"ybsg" yazmayı öğrenmiş bir yazardır. bol pratikle bilgisini pekiştirmeye çabalamaktadır. kendisine ilgili makamlardan yıldızlı pekiyi talep ediyor ve iyi* giriler diliyorum.
sevdiceğe ne kadar becerikli olduğunuzu kanıtlamak için gecenin bi yarısı üşenmeden yapıldığında hem yapanı hem yiyeni çok mutlu eden, tarçınlı cevizlisi pek bi makbul olan kilo aldırıcı besin
her duyduğumda beni susam sokağı günlerine döndüren tatlı besin maddesi. zavallı kurabiye canavarı hiç yutamazdı o canııım kurabiyeleri... kendimi defeaten televizyon karşısında amaaa dökülüyor yutamadın ki sen onları derken yakalamışlığım vardır.
matrix adlı filmde kahinin neo'ya zorla ikram ettiği besin maddesi. bir ısırığı zorla alıyor adam. ye madem at ağzına işte mis. birde bakıyor bön bön tanımlayama çalışıyor, bildiğin cookie işte!?
kurabiye süt ile kombinlendiği takdirde anne sıcaklığını kalpte hissetmektir. romantik bir besindir. kurabiye canavarını da unutmamak gerekir ki vaktiyle herbirimiz onun müridiydik.
üstadı olmaktan gurur duyduğum besin maddesi.yapımından yenilmesine kadar her dakika zeklidir.hamura şekil vermek,onların fırında kızardığını görmek ve o kokunun bütün eve sinmesi.şu yağmurlu,güzel günde yapılası,sıcak kahvenin yanına konulasıdır.kalkıyorum hemen.
bunun hasını genelde bayramlarda antepte yapıyorlar,içinde bulunan yeşil fıstıktan dolayı rengide tam anlamıyla yeşil oluyor,bu lezzeti çocukkenden bilmemden ötürü kurabiyenin sedece ona dendiğini sanırdım.
kurabiye canavarının da bu kadar çok "yeşil kurabiye" yemesini kıskanmışlığımda yok değildir.
güzel bir hikayenin oluşmasını sağlamış tatlı. şöyle ki;
büyük bir havalimanının bekleme salonunda genç bir bayan uçağa binmek için bekliyordu.
uçağın hareketine saatler olduğudan, zaman geçirmek için bir kitap ve bir paket kurabiye satın aldı.
dinlenmek ve kitabını okumak için vıp salonunda bir koltuğa oturdu.
kurabiye paketinin durduğu sehbanın yanındaki koltuğa bir adam oturdu. dergisini açıp okumaya başladı.
genç kadın kurabiyesinden bir tane aldı... adam da aldı... kadın çok rahatsız hissetti kendisini ve "havamda olsaydım bu cüretinden dolayı onu yumruklardım" diye düşündü.
kadın bir kurabiye alıyor, adam da bir kurabiye alıyordu. çok kızıyordu kadın ama olay çıkarmakta istemiyordu.
nihayet son kurabiye kalınca kadın; "bu küstah adam şimdi ne yapacak acaba?"diye düşündü.
adam son kurabiyeyi aldı, ortadan ikiye böldü ve bir parçayı kadına verdi.
kadın çok kızmıştı. bu kadarı da fazlaydı onun için. sinirlenerek oradan ayrıldı ve uçağa yöneldi.
uçaktaki koltuğuna oturdu ve gözlüğünü almak için çantasını açtı. çok şaşırmıştı. aldığı kurabiye paketi hiç açılmamış bir şekilde çantasında duruyordu.
çok utandı. çok büyük bir yanlış yaptığını anladı, kurabiyelerinin paketini hiç açmadan çantasına koyduğunu unutmuştu.
oysa ki adam kendi kurabiyelerini hiç sinirlenmeden paylaşmıştı. kadın ise kurabiyelerinin paylaşıldığını düşünerek çok kızmıştı. özür dileme şansı da yoktu çünkü uçak havalanmıştı.
telafi edemeyeceğimiz üç şey vardır;
-taş; atıldıktan sonra...
-söz: ağızdan çıktıktan sonra...
-fırsat: kaçtıktan sonra...