kurtadam   

adana çık aradan

  1. (bkz. wolf)
    (greeen, 30.07.2004 03:00)


  2. gavur dilinde werewolf olarak bilinirler. bunlar dolunayda insanlıktan kurtluğa geçen yaratıklardır. kendilerine zarar vermek için mutlaka gümüş silahlar kullanılmalıdır. kurtadamlık aslında bir psikolojik bozukluktan ibarettir. dolunayın insan psikolojisi üzerindeki etkileri (insanları vahşileştirmek gibi) kanıtlanmış bir gerçektir zaten. vahşet ve öldürme güdüsü olan insanlar, dolunayın da gazıyla kurtadama dönüştüklerini savunurlar.
    (drenchrome, 10.04.2005 11:50)
  3. (bkz: kart adam)
    (bkz: tırt adam)
    (close2death, 10.04.2005 11:51)
  4. kayıtlı kurt adam olaylarından örnekler
    12.yy.da ingiltere'de bir kadın, kurt adam olan kocasının giysilerini saklayarak eve dönmesini engellediğini söyler. kocasının kaybolmasından kısa süre sonra da başkası ile evlenir. olay kıralın ilgisini çeker ve konu mahkemeye intikal eder. mahkeme sonucunda kadın ve yeni kocası, kurt adam olduğu iddia edilen eski kocayı öldürdüklerini itiraf ederler.
    1573'de fransa dijon'da, gilles garnier adında bir kişi kurt adam olduğu için köye zarar vermek ve çocukları parçalamakla suçlanır. gilles garnier, işkencelere dayanamayarak suçunu itiraf eder ve kazığa geçirilerek yakılır.
    1589'da görgü tanıklığı yapan kimseler, peter stubbe'nin bir kurda dönüştüğünü gördüklerini söylerler. mahkeme kurulu peter stubbe'yi işkenceyle idam etmek için başka kanıt aramaz. peter stubbe, tüm avrupa'da ''cologne kurt adamı'' olarak tanınır.
    16.yy.ın sonlarında fransa'da bordoeaux kentinin yakınlarında birkaç genç kızı vahşi bir yaratık öldürür. margaret poiret adında adında bir çocuk da bu yaratığın saldırısına uğrar; ama kaçmaz ve bir şiş ile yaralayarak ele geçirilmesini sağlar. küçük margaret saldırganın kurt gibi baktığını ileri sürer. zeka özürlü genç jean grenier sanık olarak mahkemeye çıkarılır. tanıklar, onun özel bir merhemle kurda dönüşebildiğini övünerek anlattığından söz ederler. jean grenier, genç kızları öldürerek yediğini itiraf eder. mahkeme sonunda zeka özürlü ve 13 yaşındaki jean grenier'in halusinasyon gördüğü ve tedavi edilmesi gerektiği kararına varılır. bu mahkeme, kurt adamlığa bakış açısını değiştirir. artık, bu tür olaylar, gerçek kurt adamlık ve akıl hastalığı biçiminde ikiye ayrılır.
    1598'de fransa'nın caude bölgesinde köylüler, bir gencin cesedini parçalayan 3 kurt görürler. anlattıklarına göre, kurtlar kendilerini görünce ormana kaçarlar. köylüler kurtları izler. çalıların içinde uzun saçlı, sivri tırnaklı, tırnaklarının arasında kanlı et parçaları bulunan jacques rollet'i bulurlar. jacques rollet, mahkemede kurt adam olduğunu, öteki iki kurdun da kendisi gibi kurt adam olan arkadaşları olduğunu itiraf eder ve idama mahkum olur. ancak, paris mahkemesi kararı bozar ve sanığı akıl hastahanesine gönderir. jacques rollet, bir daha kurt adama dönüşemez ve iki arkadaşı da bulunamaz.
    1949'da italya'da polisler, kurt adam olduğunu sanan ve dolunaylı gecelerde uluyan bir adamı izlemekle görevlendirilirler.
