belki ilginizi çeker
  1. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  2. · ugg
  3. · sözlük yazarlarının hayalleri
  4. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  5. · beşiktaş ile fenerbahçe taraftarı arasındaki fark
  6. · tunceli alevileri dinsizdir
  7. · günün tek kelimelik özeti
  8. · bir anti depresan olarak alışveriş
  9. · allah

kuran ı kerim hakkında suç duyurusu  

  1. din ile pek yakın münasebeti olmayan biri olarak yazıyorum bu yazıyı. (bununla gurur duymuyorum, özenilsin diye de yazmıyorum. herkes istediğine inanmak ya da inanmamakta özgürdür. ülkemi bu yüzden seviyorum. ayrıca ekliyorum allah'ın varlığına inanıyorum ancak bugün dayatıldığı şekliyle değil.)
    kuran'ı kerim'e dava açan arkadaşları buradan tebrik ediyorum. bunca yıllık tarihi olan bir kitabın şiddet içerdiğini ilk fark eden insanlar olmuşlardır kendileri. valla bravo! üstelik şiddeti teşvik ediyor gerekçesiyle dava açmış olmaları da ayrı bir takdire şayan harekettir. ayakta alkışlıyorum bu arkadaşları. tekrar tekrar teşekkür ediyorum kendilerine.
    yukarıda yazdığım masaldan sonra şimdi de gerçeklerden bahsedelim biraz. bu arkadaşlar kuran'ı kerim'i okumuşlar mı diye sorulması gerek önce. ve hangi bölümlerinin şiddeti teşvik ettiğinin açıklanması gerek. kitaplar bir bütün halinde ele alınır ve bir bütün halinde değerlendirilirler. kitapların bazı bölümlerini ele alıp şiddeti teşvik ediyor diye yargılamak, dava açmak hangi mantığa sığar? bu arkadaşların izlediği mantıkla gidecek olursak dragonlance, forgotten realms, polisiye romanların büyük çoğunluğu, star wars... diye sonu getirelemeyecek bir liste için de dava açacaklar mı? katil var, ölüm var, nefretle birilerini öldürmek var, intikam var, büyü var, kılıçla bir şeyleri ikiye bölmek var, ölümden zevk almak, birilerinin öldüğü izlemek, kafa tasından şarap kadehi yapmak var, başkalarının acı çekmesiyle güçlenmek, güce özendirmek var... var oğlu var bu kitapların tamamında. peki ne olacak o zaman? danimarka'da sadece yemek kitapları ve aşk romanları mı okuyor bu insanlar? belli bir bölümünde şiddet olan tüm kitaplar için dava açacaklar mı? zamanında kilise dini kullanarak haçlı savaşlarını teşvik ettiği için kiliseye de dava açacaklar mı? verdikleri zararın tazminatını isteyecekler mi? danimarka adaleti eğer bu suç duyurusunun haksız ve yersiz olduğuna karar verirse bu suç duyurusunda bulunan insanlar için "halkın tamamını ya da belli bir bölümünü şiddete teşvik etmek" ve "asılsız suçlamalarda bulunarak belli bir kişi ya da kurumu, ki kuran'ı kerim müslümanların kutsal kitabı olduğuna göre bu müslümanları karalamaya yönelik bir hareket kanımca, karalamak" gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulacak mı?
    artık bu tür "reklam kokan" hareketlerin sonu gelmeli bence. madem avrupalısınız, madem özgürlükleriniz var, madem modernsiniz, madem insanların inanç özgürlüklerine saygılısınız gösterin bunu. aynı şey benim ülkemde incil ve tevrat için yapılsaydı tüm avrupa ayağa kalkardı. türkiye'de inanç özgürlüğü yok, insanlar kafa tasçı denirdi. anlayana!!!
    barış istiyorum barış. sevmek istiyorum insanları, sevilmek istiyorum. kardeş kardeş yaşamak istiyorum. para, maden uğruna savaşmamak, insanların öldüğünü görmemek istiyorum. bu tarz insanlar oldukça bunun ne kadarı mümkün? ama gene de söylüyorum. hepinizi, tüm inançlarınız ve düşüncelerinizle kabul edip seviyorum. hepinizle yan yana gelip kimsenin kimseye inançlarını dayatmadığı bir ortamda sizinle bir bardak çayı paylaşmak istiyorum. "at gözlükleri atlar içindir."
    (eldritch, 24.02.2007 17:16)
  2. aslında benzer durumlar bizim ülkemizde de yaşanmadı değil. haber bültenlerinden aşinalığımız vardır, özellikle 28 şubatlı günlerden:

