merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  • görseller

    • kuran incil ve tevrat ın sümer deki kökeni
  1. 1

kuran incil ve tevrat ın sümer deki kökeni

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  4. #din
  1. zeitgeist the movie adlı belgeselin 1. bölümünde yer alan, şu anda revaçta olan tek tanrılı dinlerin kökeninin aslında sümer halkında da yer alan hikayeler olduğunu ispatlayan kitap.

    sümer hikayelerine hikaye diyoruz, mit diyoruz, mitos diyoruz, öykü diyoruz; insanlar hayatını anlamlandırmak için uydurmuş diyoruz. ama bu hikayelerin aynısının incil, kur'an ve tevratta da bulunması sanırım inananlar tarafından bir mitos olmaktan çok öteye götürecektir. öyleyse sümerler, ataları, tablet yazarları birer peygamber olmalıydı, ancak neden bunlara mitos "uydurma öykü" deniyor öyleyse şaşırmalı ve düşünmeliyiz;

    diye anlamlar çıkarmama sebep olan, taraf tutmayan, ispat yapan, gerçeği gösteren, bir gram yorum bile yapmadan derdini anlatabilen harikulade kitap.
  2. bu sümerler de süpermiş hacu..
    ilahi dinler der ki hz. adem ilk insan ve de ilk peygamberdir. bu açıdan bakınca aslında sümerlerin, hititlerin x'lerin ve de y'lerin mi etkilendiği açığa çıkar.
    burda kişi inanmak istediği pencereden bakar, eğer ilahi dinlere inanmıyorsa kaynak sümerlilerdir. inanıyorsa eğer kaynak ilahi dinlerdir.
    ve de hz. musa' dan önce de peygamberler vardı, sümerliler zamanında da, sümerlilerden önce de. zaten dediğim gibi hz. adem ilk peygamber' di. ama bu iman meselesi, inanıp inanmama meselesi. iman etmeyen "kaynak sümerlerdir" der, iman eden hz. adem' dir der.

    yok efendim tapınma biçimleri benziyomuş da bu sebeple sümerler' den gelmiş. islam' a ibadet her daim var olmuştur. sakın sümerler ya da hangi kavimse bu ritüelleri uyguluyor, değiştirerek uyguluyor olmasın? ki bana göre öyle zaten. sümerler' den öncesi hakkında engin bir bilgiye sahibiz ya, bir de ispat ediyoruz. yahu en basitinden alimizdeki verilere göre konuşuyoruz. bilmediğimiz yüzlerce yılı kes at, sümerliler' i biliyon ya, onlardan gelmiş.

    son noktada ne desek boş, bu inanıp inanmama işi, bu kadar.
  3. mısır yazıtları, sümerler, babiller ve saireye ait tüm hikayelerin "hikaye" olduğunu anlatan kitap. ve bu insan uydurması hikayelerin hepsinin tek tanrılı dinlerin kitabında da bulunduğu, benzeşme gösterdiği, hatta birebir alıntılandığını ispatlayan çalışma.

    öyleyse inananlar çıkıp açık açık söylemedirler;
    "mitler öykü, hikaye, uydurma, insanların kendi yaşamını anlamlandırabilme çabası değildir. o yazıtların hepsi allah tarafından gönderilmiştir. o yazıtlara mitos demek, öykü-hikaye demek günahtır. sümerler, babil kültürü, yunan mitleri kutsanmalıdır. onlar da allah tarafından gönderilmiştir."
  4. semavi kelimesine dikkat! semavi yani göksel, yani yıldız tapınımı..