    1975'de ingiltere'de staffordshire'da yaşayan 17 yaşındaki bir genç dolunayda kurt adama dönüştüğünü öne sürer. birgün arkadaşına telefon edip yüzü ve ellerinin renk değiştirdiğini, giderek tam bir kurt adama dönüştüğünü söyler. genç, kısa süre sonra yüreğine bıçak saplayıp kendini öldürür.

    (bkz: araştırmacı kopyala yapıştırcılık)
    (easy company, 16.04.2005 12:29)
  5. ...kurt gündüzleri dinlenir, geceleri ava çıkar ama hep vardır. içine girdiği insanın içinde ilk dolunaya kadar büyür sonra onu tüketir. doğası ve benliği haricindeki herşeyi öldürür...

    http://www.diyargezgini.com/...
    (gblack, 16.04.2005 12:33)
  6. (bkz: kurtadam forumları)
    (lethe, 08.06.2005 21:09)
  7. 6 45 yayınlarından çıkma, hikayelerden oluşmuş bir boris vian kitabı. ilk hikaye kurtadam hikayesidir ama aslında adamkurt olması gerekir, zira hikayede adamın biri kurdu ısırıyor ve dolunayda insan oluyor, paris sokaklarında dolaşıyor falan filan.
    (bkz: iyi fikir)
    (bkz: köpeği ısıran adam)
    (camel, 18.11.2005 02:06 ~ 02:07)
  8. (bkz: remus lupin)
    (phantasma gory, 18.11.2005 02:51)
  9. bunun küçükbaş hayvancılıkla iştigal eden bir biraderi vardır çoban köpeğiadam. koyunlarının eti ve sütü epey meşhurdur. bir diğer biraderi olan huskyadam ise güzel gözleri ile genç kızların yüreğini yakan bir popstardır. bir de kız kardeşi var, terrierkadın. dünya tatlısı, zeki ve güzel bir bayandır. pek bi samimiyizdir; ben ona teri derim o bana azi der. pek bi sevişiriz... anlarsınız ya*
    (bkz: zırva)
    (azwepsa, 20.01.2006 09:52)
  10. lycan olarakta bilinirler. (bkz: underworld)
    (korialstrasz, 04.02.2007 21:43 ~ 21:58)
  11. vampirlerle aralarında kan davası olan yaratıklar.
    (saçmaladı yine bu, 30.03.2007 08:43)
  12. (bkz: peter stumpp)
    (chixculub, 04.07.2007 00:57)
  13. kimilerine göre gerçek kimilerine göreyse fantastik bir yaratıktır.ya kurtadam doğulur ya da kurtadam tarafından ısırılarak kurtadam olunur.kurtadam olan kişinin avucunun içinde pentegram şeklinde bir yara oluşur.lakin kişi sadece dolunayda kurtadam olmaz,eğer kişi lanetlenmişse zaten o artık bir kurtadamdır.sadece dolunaylarda öteki yüzü açığa çıkar.yani lanetli kişi genel olarak kurtadamdır.vampirlerin düşmanıdır.vampirler şeytanla anlaşma yaptıklarından onların işareti ters pentegramdır.kurtadamların ise sadece pentegramdır.ölümsüz değillerdir.sadece gümüşten yapılmış malzemeler ona zarar verir ve öldürebilir.
    (nevarlannevar, 30.08.2007 23:54 ~ 23:55)
  14. "
    üzüm şırası. bardağına doldurduğu şey bu. cam kenarına, yalnızca aya açılan saydam duvara gitti. oralara bir yere, artık tarihini kestiremediği bir zamanlarda ilştirdiği tabureyi çekti. aya döndü, şerefe dedi. “salute!”. bir yudum içti. sigaradan aşınmış gırtlağı haykırdı ama bu gereksiz ve önemsiz sayılabilecek acıya şöyle bir bakıp inceden gülümsedi. fazlası değil. tekrar aya döndü. “bu gece dolunay. hakkında bir şey bilmiyorum. ta oralardan kalkıp da bizim işlerimize burnunu sokabilmen gerçekten de hayranlık uyandırıcı. tabii sen, sadece bir yasa uygulayansın, (bardağından çektiği yudumu yutkundu zorlukla) yine de elimden gelmiyor senin bu işlerdeki payını görmezden gelmek. (bardaktaki sıvıyı evirdi çevirdi bir süre. sustu. kaşlarını çattı) her gece aynı şeyleri söylüyorum.
