|
|
- hatırlanacağı üzere, çocukluğumuza damgasını vurmuş, 80'lerin sonundan amerikan yapımı bir trt programıdır.
kuzey amerikalıların, hızır acil, alo jandarma, polis imdat kombinasyonu olarak addedebileceğimiz 911 servisi ve bu servise yansımış gerçek olayları anlatan bir tv dizisi idi.
mesela donmuş bir göle düşen çocuğu helikopterlerle gelip kurtardıkları bölüm hala dün gibi aklımdadır. o zamanlar "peheey biz ölsek ağlayanımız olmaz" der hüzünlenir, ama bir süre sonra atari oynamak için tv kablosunu değiştirirdim umarsızca.
nasıl unutulur zaten? temiz yüzlü itfaiyecidir kasaba şerifidir, oturmuşlar çiçek kaplamalı bir koltuğa, yüzde bir ton kapatıcıdır vsdir ışıl ışıl parlıyorlar akşamcı ilçe belediye başkanları gibi, anlatıyorlar da anlatıyorlar "şöyle çektim kurtardım", "böyle koştuk yetiştik".
çocuğun anası çıkar "şöyle mutluyuz, böyle minnettarız". tey tey.
- çocukluğumda dört gözle beklediğim amerikan menşei'li arama tarama kurtarma programı.buradaki polisleri süpermen zanneder vay be derdim.ama bazen kurtaramazlardı tabiiki tüh ulan yazık gitti çocuk diye hayıflanırdım.havuzda boğulanlarmı ararsın,yangın çıkanını mı ararsın her türlü bela vardı yani programda .ama güzeldi.
- girizgahı takım elbiseli amca yapar. çok pis sallıyor olabilirim ama sanırım kaptan körk'tü*:
- iyi günler. bir kurtarma 911 programında daha sizlerle birlikteyiz. bu programda hayatları pamuk ipliğine bağlı insanların yardımsever ve kahraman insanlar tarafından kurtarılış öykülerini bulacaksınız. [diğer kameraya geçer] bugünkü programımıza 1984 yılının mayıs ayında kasabanın alışveriş merkezinden eve dönen 18 yaşındaki gina ve en iyi arkadaşı rachael'la başlıyoruz. o güne kadar birçok kez kullanmış oldukları otoyol boyunca konuşarak arabayla ilerliyorlardı.
görüntü girer ve muhtemelen susam sokağı'ndaki zeynep abla, gina'nın annesini seslendirmektedir ve dış ses olarak konuşmaya başlar:
gina hiç usta bir şoför değildir. hiç bir zaman emniyet kemerini takmaz. direksiyon başındayken de dikkati çok kolay dağılır ve hız yapar. o akşamüstü gina yine hızlı kullanıyordu ve yaptığı işe çok dikkatini vermiyordu.(görüntülerdeki kızımız eğilir radyonun sesini falan açar, arkadaşına el şakaları, komiklikler falan yapar, klasik 80ler kızı işte)
[bu esnada araba yoldan çıkar, kız direksiyona hakim değildir, zaten uzun ojeli tırnakları bozulmasın diye direksiyonu eğreti tutmaktadır ve araba takla atar] derken kırmızı kadife bir koltukta oturan rachael[ful makyaj + saç] konuşmaya başlar:
- yuvarlanmaya başladık ve epey yuvarlandık. durunca kıpırdayamıyordum çünkü her tarafım ağrıyordu. etrafıma baktığımda gina'yı göremedim.
dış ses ama bu sefer zeynep abla değil hakan abi:
- jack uçağını yakalamak için havaalanına giderken beyaz bir pikapın kaza yapmış olduğunu gördü.
jack[str:15 int:7 teksas şivesi]:
- sağa çekip yolun karşısına geçtim. pikapın içinden çıkan bir kız gördüm. diğer kız ise aracın altında yatıyordu. eğer hemen bir şey yapmazsam kızın öleceğini biliyordum. nefes alması bile bir mucizeydi. eğer bu kız benim özkızım olsaydı ne olurdu diye düşündüm. bu düşünce beni korkuttu. önce onun rahat nefes alabilmesi için aracı biraz kaldırabilirim diye düşündüm fakat bir kere başlayınca ters dönmüş aracı ittirip düzelttim.(evet) korku muydu yoksa adrenalin mi bilmiyorum ama başardım.(gülüşmeler) nefes almakta zorluk çekiyor gibi görünüyordu.