    dilimize bile yerleşen bu terim, çatısı altındaki dinler hakkında çok önemli bir noktaya parmak basmaktadır. ibrahim ve ardından yürüyenler, tevrat'dan kuran'a 2500 yıl yaşamayı başarabilmiştir.
  5. çok önemli bir eserdir, bilgi kaynağıdır, ufuk açıcıdır. din ya da dinleri afyon olarak kullanarak milleti zehirleyen kişilerin etkisinden kurtulmaya ve açık bir zihinle maneviyatı yönlendirebilmenizi sağlayabilecek bilgileri donanabileceğiniz eşsiz bir kaynaktır bu kitap.
    sümerler'in ne denli öngörülü ve ufku geniş bir toplum olduğunu da belli eden bu eserde, özellikle kur'an ve tevrat'tan yorum bile gerektirmeyecek açıklamalar ve son dinlerin sümer efsanelerinden ne denli fazlaca etkilendiği ya da ilham aldığı konularında muazzam bilgiler bulunmakta. muazzez hanım bilgi ve birikimini müthiş şekilde aktarmıştır, her sayfanın kesinlikle okunması ve iyice sindirilmesi gerekir.
  6. islam dininin, peygamber muhammed'e indirilmiş kur'an isimli kitabın, ard diyetli(!) bir takım kimselerin kendi zihinlerinde oluşturdukları yakıştırmayla değil, kur'an-ın kendi öz ifadeleriyle kendisini ve menşeini anlatan ifadelerinden habersiz bir hatun-cağızın sümerolog hevesiyle işkembeden atarak yazmış olduğu bilimsel kitap görüntüsündeki bir hezeyan tomarıdır!

    evvela kur'an inancında, "tanrı elçisi olmak" denen şeyin ne olduğuna bir bakalım. bu kavram 2 biçimde karşımıza çıkıyor. bu gün ve geçmişte kendine müslüman diyen milyonlarca sürü insan bir yana dursun, onların poposu kalın yiyici ilmiye sınıfının çoğusunun bundan haberi yoktur ki zavallı ilmiye'nin nereden olacak?

    bu gün bu asfalt suratlı herifler ilkokul kitaplarına, kurucusu hz. muhammettir yalanını yazdıranlar kendileri değilmiş gibi, sessiz sedasız tv. lere çıkıp islam muhammed'le başlamış bir din değildir kur'an ı okursanız bunu görebilirsiniz deyi veriyorlar..

    bir insanın bir şeye küfrederken yahut onu överken öncelikle o şey hakkında bilgi sahibi olması gerekiyor. bu, diyanet işleri başkanlığı, filan ilahiyatçı veya azize ilmiye çığ için olsun hiç farketmiyor!

    islam dininin, taşıdığı en temel misyonun gereği olarak, allah'tan almış olduğu mesajları insanlara iletmek ve bunları da kendi şahsında uygulamak ve örneklemek durumunda olan, peygamber adıyla bilinen kutlu insanlar iki türlü durum üzere gönderilmişlerdir.

    1-nebi resul
    2-resul

    islam inancında, islam dininin, hz. muhammed tarafından kurulduğunu iddia etmek, bu dininin peygamberinin sadece hz. muhammed olduğunu iddia etmek muhammed'e açıkça küfretmek, ona inanmamak demektir!

    elçi muhammed, yaradılmış ilk insanla adem'le birlikte değişmeyen din olan islam peygamberleri zincirinin sonuncusudur! bu islam inancını tanımlayan ana bir unsurdur!

    nebi resul:
    kendisine verilen bir kısım yeni detayların yazıldığı sahifeler yanında, kendisinden önce gönderilen elçileri ve onlara gönderilenleri de tastik etmek niteliğinde olan bir kitap getiren kişidir! buna göre hz.muhammed nebi + resul'dür.
    dolayısıyla kur'an namıyla bilinem malum kitap, indirildiği şahsın (h. muhammed) statüsü itibarı ile ayetlerinin bir kısmı bakımından nebi, diğer bir kısmı bakımından resul'dür.

    bu durum kur'anın durumunu da dolayısıyla vuzuha kavuşturur!

    söz gelimi, ibrahim nebi'nin çağdaşı olan lut peygamber , sadece bir rasul (elçi) idi.kendisi üzerindfen ibrahime verilen kitabı tastik eden bir resuldü.