    kendinden bıkmış artık. sıkılmış. insanın böyle bir soruna çare bulabileceğine inancını ise çoktan yitirmiş. bu iş nerede başladı bilmiyor. bir gün rüyasında bir şey mi gördü. oryantalist, muhtelif, gerizekalı, deneysel, salsa, anne, reşat nuri güntekin ve diğer bütün o isimlerin kelimelerin içinden bir tercih yapmaya zorlandı da sonunda “ay”da mı karar kıldı? hatırlamıyor. illüzyonseverlerin baştacı mıdır ay? bunu bir milyar kez sordu kendine. elbette geçmişte. çok, çok önceleri.
    - sen aysın, ben kimim? ya da daha önce bir sigara içebilir miyim? seninle neden konuşuyorum? bunun bir sonu var mı? ah tabii önce sigara.
    cebinden sigara tablasını çıkardı. kibrit çıkardı. çaktı kokuyu dinledi. sigarayı yaktı kokuyu dinledi. herşeyin bir cevabı vardır bence. herşeyin.
    ama bu gevezeliklerin bir sonu var mı? bunun da bir cevabı var değil mi?
    kapı çaldı.
    yerinden sıçraması bir oldu bununla. kimse gelmez. bu saatte değil, bu çirkin yere kimse gelmez. şehirden uzak, köyden uzak, ormandan, denizden, yayladan uzak bu yere kimse gelmez. öyle bir yere dört katlı bir bina dikecek kadar yarım akıllı bir adamı kimse merak bile etmez. böyleyken onun burda oturduğundan haberdar olan da yok elbette. biri kokusunu almadıysa imkânı yok bunun.
    - koku mu dedim ben?
    ayakta durduğunu farketti. sigaranın sıcaklığı parmaklarını yakabileceği kadar ilerlemiş yukarılara. şaşkınca kapıya doğru bakıyor ve bu kez kendisiyle konuşuyor.
    - evet, duydum hatta, koku dedim az önce ben.
    “kimdir?” sorusu gereksiz. bir vakit kaybı. çok, çok gereksiz. neden böyle bir soru sorsun ki. yalnızca bir kişi gelebilirse, yalnızca bir kişi akıl edebiliyorsa bunu, kendinin dünyaya gelişi kadar doğal, sıradan, sorgudan sualden beri bir durum bu. düşünmeden kapıyı açması gerektiğini hissediyor. bir yandan da bu soruyu sormanın lüzumsuzluğu hakkında neden bu kadar zaman harcadığını düşünüp aptal aptal gülüyor. bir cevap için soru sormuş olmaması canını hiç sıkmıyor.
    kapının önünde durdu. eskilerden hatırladığı bir sorunun önünde duramadı.
    - kim o?
    - kim olduğumu sanıyorsun.
    - bilmem. bir şey sanmıyorum. az önce düşündüm ve bunun üstüne düşünmenin gereksiz olduğuna karar verdim. hatta az kalsın bunun üstüne de düşünmeyecektim.
    - seni anlamıyorum.
    - ben de üzüm şırası içiyordum.
    - neden üzüm şırası içtiğini düşünür müsün peki? yani neden kahve, çay, ıhlamur gibi şeyler içmediğini.
    - evet düşünürdüm ama başlarda. çünkü neden içtiğimi biliyordum. cevabı bildiğim için ve o aklımda sakladığım bana güzel şeyler hatırlattığı için sık sık sorardım bunu kendime. şimdi o kadar da ilgimi çekmiyor. hâlâ güzel bir şeyler hatırlatıyor bana ve benim için yeterli. o güne kadar.
    - hangi güne?
    - işte... o gün canım. sevgilimin bana geleceği gün. bir saniye kimdin sen?
    - kim olduğumu sanıyorsun?
    - bilmiyorum bir şey sanmıyorum.
    - hâlâ mı?
    - eh.
    - benim kim olduğumu biliyor musun?
    - hayır.
    - ben kurtadamım.