    " ... yapılan baskında 3 adet kuran, 4 adet cd, 2 adet boru ve 4 metre sicim ele geçirildi. suç aletleri savcılık tarafından incelenmeye alındı..."
    (galliani, 24.02.2007 17:36)
  3. sonucu merakla beklenen bir suç duyurusu olmuştur.

    tarafsız olarak yazmaya çalışacağım.

    karikatürlerin ve bu suç duyurusunun ardından, bu adamlar müslümanlardan nefret mi ediyorlar diye düşünmeye başladım. belli ki ediyorlardı, yoksa durduk yere kimse kimsenin kutsal kitabını okunmasını, ve ibadet yerlerinin kapatılmasını istemez. toplumsal bir duyarlılık değil bu. içerdeki nefret duygusunun dışa vurumu. karşıdaki topluluğun hassas olduğu noktalara yapılan bir saldırı, sırf o topluluk sevilmediği için esasında. söylem gerçeğe dayanıyor mu? bilmiyorum. dünya'ya verilen bir mesaj. başka ülkelerdeki benzer hareketleri cesaretlendirecek bir gelişme. bu noktada, bu insanların arkasında kimler var? acaba, türkiye'nin köylerinden kalkıp avrupa'ya giden, ve orada, bir arada, aynı köyde yaşarmış gibi hem de 70'li yıllardan bir gıdım ileri gitmeden, yaşamaya devam edip, oradaki insanları rahatsız eden müslümanlar mı sebep?

    bir düşünsenize, küçük nüfuslu bir ilde yaşıyorsunuz türkiye'de. ve ilinize bir çok hristiyan göç etti, ve bitişik mahallelerde yaşamaya başladılar. sizin toplumunuzdan içten içe nefret eden insanlar, bir yandan sizin yerinizi kapmak için fırsat kollarken. sizin dilinizi ve kültürünüzü öğrenmeyi-benimsemek değil-, iletişimi reddediyorlar ve büyük bir hızla üreyip, toplumsal yaşamınızı değiştirecek konuma yaklaşıyorlar? siz ne yapardınız?

    bunlara rağmen, ben, insanların, halkların kardeşçe yaşayabileceğine inanıyorum, birileri araya nifak sokmadığı zaman. tarihte örnekleri çoktur, şüphesiz tarihta çok da savaş vardır, ama toplumların kardeşçe yaşadığı zamanlar çok daha fazladır. danimarka'daki bu örgütlenmenin arkasında başka birileri olmalı, bu grubu besleyen, yönlendiren, para desteği veren başka birileri. belki türkiye'nin avrupa birliğine girmesini istemeyen ve müslümanlarla avrupa halklarının bir arada yaşayamayacağını göstermek isteyen güçler. belki de sadece müslümanığı aşağılamak isteyen ve kendi dinlerine güç ve nüfuz kazandırmak isteyen bir zümre. insanların barış içinde yaşamasını istemeyen ve bundan rant sağlayan insanlar var çünkü dünyamızda. tıpkı, zamanında türklerin almanya'da entegrasyonunu engellemek için kurulmuş bazı yeraltı örgütleri gibi. bugünlere geldiysek, türk milliyetçiliği altında ırkçılık yapanların da suçu vardır. iki ucu boklu değnek bir durum.
    (ornitrin, 24.02.2007 17:45 ~ 17:46)
  4. müslümanların da aynı yöntemlerle cevap vermeyeceği talihsiz bir eylem.

