kurşun kalem; icadına kuşların çok çok sevindiği ürün.
(bkz:
kelebek etkisi)
kurşun kalem bulunmadan önceki kalemlerde kuş tüyü kullanılırdı. insanlar mürekkeple yazabilmek için tüylü kalemler kullanırlardı. yazar masalarında kuş sütü bulunmazdı belki ama kuş tüyünden geçilmezdi... kuşlar tarihte çok çekmişti yazar çizer takımından. yazar çizer takımı deyince; bunun içinde bakkal defterini tutan da var, limandaki gemi kayıtlarını tutanlardan tutun da, gemilerde yaşayan kaptanlar, ordudaki subaylar bir dolu insan...
öyle kolay bulunan serçe, güvercin vb. her kuşun tüyünden de kalem yapılmaz, yapılamazdı. her kuşun etinin yenmediği gibi her kuştan da kalem olmazdı. kalem olarak kullanılacak tüyler özellikle ilkbaharda "canlı canlı" yakalanan kuşların tüylerden yapılırdı. burada dikkatlerden kaçmaması gereken nokta kuşların canlı yakalanma gereği, malum tüyleri için yakalanıyor, tüylerin her birinin sağlam, her hangi bir zedelenmeye uğramamış olması çok önemli. bu yakalanan kuşların da her tüyünden kalem olmazdı. sol kanadın ilk beş tüyü olmalıydı. sağ elle yazanlar için sol kanadın tüy açısı dışa eğim olarak en uygun açıyı verirler. en zor bulunduğu için en arzu edilen ve pahalı "kalemlik" tüyler kuğu tüyleriydi... güzelim kuğular ah güzelim kuğu tüyleri az süzülmediler masalardaki kağıtlar üzerinde boyunları yine bükük, hüzünlü hüzünlü...
uygun tüylerinden kalem yapılmak üzere yakalanan kuşlar her zaman öldürülmez yine bırakılırlardı, bazıları da özel çiftliklerde "kalemlik kuş" olarak beslenirdi. tabi tüyleri yolunmuş ve doğaya bırakılmış kuşların dengesizliği, artık eskisi gibi uçamayışları insanoğlunu pek ilgilendirmiyordu ne de olsa tüyleri yine büyürdü, büyüyecekti... tüyler kuştan alınır alınmaz hemen kullanılmaz ve şarap gibi dinlendirilirdi ki bu genellikle bir ile iki hafta arasında değişen bir süreydi.
gözden kaçırmamamız gereken bir diğer nokta da; kalem olan kuş tüyleri kuşların kanatlarındayken engin göklerdeki kadar özgür olmasalar bile yazarların beyinlerindeki özgürlük kıvılcımlarının geniş kitlelere ulaştırılmasında eski çağlarda çok önemli roller üstlenmişlerdi.
derken kurşun kalem bulundu ve kuşlar derin bir nefes alarak uçmaya başladılar... bu sefer de ormanlardaki ağaçların belleri bükülmeye başlamıştı ki başka başlık ve girilerin konusudur, uzun konudur burada değinmemek gerekir.
özetle kuşlar ve ağaçlar yazar çizer takımından çok şey çektiler...
ta ki bilgisayar bulunana kadar. demek ki neymiş bilgisayarla kuşlar ve ağaçlar arasında müthiş bir ilişki varmış. bilgisayar bulunmuş kuşlar ve ağaçlar kurtulmuş. bilgisayar çevreci bir icatmış.
girinin son sözü; "kurşun kalemi" sözü kim bilir belki de "kuşun kalem tüyü"nden günümüze değişe değişe gelmiş yerleşmiştir güzel türkçemize...
gökten üç elma daha düştü, bir
kelebek etkisi daha keşfedildi. kuşlar ve ormanlar, bilgisayar kullanan yazarları çok sevmektedirler. açıklık bir alanda, bir ormanda, parkta, deniz kenarında diz üstü bilgisayarınızda bir şeyler yazarken bir kuş cıvıldarsa, veya bir ağaç size bir yaprağını sunarsa bilin ki size kendi dillerinde sevgi gösteriyorlardır.