29 temmuz 2010 perşembe
günün başlıkları: 985 tane »
günün başlıkları: 985 tane »
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·öğrenciliğin keyfine var (reklam)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·isis (2)
- ·tyler durden (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·yahşi batı (6)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
kurbağa prens 
- keskin bir hayalgücüne kalırsa, dişilerin aradığı prensin bir evvel safhasıdır.
öpülmeden "ben buradayım" diyecek kadar yüreği yoktur..
zibidi.. - (bkz: ergen kurbağa)
- kurbağaya hakettiğinden fazla değer veren bayanların yanılgısı. bildiğin kurbağa işte...
- büyük bir metafordur kendisi. çocukluk yıllarımızın unutulmaz kahramanlarından-unutmaya çalıştıklarımızdan bir tanesidir "öpülünce prense dönüşen kurbağa" hikayesi. özellikle genç kızlarda "çirkinliğin arkasındaki güzelliğe bakma" biçiminde, ergenlik sonrası ortaya çıkmış bir durumdur. son yılların çirkin erkek yıldızları bu hissiyatın son halkasıdır. masalda anlatılan güzelliğin aldatıcı olabileceği gibi bir mesaj verme amacı taşır. bunun içinde uç noktalardan örnekler kullanır örneğin hayvanlar arasında gerek yasadığı bataklık ortamı gerekse soğukkanlı bir sürüngen olmasından kaynaklanan derisi ve renginden dolayı en çirkin hayvanlardan bir tanesidir kurbağa.karşısına güzellik timsali olarak oturtulan ise prensestir.özünde basit bir güzel-çirkin hesaplaşmasıdır. fakat işin karışık tarafı güzel olanın kötü olması çirkin olanın iyi olmasıdır.sadece bu masalda değil başka masallarda da kapışır iyi-kötü, güzel-çirkin. o kötü-ama güzel- kraliçe değil midir ki güzellik uğruna pamuk prensesi öldürmeye teşşebüs eden. çağımız güzellik anlayışını değiştiren bir tutumdur bu kötünün çoğu zaman güzel, asıl güzellerin de iyiler oldukları tezi.
başka bir örnek daha vardır kurbağalarla ilgili; öpüldüğü zaman prense dönüşmyen fakat asla çirkin bir kurbağa da olmayan kermit. gerçi karşısında süper-güzel-kötü kraliyet ailesi mensupları yoktu ama çağımız gerçekliğinde geçmişin rol biçmelerine karşı dimdik ayakta ne prens oldu ne de çirkin. - kurbağa prens masalı aslında bir efsaneye göre gerçeğe dayanır, yani bir efsanenin masallaştırılmış hali denilebilir. yalnız bu efsanede kurbağayı bulan kız basit bir köylü kızı, kurbağa ise sıradan başka bir köylü yani hikayenin prensi olarak geçer.
bu efsanede prens aslında kurbağa değildir ve asla olmamıştır.
bir gün sıkılan genç adam dolaşmak için dışarı çıkar ve göl kıyısına gelir. göl kenarında çok güzel bir kız görür. fakat kızın kendinden ürküp kaçacağından emindir ve bu yüzden bir oyun oynamaya kara verir.
"merhaba" der bir ağacın arkasına saklanıp.
kız gerçekten ürker. "kim o?" der korkuyla etrafına bakıp.
"ben şu yaprakların üstünde oturan kurbağayım, ağaçlıklara yakın olan."
kız şaşırmıştır ama saf olduğu için ve o dönemlerde hala büyülere vs ye inanıldığı için o da buna inanır.
"ne-neden konuşuyorsun peki...??"
"bir cadı lanetledi beni, ancak bir genç kız tarafından öpülürsem bozulacak bu büyü ve prens halime döneceğim."
"prens misin yanii???!"
"öyleydim bir zamanlar..."
zavallı kız ne yapacağını bilemez, sadece korkuyla ordan kaçar. eve geldiğinde kaçtığı için çok pişman olur ve yarın tekrar gitmeye karar verir.
adam da ertesi gün gitmiştir göle.
kız korkuyla göle doğru seslenir, kurbağa prens onu beğensin diye en güzel elbisesini giymiş, saçlarını gül suyuyla yıkamıştır.
"ku-kurbağa prens.. orda mısın?"
"evet... dün neden kaçtın benden? yoksa kurbağa olduğum için sen de mi sevmiyorsun beni? oysa ki eğer beni öpüp eski halime döndürürsen krallığımın prensesi olursun."
kız tüm hayatı boyunca kurabileceği en büyük fantaziyi duyunca yanakları pembeleşir ve sevinir, hayatın sonunda ona gülümsediğini düşünür.
"tamam... hangisisin kurbağa prens?"