    bu anlamsız suç duyurusu ile gördük ki, her fırsatta bizlere medeniyet dersi vermeye kalkan bir avuç avrupalı maceraperestin, daha evvelinden danimarkadaki karikatür krizi ve hollandadaki theo van goghun islama hakaret içerikli film yayınlaması ile başlayan ve aslında hiç bir zaman yapılmaması gereken, manevi değerlere ve dini inançlara hakaret etme furyasının devamı niteliğinde olan bu eylemi ile batı, çirkin yüzünü tekrar göstermiştir.

    halbuki kuran ı kerim, insanların inancına saygı göstermeyi, hoşgörüyü, kutsal değerlerle alay etmemeyi öğütler. kuran ı kerimin 1400 yıldır verdiği mesajların hiçbirisinde, müslüman olmayan bir insanın inancı ile dalga geçilmesi, başka inançlara sahip kitlelerin kutsal sayılan varlıklarının horgörülmesi emredilmez. bir avuç kendini bilmezin modernlik adı altında yaptığı şey aslında, daha öncesinden çanakkalede ve yemende gördüğümüz ve alışkın olduğumuz, geçmişte ve hatta bugün bile dünya üzerinde nice katliamlar yapan sözümona medeni avrupa toplumunun dünya barışına zerre katkıda bulunmayacak, üstelik gergin bir ortam oluşturması kuvvetle muhtemel olan bir hareketinden başka birşey değildir..

    kutsal değerlere saldırmak, manevi duygulara itibar etmeyen avrupa toplumlarında adeta moda haline geldi. bundan kısa bir süre önce, submission filmi ile islama hakaret eden ve öldürülen hollandalı yönetmen theo van gogh yüzünden, her fırsatta içlerine hoşgörü yerine başka inanç ve değerlere tahammül edememe huyunu yerleştiren sömürgeci beyinler, uzun süre islam aleyhine propaganda yapmaktan kendilerini alamamışlardı. işin enteresan tarafı, öldürme olayından sonra 8 tane cami ve müslümanlara ait sayısız ev ve işyeri kundaklanıp yakılmıştı ama kimse o eylemleri kınama ihtiyacı bile hissetmemişti. yani batının her zamanki çifte standardı ortaya çıkmıştı ve tahrikçiler birer kahraman ilan edilmişti.

    bu tür olayların bir takım huzursuzluklara yol açacağı muhakkaktır. şimdi birileri kalkacak bunun adına fikir özgürlüğü, düşünceyi ifade etme hürriyeti vs. diyecek ama öte yandan insanların belki de an hassas olduğu kutsal değerlere yapılan bu ve buna benzer sataşmalar neticesinde, sağduyuyu elden bırakıp karşı atağa geçecek insanların tepkilerinden sonra, yine birileri tezgahladıkları bu çirkin senaryo sayesinde müslümanları rencide etmeye devam edeceklerdir.

    modernlik adı altında, provokasyonlarla bir yerlere varmak arzusunda olup bu eylemleri yapanlar bilmelidirler ki, kendi kafalarında sildikleri, din, vatan, paygamber ve kutsal kitap gibi kavramlar, hala yeryüzünde milyonlarca insanın hayatında önemli yer kaplamaktadır ve kuran ı kerim hakkında ortaya atılan asılsız iddialar ve yapılan suç duyurusu sayesinde yine isyenmeyen olaylar yaşanacak ve ortalık kızışacaktır. kimbilir, belki de birileri perde arkasından pis pis sırıtmaya devam edecektir.
    (dirk nowitzki, 24.02.2007 21:59)
  5. beni olduğum yerde neşelendiren, güldüren ve ding dong song'un girişini söyleten duyurudur. negzel...
    (azwepsa, 24.02.2007 22:35)
  6. türkiye'deki satanistlerin gözaltına alınması olayının bir kademe altıdır.