    hz. muhammed'e inanalar, sadece kendisine değil bütün bir peygamberler zincirine ve onlara verilenleri içeren bir kitap özelliğinde olan kur'an'a inanırlar.kur'an'ın sadece bir kısmı yalnızca hz. muhammed'e verilmiş yeni detayları içerir. diğer bir kısmı öteki peygamberlere verilenleri kapsar. (bu peygamberlerin kitaplarında mevcut bazı özel genelde yasaklarla ilgili hususlar, yürürlükten kaldırılan kanun maddeleri olduklarından kur'an a alınmamışlardır ki bu durum hem kur'an da hem de söz konusu kitaplarda mevzu edilmiştir) kur'an bunları insan müdahaleleri sonucunda karıştırılmış başka anlatımlardan arındırarak (geçmişte bazı kimselerin yaptığı tahrifatlara zaman zaman değinilmektedir) bir kısım orjinal halleriyle yeniden hatırlatır ve tastik eder.(tevrat, incil, zebur furkan) bu anlamda kur'an nasıl bir kitap olduğunu niteliğini, ne yapmakta olduğunu, tevrat'ın ve israiloğullarının kimler olduğunu ve incil'in durumunu, ondan önce gönderilen kitapların durumunu net bir biçimde ortaya koyan bir kitaptır.

    böyle olunca, geçmiş elçilerin geriye bıraktıkları izler, yaşadıkları medeniyetlerin bir kısmında bazen belki kısmen korunmuş veya başka sözler eklenmiş pratikler kalıntılar biçiminde rastlanılması, bir müslüman açısından beklenen bir durumdur sürpriz değildir.

    bu ikili durumun ortaya çıkardığı öteki öteki ithamlar 1400 küsür yıl sonra "azize ilmiye çığ" ı beklemek zorunda kalmamış, muhammed'in peygamberliğinin ilanının hemen akabinde ortaya çıkmış ve sen bize geçmiştekilerin mitoslarını anlatıyorsun ithamıyla karşılaşmıştır! bu, küfreden ve küfretmeyen 2 insan tipinin de şimdi yahut geçmişte ortaya çıkması bakımından bir zorunluluktur!

    kur'an ın sümerdeki kökenleri, neticede kur'ana inananlar bakımından, sözgelimi ibrahim'in mücadelesinin ne olduğunu bir anlamda yerinde takip edebilme imkanına da kavuşurlar.

    ...

    kuruluş döneminde, kendilerine üstün bir kök arama sevdasına kapılan, yeni t.c nin kemalist aydınları, sümerlerin kökeni türk'tür iddiasıyla, ortaya attıkları şeyin yalanlanma durumu!

    bunların bu durumu kendilerini ve dedeleri olan osmanlıları dahi inkar etme hezeyanıyla da kendini göstermiştir ki bu zihniyet onlara, sümeri de bu şeyleri üreten temel bir üs olarak görüyorlar!

    kaldı ki, sümerler, son yıllarda yapılan genolojik araştırmalar genellikle j2 mutasyonunu işaret eder durumdadır. gen araştırmaları bu anlamda bütün dünya faşist ideolojilerini sarsmıştır.

    j alternatifsiz, arap klanı demek! sümerologlar adına, korkarım allah'ın peygamberlerini ne siyah ne de beyaz 2 ırkın arası bir ırktan seçme geleneğinden vaaz geçmemiş ve ibrahim'in muhammed'in atasının iddiasını doğrulamışa benziyor. eğer ibrahim sümerli idiyse. değilse de onlar açısından daha kötüdür.

    dikkati çeken diğer bir konu, ibrahimin atasının adının "azer" olmasıdır. bu konuda kesin bir şey söylemek elbette zordur ve bu apayrı bir tartışma konusudur yine de burada dikkari çeken bir konuya işaret etmek gerekir. arap klanı bu günkü azeri topraklarında tuhaf bir şekilde, çok yoğun ve köklü olarak ölçülmüştür.
    ...

    -muhakkak ki o (kur'an) âlemlerin rabbinin indirmesidir(şuara192)
    -onu rûhu'l-emîn indirdi (şuara 193)
    -senin kalbine; uyarıcılardan olman için (şuara 194)
    -apaçık arapça bir dille(şuara 195)

    -o, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır (şuara 196)

    ...