    - tamam da.. kim oluyorsun? yani kurtadam olunca ne olunuyor?
    - önce beni içeri al.
    - olmaz. birini bekliyorum.
    - iyi ya işte. beklediğin benim. zaman kaybettirmesene bize.
    - kusura bakma içeri gidiyorum.
    kapının önünden geri çekildi bir adım. ses gelmeyince sırtını dönüp cam kenarına ilişti yine. aya bakıp konuştu.
    - kitaplar seni anlatıyor ama hiçbiri senin kadar ilginç değil. şıram nerede benim. senin kadar ilginç değil. senin onlara hatırlattıkların bana hatırlattıklarını hatırlatmıyor çünkü. sen başkasın. sevgilimi göndereceksin. kuyuya düşmüşler bile yalnız seni görüyor. kuzey yıldızını değil. en güzel hikâyelerde, inanamamaya mahkûm biçareleri tatsız inkârlara götürmekle de olsa bedeninin bir yarısını yalnızlığına havale etmişsin. yine de bir şeyler bilmek iyi olabilirdi sevgili ay. yaşın, anan, baban.. cinsin. değil mi?
    kapı yine vuruldu.
    - benim.
    - kurtadam?
    - evet, elbette.
    - ben şıramı içiyordum.
    - beni ay gönderdi.
    - nasıl? anlamadım.
    - beklediğin benim. benim yüzümden konuşuyorsun onunla. beni sana getireceği için konuşuyorsun.
    - sen kimsin?
    - ben kurtadamım. dolunayda doğarım. kısa bir süre sonra uykuya çekilirim. sana kim olduğunu söyleyecek kişiyim ben.
    - bu nasıl olabilir? ne şekilde yani?
    - geçen dolunay ve öncekiler boyunca ne yaptığını bilmiyorsun. ben uykuya çekilince hatırlayabildiğin tek şey ay oluyor. al artık içeri beni.
    - zamanımı harcıyormuşsun gibi geliyor. öte yandan yine de her sözün oldukça tanıdık. seni içeri almalı mıyım bilmiyorum. öte yandan alırsam seninle ne yapacağımı da bilmiyorum. beklemeyi biliyorum ben sadece. neyse. bana izin ver de artık... gidiyorum.
    camın kenarına gidip aya döndü. ağını açıp bir şey söyleyecekti ki kapı vuruldu.
    - kim o?
    - kim olduğumu sanıyorsun?
    - hiçbirşey sanmıyorum. kimsin?
    - ben kurtadamım.
    - böylelikle?
    - beni bulmana izin vereceğim.
    - ben-bulmak-bilmem.
    - aç artık şu kapıyı. seni yiyeceğim!
    - neden?
    - doğam bu. sen de beni bekleyecektin. anlaşma böyleydi. ama her seferinde unutuyorsun.
    - anlaşma mı? bir söz mü verdim?
    - evet. bu kapı eşiğinin iki ayrı tarafınfaydık. dudaklarımdaki kanı sildin ve bir anlaşma önerdin bana.
    - devam et.
    - ay.
    - ay?
    - beni içeri alacak mısın? güneş doğmak üzere!
    - bir düşüneyim.
    elindeki şıraya baktı. evirip çevirdi. cam kenarına giderken kapı vuruldu.
    sesinde hafif bir korkuyla sordu:
    - kim o?
    titreyişlerden anlaşılmaz hale gelen kelimelerle karşılık verdi bir ses.
    - kim olduğumu sanıyorsun.
    biraz durdu. bir kaç saniye, bir kaç dakika bekledi. kapının arkasında seslerin yavaşladığını duydu. kapıyı açtı. beyaz saçları darmadağın ortayaşlı bir adam buldu. alnı yüzü terlemiş yorgunluktan öleyazan bu yabancıya kuşkuyla baktı.
    - kimsiniz?
    yabancı aynı soran gözlerle baktı. alnını oğuşturdu.
    - hiç kimse. sadece yolunu kaybeden biri.
    kız gülümsedi. alaca aydınlık gözlerini kamaştırmıştı.
    - üzüm şırası içer misiniz?
    "
    (scissorshands, 26.06.2008 02:20)