dış ses, zeynep abla'nın babası:
bu esnada başka insanlar da durup yardım etmeye geldiler.
kovboy jack:
- yardım gelmişti ama ne yapacağımızı bilmiyorduk. içlerinden birisi arabasındaki (tuğla kadar olan) araç telefonundan 911'i aradı.[kızıl tuğlalarla örülmüş binadan çıkan ambulans ve itfaiye aracı görüntüsü giriyor.]
polis komiseri konuşmaya başlar ve gitgide karamsarlaştırılacak hikayeye ilk dozları verir:
- o kesimi iyi bilirim ve o kesime gittiğiniz zaman pek iyi haberler almazsınız.*
jack:
- kızın başında duruyordum ve birden nefes alması durdu. arkamdaki yaşlı adam "galiba ölüyor" dedi ben de "ben burada oldukça ölmesine izin vermeyeceğim" dedim.( ingilizcesi muhtemelen: i wasn't gonna let her go! no sir i wasn't!) ilkyardım konusunda hiçbirşey bilmememe rağmen 911'in izlediğim bölümlerinden gördüğüm kadarıyla burnunu kapatıp suni tenefüs yapmaya başladım. ve birden nefes almaya başladı!
dış ses, zeynep abla'nın babası:
kazadan 7 dakika 52 saniye 99 salise sonra oklahoma acil servisinden memur nasher olay yerine vardı.
nasher durumu daha da karamsarlaştırır:
geldiğimde durumu çok kötüydü. dudakları morarmış, göğsünde hırıltılar vardı. bissürü bissürü terim böyle kıl, tüy, yün. adeta ölümle pençeleşiyordu*.
dış ses, zeynep abla'nın babası:
gina hemen oklahoma eyalet hastanesine kaldırıldı ve ssklıların girişinden içeri alınıp tedavisine başlandı. burada doktor michael tarafından karşılandı.
röntgenlere bakan doktor michael karamsarlığın amına koyar:
- röntgen filminde akciğerlerden birinin tamamen kapandığını diğerinin ise büyük ölçüde işlevsiz kaldığını gördük. bu durumda bu ana kadar yaşaması bile büyük şanstı. ayrıca dizi kırılmıştı ve idrarından da kan geliyordu ki bu hiç iyiye işaret değildir. ölür lan bu diye düşünmedim değil.
***birden cennetten bir görüntü girer. gina, rachael, anası ve danası oklahama gölündeki ördeklere yem atmaktadırlar. eğer rachael erkek olsaydı o zaman da muhtemelen central parkta beyzbol oynuyor olacaklardı***
dış ses, zeynep abla'nın babası:
gina tam 3 hafta hastanede kaldı. bugün ise hastalığını tamamen atlattı.
doktor michael:
eğer olay yerinde nefes alışı durduğunda hemen suni teneffüs yapılıp bir ciğeri açılmasaydı ölebilirdi. bir şekilde nefes almayı başarsa bile beynin hasar görmesi kaçınılmazdı.
jack gina'nın evinde aile yemeği yerken:
- onun hayatını kurtardığım için çok mutluyum. sanki ondan alınan birşeyi ona geri vermiş gibiyim. artık kankayız.
rachael:
- onun aramıza dönmesine çok sevindim. ölseydi naapardım bilmiyorum.
gina'nın anası:
- kızım çok şanslı bir kız. inşallah önünde uzun bir ömür olur. jack'le everebilirsem gözüm açık gitmem.
gina'nın danası:
- mööö!
gina:
- bana ikinci bir şans daha verildi. hayatı artık daha ciddiye alacağım. michael jackson yerine queen dinleyeceğim. ayrıca emniyet kemeri hayat kurtarır.
jack:
- büyük bir ders aldım. sakın yardım etmek için durmaktan korkmayın. "bir hayat kurtarabilirsiniz."(mavio, 27.06.2007 19:58 ~ 26.09.2007 16:56)
- trt de pazar günleri yanlış hatılamıyorsam saat 11 gibi yayınlanan (kahvaltı sonrasına denk gelirdi), çocukluğumun vazgeçilmez programı.
giriş müziği netten bulunup dinlenirse parliament pazar gecesi sineması müziği kadar büyük bir etki yapmasa da insanı bir süreliğine mutlu eder, geçmişe götürür.
|