"ağaçlara en yakın olanıyım ben, aslında ağacın arkasına saklandım, beni görüp korkmanı istemedim, diğer kurbağalardan biraz büyüğüm de." adam bunu söylerken göle giren kızın çıplak ayak bileklerine ve memelerine bakıyordur. kız ağaca yaklaşır, ağaca iyice yaklaştığında adam onun üstüne atlayıp, kıskıvrak yakalar ve tecavüz eder sonra da boğup göle atar, sabah kızın cesedi çamaşır yıkamaya gelen kadınlar tarafından görülür, kızın üstünde onlarca kurbağa vardır. kızın lanetleniğini düşünen kadınlar kızın cesedini alıp yakarlar fakat kıza acıyan o gölün tanrısı pfeile bu efsaneyi yüzyıllara saçar...
(bkz: yukarda yazılanların hiçbiri gerçek değildir) - fellatio metaforu.
- (bkz: ahmet yılmaz karikatürleri/%kurbağa prens)
- hediyedenizi.com 'da satışı gerçekleştirilen ve hatta itüsözlük linkiyle tanıtımı yapılan kurbağadır, bu kurbağacık masallardan kopamamış hayata inat masal dünyasında yaşayan kızlarımız için mükemmel bir hediye olarak tasarlanmıştır.
http://www.hediyedenizi.com/Hediye/115209/31//Ilginc_Hediyeler/Kurbaga_Prens_-_Kurbaga_Opunce_Prens_Oluyor.htm - bir cadı tarafından kurbağaya dönüştürülen prenstir. ilk bakışta insan da bir acıma duygusu oluyor bu masalda prense karşı. nede olsa prens kurbağaya dönüşmüş yazık... dağ gibi delikanlıydı oysa. peki bu prens neden kurbağaya dönüştürüldü hiç düşündünüz mü ? bir cadı neden durup duruken bunu yaptı ? derdi tasası, prensle alıp veremediği neydi ? hikaye sanırım tam olarak şöyle gelişti;
çok eski zamanlarda küçük, sevimli bir kasabada yaşan minik bir cadı vardı. cadı olmasının nedeni doğa ustü güçlere sahip olmasıydı. oldukça iyi bir kızcağızdı bu cadıcık...
bir gün çoook uzak ülkelerden bir prens geldi bu cadının köyüne. oldukça yakışıklı, çekici hatta ve hatta seksi idi. ama bir o kadar da kendini beğenmiş ve havalıydı. hovardaydı bu prens. sürekli alemlere akar çevresinde güzel kızlar bulunurdu. tek derdi tasası eğlenceydi. nasıl olduysa bu cadıcık kasabanın meydanından geçerken bu prensi gördü ve aşık oldu... işte tüm olaylar bundan sonra başladı.
cadı ne yapıp edip kendini prense göstermeliydi. ama küçük bir problem vardı ve cadı güzel bir kız değildi. birşeyler yapmalıydı. neyse bir şekilde doğa üstü güçlerini kullanıp prensin dikkatini çekmeyi başardı.
prens cadıyı karşısında görünce eşekten düşmüşe döndü. 'aman allahım bu ne böyle' diye geçirdi içinden. 'benim olmalı ! benim olmalı ! dedi...
ve sonunda istediği olmuştu presin. cadı artık onun yeni eğlencesiydi. her gece yatağındaydı. onunla gününü gün ediyordu. cadıda durumundan oldukça memnundu açıkçası. gel zaman git zaman işler değişti tabi. sihrin etkisi geçti cadı eski haline dönüştü doğal olarak da gözden düştü. prense kendine yeni bir eğlence bulmalıydı artık. istemiyordu cadıyı. ve sonunda cadıyı saraydan kovup bir güzel babasının evine yolladı... bu durumu gururuna yediremedi cadı birşeyler yapmalıydı. çok sevmişti prensi ona değer vermişti. ömrünü vermeye razıydı ona.
ve olanlar oldu... cadı kendine hakim olamayıp nefretine yenik düştü. prens için özel bir koktely hazırlayıp bir şekilde ona ulaştırdı. prens ise bu kokteyli içip bir kızı öpmesiyle birden hak ettiği duruma düştü ve kurbağa oldu. panzehir ise yine bir kızın öpücüğü idi... artık prensin etrafında hiç kimse kalmadı ve yeni mekanı bir sarayın bahçesindeki havuz oldu.
prensin günleri nilüferler arasında artık sinek yemek ve vıraklamakla geçiyordu. ama bu durumdan kurtulmalıydı prens. sarayın prensesini öpüp onun da hayatına girmeliydi...
hikayenin geri kalan kısmı ise bilindiği gibi olamadı bu sefer. sihir ters işledi.... ne yaptı etti kendini prensese öptürdü ve her ikisi de hayatlarının geri kalan kısımlarına kurbağa olarak devam etti.
murada erip ermedikleri bilinmez ama bu masal da burda bitti.