    kuran'da şiddet özendirici metinler vardır ama genel olarakş barışçıl, hoşgörü yanlısı bir kitaptır.dinler ve millet kişilerin yaptığı olaylara göre yargılanamaz.
    (omaz, 24.02.2007 22:38)
  7. iskandinav ülkesi insalarının hiçbir sounları olmadığı için kafalarına taktıkları gubidik şeylerin en son halkasıdır. bu tip insanlara toplum uyuşturucusu vermek gerekmektedir. örneğin esrar, wow, rakı gibi bağımlı yapacak şeylerin o ülkelere gönderilmesi şart oğlu şarttır.
    (kahnesty, 24.02.2007 22:39)
  8. (guanoapes, 28.02.2007 06:10)
  9. demokrasi, düşünce özgürlüğü ayağına, her türlü değeri hiçe sayarak önüne gelen tüm müslüman ögelere savaş açan zihniyetin son ürünü. ben merak ediyorum, acaba bu adamların yapacak işleri yok mu da böyle şeyler araştırıp buluyorlar? örneğin hz. muhammed'in karikatürleri. hz. isa'nın hiç böyle karikatürize edilmiş bir halini gören var mı? normal bir espride bile bulunmaz onun karikatürleri. neden? çünkü o kutsaldır. kime göre? hristiyanlara göre. e peki nerede kaldı sizin hoşgörünüz sayın çok gelişmiş danimarka, isveç, norveç? siz hz. isa'ya saygı duyarken biz de duyuyorsak, biz hz. muhammed'e saygı duyarken, onu kutsal sayarken sizin de saygı duymanız gerekmez mi? söz konusu müslümanlık olunca birden hoşgörünüz kayıp mı oluyor? ayrımcı mısınız yoksa?

    konuya gelirsek, ülkemizde incil'e karşı bir dava açıldığını düşünelim. o dava açan insanın faşistliğinden girin de kitapsızlığına kadar hiçbirşeyi kalmaz ortada. neden? çünkü biz sayduyulu bir milletiz değil mi? bizim de aydınımız var, hem de nobelli. gerçi böyle bir durumda ne kadar karışır, ne kadar çözüm üretmeye çalışı orası da meçhul. muhtemelen, yanlış yaptık kabul edelim gibisinden bir manevrayla ikinci nobeline kucak açmaya çalışır.

    konu şu, danimarka'lı bu gençler, faşist bir tutum içerisinde, apaçık. daha inanç özgürlüğüne bile saygıları yok. danimarka gibi çookk gelişmiş, her türlü anket zırvasında üst sıralarda bulunan, ekonomik, sosyal zart zurt gibi konularda, araştırmacı kişiliklerin sundukları istatistiki verilerde hep en üstlerde bulunan bu halk, konu inanç özgürlüğü olunca tüm insani değerleri hiçe sayarak birden 180 derece dönüş yapıyor. bu kaypaklıktır, başka birşey değil. bu yüzden danimarka'nın gelişmiş şu bu olduğunu düşünenler bir daha gözden geçirsinler düşüncelerini.
    (hanzo, 28.02.2007 07:11)
  10. öncelikle (bkz: @1197372)

    danimarkalı üç beş meczubun gündem yaratıp popüler olma çabaları bizi neden bu kadar bağlıyor, anlamakta gerçekten zorlanıyorum. aynı hareket türkiye'de incil'e karşı yapılsa tabi ki biz geri zekalı demokrasi havarilerinin sesi soluğu daha gür çıkar. çünkü onlar bizim meczuplarımız, bizim faşistlerimiz(!), bizim sorunumuz olur. ama bırakın bu sarışın-mavi gözlü-leylek bacaklı-yarım akıllılarla da danimarka'nın geri zekalı demokrasi havarileri uğraşsın. iskandinav bokunu da biz mi temizleyeceğiz?

    burada beni (geri zekalı havari) asıl endişelendiren, kendi hatasını örtmek için sıra arkadaşını şikayet eden ilkokul çocuğu reflekslerimizdir. artık bu "şöyle olsaydı böyle olurdu", "ama onlar da şöyle yapmıştı" laflarını biraz bırakmak lazım. artık biraz büyümek lazım.