    -doğrusu feraha ermiştir temizlenen(ala 14)
    -rabbinin adını anıp o'na kulluk eden(ala 15)
    -fakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz(ala 16)
    -oysa ahiret daha hayırlı daha devamlıdır (ala 17)
    -kesinlikle bunlar ilk sahifelerde de, mevcuttur(ala18.)

    -ibrahim ve musa'nın sahifelerinde (ala 19)


    iddialarına göre allah sümer toplumunda, aslında dişi bir tanrıça'nın adıymış! bu ad daha önce varmış!
    hangi takip süreci neticesinden elde ettiğiniz bilgi ve belgeler in onları bu sonuca götürdüğünü açıklamaları gerekir. kur'an'da ibrahim, sümer toplumunda doğmuş olabilir ama,çevresinin tapındıkları ay ve yıldız putların yüz çevirip onlardan kopmuş babasıyla kavga eden bir insanın bir sümer hikayesi.

    hangi mantık bunların her ikisinin de aynı kaynaktan doldurulduğunu söylüyor? onların bu bu yazıtları kayıtlara geçirirken, bunları nerelerden aldıkları konusunda ellerinde bir belge mi var? tahminler değil, varsa kanıtlar ortaya konmalıdır.

    kur'an'ın temel inanç prensiplerinden birisi şudur:

    allah(ilah= el-ilah) doğurmadı, allah doğmadı, putperestler allah'a yakıştırdıkları bir takım dişi isimlere taparlar ki bunların eski geçmişten bu güne değişmemiştir.

    gerçekten de kur'an böyle bir şey diyorsa birileri allah'a böyle bir iftira atmış olmalıdır! azize ilmiye çığ sümer yazıtlarını referans alıp, yalan söylemiyor! içeriğinden, hak olanla batıl olanı birbirinden ayıran haktan da batıldan da söz eden, bir kitaba, cehaletinden ötürü, çamur zannederek fırlattığı harç islam`ın duvarını sağlamlaştırır.

    sümerli putperest bir kadın bir sümer yazıtında söyle söyler:

    ey enlil! gelinlik yatağında bana şefaat et! peygamber döneminin putperestleri de kendilerine şefaat edecek tanrılar uydurdukları biliniyor.

    - o gün şefaatçi'nin şefaati fayda vermez!
    - hani arz edip çağırıp durduklarınız?

    -onlara allahın indirdiklerine inanın denildiğinde onlar derlerki bizler, atalarımızı bu yol üzere bulduk!
    -ya ataları sapık kimseler idiyseler?

    güneş ay ve yıldız sümerlerden kalma ikonlar olduklarını söylemekte bir problem yoktur.allah elçisi ibrahim bu sembollere tapınmaktan menedilmiş, bunları yaradana tapınılmasını emretmiştir. ibrahim, yollarını sapık bir milletle böylece ayırmıştır.bilgi sahibi teologlar güneş ay ve yıldız tanrılarına tapınmanın sonraları nasıl bir seyir izlediklerini iyi bilirler.

    kuran ayetleri, ibrahimden kalan hatıralarıyla, bu gün hala ibrahimin dinini güncelliyor ve doğruluyor ama putperestlerinkini de. böylece bu kitap hak ile batılı birbirinden ayırıyor!

    karşılarına saygı duruşuna geçilen, komunistlerin şan ve şeref timsali kızıl yıldız putuna tapanların durumunu açığa vuruyor , birleşik amerikanın 52 yıldız putunu, birleşik avrupanın 12 yıldız putunu da ve omuzu kalabalıkları da.

    aya güneşe veya yıldızlara tapınmak, ay-yıldız putunun karşısında saygı duruşuna geçmek ne ibrahim ve ne de onun dininin mensuplarının meselesidir. allah'a tapanların hakkında delil indirmediği bir şeyi o'na eş mi tutarlar!
    elbetteki hayir!
  7. ilk defa değinenin bizatihi kuran olduğu köken.

