çimento grubu’na bağlı adana çimento sanayi’nin (açs) genel müdürü ismail erkovan, ırak’ın çimento satışı açısından cazibesini kaybettiğini belirterek, suriye ile ihracat konusunda görüşmeler başlatıldığını söyledi. ırak ve çevresine çimento üretimiyle ilgili yeni tesisler açıldığını anlatan ismail erkovan, bu nedenle ırak pazarının birden çok küçüldüğünü söyledi.
http://www.referansgazetesi.com/...
oyak yine bir basın açıklaması yapıp, bu haberleri yalanlayabilir. "bu şirketlerle oyak'ın ilgisi yok" diyebilir. o yüzden gerçekten mardin çimento ve adana çimento oyak grubu bünyesinde mi, ona bakalım.
http://www.oyak.com.tr/...
http://www.oyak.com.tr/...
bu konuyu hallettiğimize göre, çimento ve diğer malların ticaretini niye eleştirdiğimizi anlatalım.
ilk olarak, ihraç edilen çimentolar, kuzey ırak'taki yapılanmanın (kürdistan'ın) devlet olabilmek için gerekli olan tesislerin inşasında kullanılmaktadır. merkez bankası, adalet sarayı, parlamento, bakanlık konutları, askeri üsler ve tesisler, hava alanları vb. "kuzey ırak'ta bağımsız bir kürdistana karşıyız" deyip, daha sonra bölgedeki yapılanma için gerekli olan tesislerin hammaddesini sağlarsan, doğal olarak eleştirilirsin. bunda şaşılacak bir durum yok.
ikincisi, kürdistan'ın şu aşamada en önemli gelir kaynağı, habur sınır kapısı'ndan geçen kamyonlardan aldığı vergilerdir. ırak'ın işgalinden önce 300 milyon dolar olduğu söylenen bu gelirlerin, şimdi 3 milyar dolar seviyesine ulaştığı söyleniyor ve bu para kürdistan yönetimine gidiyor. yani oyak ve diğer devlet kuruluşları bölgeyle ticaret yaptıkları zaman habur sınır kapısını kullandıklarından, o her zaman eleştirilen barzani'ye büyük bir gelir sağlamış oluyorlar.
kuzey ırak'ta bağımsız bir kürdistan'a karşı çıkılmasının ana nedeni barzani'nin irredantist bir politika izleyeceği öngörüsüdür. bu öngörünün doğru olduğu varsayıldığı zaman da, barzani'nin habur sınır kapısından elde ettiği bu gelirleri silah ve diğer askeri mühimmat için harcayacağı rahatlıkla söylenebilir. dolayısıyla, oyak ve diğer devlet kuruluşları doğrudan bölgeye silah ve askeri mühimmat satmamasına rağmen, dolaylı olarak barzani'ye bu tür stratejik malları alması için kaynak aktarmaktadır.
ayrıca "alıcı konumdaki devlet yeni fabrikalar kurarak üretimini artıramamakta, istihdamı azalmakta ve diğer devlete ekonomik olarak tabi bir hale gelmektedir." tespiti de doğru değildir. zira, burada habur sınır kapısı'ndan kürdistan yönetiminin elde ettiği gelir atlanmaktadır. söz konusu tespitin doğru olabilmesi için, alıcı devletin yapılan ticaretten herhangi bir gelir sağlamaması gerekir. ama kürdistan yönetimi satın aldığı mal için ödediği bedeli, o malın bölgeye girişinde aldığı vergi ile nispeten dengelemektedir. hatta "habur’dan ırak’a giren kamyonların eskisi gibi rahat hareket edemediğini her bahane ile haraç alındığını söyleyen işadamları ‘habur’dan pkk’ya çok büyük oranda paralar gidiyor. kuzey ırak tarafında keyfi cezalar kesiliyor. şoförler terlikle gezmek, traş olmak, arabanın yanında yatmak ve kısa kolla gezmek gibi nedenlerden dolayı 10 dolardan başlayıp 100 dolara kadar çıkan cezalar ödüyorlar’ " şeklinde bilgiler de mevcuttur. türkiye, yukarıda oyak'a bağlı adana çimento'nun müdürü tarafından aktarılan "bir kamyonun taşıyabileceği çimento miktarının üçte bir oranında azaltılması" uygulaması ile, bu gelirin arttırılmasına yönelik çalışmalarda da bulunmuştur. yine yukarıdaki haberlerde yer alan, "ırak'a çimento üretimi ile yeni tesislerin açılması" da söz konusu tespitin geçerli olmadığının kanıtıdır.
habur sınır kapısı'nın kapatılması ya da yerinin değiştirilmesine yönelik hamlelere washington'un müdahale ettiği görüşüne dayanak oluşturacak herhangi bir kaynak mevcut değil göründüğü kadarıyla. dolayısıyla "bu görüş dayanaksızdır" demekte bir beis görmesem de kısaca "eğer amerika bu tür olaylara müdahale ediyorsa, amerika değil, bu devletin yöneticileri suçludur. amerika ulusal çıkarlarının gereği olarak bu tür faaliyetlerde bulunabilir, ki türkiye de dahil olmak üzere her devlet çıkarları için bu tür faaliyetlerde bulunmaktadır. dolayısıyla eleştirilmesi gereken amerika değil, bu tür faaliyetlere göz yuman devlet yöneticileridir." şeklinde bir karşı argüman sunabilirim.
sonuç olarak, bütün bu bilgiler türkiye cumhuriyeti devleti'nin kuzey ırak'ta bağımsız bir kürdistan'a hayır demesine rağmen, bölgede yaptığı ticari faaliyetler ile bu politikasına aykırı bir politika izlediğinin göstergesidir. dolayısıyla artık konuyla ilgili amerika birleşik devletleri, israil vb. "dış mihraklar" olarak nitelendirilen güçlere yönelik eleştirilere bir son verilmeli ve "iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batırmak" eylemi gerçekleştirilebilmelidir.