    (bkz: bir aklanma metodu olarak komplo söylemi)
    (tembel, 28.02.2007 10:22 ~ 01.03.2007 09:55)
  11. (atlantis, 28.02.2007 11:50)
  12. hz. muhammed'e tazminat davası açmaktan farkı olmayan eylem. insanlık ne çekiyorsa bir sikim olamayıp da kendini bir bok sananlardan çekiyor zaten. misal;
    (bkz: belçika)
    (bkz: hollanda)
    (bkz: luksemburg)
    (gelirsemkal, 28.02.2007 20:02)
  13. yok devenin nalı gibi bir şey olsa gerek...
    (bkz: yok kuran ı kerim hakkında suç duyurusu)
    (roadrunnerkeeprunning, 28.02.2007 21:07)
  14. "ölüm herkes için herkese var hesap" denilip geçilmesi gereken komik olay
    (gölgeningücü, 12.03.2007 23:37)
  15. -yaz kızım, allah'ın dinlenmesine, bunun olması için davanın kıyamet sonrasına ertelenmesine....
    (diazepam, 07.05.2008 13:01)
  16. 10 aralık 1948 insan hakları evrensel beyannamesi:
    madde 18

    her şahsın, fikir, vicdan ve din hürriyetine hakkı vardır; bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir.

    avrupa insan hakları sözleşmesi
    madde 9
    düşünce, vicdan ve din özgürlüğü

    1. herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, açıkça veya özel tarzda ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir.
    2. din veya inancını açıklama özgürlüğü, ancak kamu güvenliğinin, kamu düzenin, genel sağlığın veya ahlakın, ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için demokratik bir toplumda zorunlu tedbirlerle ve yasayla sınırlanabilir.

    (avrupa insan hakları sözleşmesinin 9. maddesinin ilk fıkrası insan hakları evrensel beyannamesinden alınmış olup,iheb'nde 18. maddede düzenlenmiş bir konuyu sözleşme 9. maddesinde düzenlemiş,yani öne almıştır.din ve vicdan özgürlüğüne,ibadet özgürlüğüne iheb'nden daha çok önem verilmiş gibi göünmektedir.gerçekten şık bir davranış.)
    madde 9/fıkra 2 de bahsedilen;örneğin cihat benzeri bir savaş ilan edilmesi(kamu güvenliği ve düzeninin zedelenmesi)
    inançlarına göre kan aldırmanın yasak olduğu bir yahova şahidinin hasta çocuğunun iyileşmesi için kan aldırmayı reddetmesi (genel sağlık-kamu düzeni)
    gibi nedenlerle ve ancak yasayla bu durumların ortadan kaldırılacağı oranda sınırlandırılabilir.

    birleşmiş milletler

    din veya inanca dayalı her türlü hoşgörüsüzlük ve ayrımcılığın kaldırılması bildirisi

    madde 2/fıkra 2 : bu bildirgenin amaçları bakımından “din ya da inanca dayalı hoşgörüsüzlük ve ayrımcılık” sözü, din ya da inanca dayalı olarak insan hakları ve temel özgürlüklerin eşitlik temeli üzerinde taşınmasını, kullanılmasını ve bunlardan yararlanılmasını önlemek ya da zedelemek amaç ya da sonucuyla herhangi bir ayırım , dışlama, kısıtlama ya da üstün tutmada bulunmak anlamına gelir.

    madde 6:
    bu bildirgenin 1. maddesi uyarınca ve 1. maddesinin 3. fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, düşünce, vicdan, din ya da inanç özgürlüğü hakkı ötekilerin yanısıra,

    a. bir din ya da inancın gerekleri uyarınca ibadet ya da toplanma ve bu amaçla ibadet yerleri kurma ve koruma;

    b. uygun yardım ve insancıl amaçlı kurumlar kurma ve koruma;

    c. bir din ya da inancın tören ya da törelerine ilişkin araç ya da gereçleri yeterli ölçüde yapma, edinme ya da kullanma;

    d. bu alanlarda ilgili metinleri yazma, yayınlama ve yayma;

    e. bir din ya da inancı bu amaçlara uygun yerlerde öğretme;

    f. bireylerden ve kurumlardan gönüllü maddi ya da başka yardımlar isteme ya da alım;

    g. herhangi bir din ya da inancın ve standartlarının öngördüğü uygun liderleri yetiştirme, atama, seçme ya da yerini alacak olanı belirleme;

    h. dinin ya da inancın kuralları uyarınca tatil günlerine uyma ve bayram ve törenleri kutlama;

    i. din ve inanç konularında ulusal ve uluslararası düzeylerde bireylerle ve topluluklarla iletişim kurma ve sürdürme özgürlüklerini içerir.