    gören de sanki kuran "burada anlatılanların kökeni ibrahim diye bir adamdır" demedi, hz peygamber "ben ibrahimin soyundan geliyor ve onun dinini tamamlıyorum" demedi de her şeyi bunlar çözdü sanacak.
  8. zorlama bi' kitap her şeyden evvel. kavramlar toplamını bi' sürecin öncülü ya da ardılı yapmak neme lazım. bu tip kitapların ortak hikayesi de, analoji yollu eğip bükmelerin fazlalığı kanımca. insan psikolojisinin bi' diğer önemli hususu olan benzetme burada devreye giriyor fazlasıyla.
    zuhur eden şeyh, ''binlerce yıl önce yaşanmış/yazılmmış şeyhler kutsal kitaplarda da yazılmış'' deyip semavi dinleri çürütmek ama burada yapılan hata çok büyük. geçen gün sohbet ettiğim bi' ahbabım da dersim piri düzgin baba'nın orcin adını duzgu olarak tayin ediyor ve bana sunduğu kanıtlarla birlikte aslında duzgu'nun sümer panteonundaki dumuzi olduğunu iddia ediyordu. tuhaf. burada bi' paradoks sökün ediyor aslında. ortada insanlığın ortak hikayesi var, her dönem başka isimler ile anılan, kabuk değiştiren. bu hikayelerin yıkılmayıp değişmesi ise yaşamın dinamiğini taşımasından kaynaklanıyor.

    ve yine eklemeli burada bi' kopyalama, çalma işi yok. esinlenme var, ortak macerada. bunu yaparak, yani sümerleri öncül yapıp semavi dinleri ve özelinde tanrıyı bertaraf etmek abesle iştigal olmaktır. hele bunu yapan ne dediğini bilmeyen jakobenci bi' elit olunca.
  9. kitabı okumadım, etmedim, içinde hangi mitolojik hikayeler var bilmiyorum. ama bildiğim tek bir şey var ki; o da insanların "din" deyip de sahip çıktıkları şeyin, tarihsel bir arka planının olmasıdır. dolayısıyla kastedildiği gibi bir durumun olması, yani bu üç kitabın sümerlerde köklerinin bulunması çok normal bir şey; aynı kökün bir diğer ucu da antik yunan'a değiyor olabilir. ben şimdi kalkıp türlü türlü mitolojik hikaye anlatsam siz bana kalkıp diyeceksiniz ki "hayır efendim, hz. adem'den beri pek çok peygamber gelip insanlara allah'ın bize söylediği şeyleri anlatmışlardır, dolayısıyla da ilkel insanların bizimle benzer şeylere inanmaları son derece normaldir".
    bu yüzden size mitolojik bir olayı değil de, bu semavi dinlerin bir hikayesini anlatmak istiyorum, sizin bilmediğiniz açıdan.

    "sizi ondan (topraktan) yarattık"(taha 55)
    bu tarz bir açıklama kur'an'ın her yerinde geçer. rivayete göre adem dünyanın her yerinden alınan topraklardan oluşmuş, bu sayede de çeşit çeşit ırklar da onun soyundan gelebilmiştir. hatta adem'in topraktan yaratılmış olma durumu yüzünden şeytan ona ibadet etmeyi reddeder, vs.

    ilkel toplumlar toprağı bir "ana" olarak görürler.
    hatta (bkz: toprak ana/!bak hakkıcım); okumak istemiyorsanız buradan da açıklayayım: ilkel insan kadındaki ve topraktaki üretkenndiği görünce bu iki varlığı kafasında özdeşleştrir, ikisini aynı şey gibi görür. dolayısıyla insanın anasının karnından çıkmış olması aynı zamanda topraktan çıkmış olduğunun da bir göstergesidir. bu topraktan çıkmış olma hikayesi öyle yaygındır ki, insanların "öz arayışı" durumunda bile ortaya çıkar; o dönemlerde filozofların en çok kafa patlattığı şey budur: "bir özümüz var, ondan geldik yine ona gideceğiz" diye; bir kısmı bu "öz"e ateş der, bi' kısmı su der, işte bi kısmı da "öz" olarak topraktan geldiğini savunur. bugün bile çoğu zaman duyarız "topraktan geldik, toprağa gideceğiz."

    işin komik kısmı, bilim bir şeyleri açıkladıkça bu topraktan gelme hikayesi de değişime uğruyor, göya orada kastedilen "topraktaki inorganik maddeler"mişş..
  1. 1