    1-2 kelime de söyleyeceklerim var.herhangi bir dinin mensubu olarak değil insan olarak yazıyorum.empati,nezaket ve etik deniyor.bir dinin peygamberine hakaret ediliyor,mensuplarına kayıtsız şartsız terörist gözüyle bakılıyor.daha sonra peygamberine hakaret edilen dinin mensupları,hepimizce malum karikatürün yaratıcısının evinde yangın çıkarak öldüğünde allah onu çarptı diyerek seviniyor.
    bir suç örgütü incil basan bir yayınevinde,insanlığa sığmayacak vahşetle insanları öldürüyor,daha sonra dindar pozisyonunda ifşa edilerek,o dinin tüm mensuplarının karalanmasına yol açılıyor.
    çoğu bilmeyebilir,ancak uzun yıllardır,ırak,iran ve suriyeye gitmek istiyorum,ancak gidemiyorum.eğer pasaportumda arapça damga görülürse,bu yerlere gittiğim öğrenilirse avrupa ülkelerine girmekte zorluk yaşayabileceğimi ve belki hiç giremeyeceğimi biliyorum.
    bir dinin mensupları yıllarca acı çekiyor,soykırıma uğruyor,hem dinleri hem kültürleri aşağılanıyor,toplama kamplarında ölüyor,yıllar sonra devlet kuruyor.kendisine yapılmış her türlü ayrımcılığı hoşgörüsüzlüğü şiddeti büyük biraderin de yardımıyla başka dinlere mensup insanlara uygulamaktan sakınmıyor.
    aynı dinin içindeki mezhepler bile birbirini boğazlıyor;ortodoksu,hristiyanı,sünnisi alevisi...
    inançlı insanlar genellikle bir amaca alet ediliyor,sömürülüyorlar.neden bazen güç,bazen para,bazen toprak oluyor,ama her zaman dini uğruna savaştıklarını mücadele verdiklerini sanan o insanlar acı çekiyor,çektiriyor,kullanılıyor.
    herkeste suç var...


    bu davayla yapılmak istenen de bu mu bilmiyorum.din kisvesi altında devletleri birbirine düşürmek,halkları çatışmalara itmek.
    bu davanın iyiniyetine inanmıyorum.ama kızgın da değilim.vayy avrupalılar zaten şöyledir,böyledir e dökmeyeceğim konuyu.
    ama danimarkanın insan haklarına dayanan hukuk sistemi,adalet anlayışı ve laik devlet düzeni bir sınavdan geçecek.


    din ve vicdan özgürlüğü,dinlerin özgürce yaşanması ve ibadetlerinin serbestçe yapılması,dinin öğretilmesi kaynağını insan haklarından alır.bir dinin kitabını yasaklamak,ibadet alanlarını kaldırmak bu yüzyılda olacak iş değildir;aslında hala dini farklılıkları tartışmak da öyledir.kim kimi neden kabullenemiyor,anlayamıyorum.artık din unsurunda birleşme dönemleri ortaçağda kaldı.insanlık unsurunda birleşmenin vakti geldi geçiyor!
    (sakıncalı piyade, 07.05.2008 14:10)
  17. bir dini kitaba dava açılması hiç hoş değil.konu inanmak ya da inanmamak değil,başkalarınca kutsal olana saygı duymanın etiğidir.şu an için önem teşkil eden açılan dava değil alınacak karardır.dava sonucunu merakla bekliyorum.
    (lord of drinks, 12.05.2008 13:01)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil