rüzgarın ya da bir dalgacığın dahi yıkacağını bilerek ellerinle bir görkem sağlamaya çalışmaktır hayat gibi...kadere karşı durma isteğinin dışa vurumudur adeta...hayata ne zaman yön vermeye çalışsak beklenmeyen bir rüzgar ya da bir dalgacık alır götürür bütün emekleri...kum zerrecikleri dolar gözlerine..geriye kalan bi kaç damla gözyaşıdır...
küçükken sırf içine işeyeyim diye giriştiğim aktivite. sahilde kumdan kaleler yapmamın nedeni sanata, mimariye veya gotik tarzda yapılmış feodal kalelere olan düşkünlüğüm değil; tamamen o anki ihtiyaca bağlı olarak dışkı bırkabileceğim bir yapıya olan gereksinimdi. küçükken hep tenha anlarına denk geldiğimden plajın, bu kalelere kaka yapmak da mümkün olurdu.
bile bile yıkılacağını yaptıklarının, ve görmek karışacaklarını dalgaların arasına her bir kum tanesinin ; denize inat ve hiç yıkılmayacakmış gibi inanarak kale inşa etmektir.kumdan,sudan...
birşeyi yok olsun diye yapmaktır küçük bir tanrıcılık oyunudur.
bir diğer versiyonu için (bkz:
kışın kardanadam yapmak)
potansiyel sırt haşlama aktivitesi. mümkün olduğunca çıplak, hele birde denize girilmiş vücutla yapılmaması gereken kumlarla oynaşma eylemi. akşam sırtüstü yatamazsınız animallah. ayrıca otururken su dalgasının harmonik olarak malafata çarpma durumu vardır ki bu insanda ayrı bir haz bir serinlik uyandırır. sırtta bir adet havluyla sabahlara kadar yapılabilecek yaz tatilinin vazgeçilmez eğlencesi.
hayaller aleminde yaşamanın diğer adı. hep bir umutla ama olmayacağını bile bile umut etmek. kendini kandırmak.
(bkz:
arkeoloji)
yaptığımız işi romantikleştirmeye yarardı, arkeolojiye kumdan kaleler yapıyoruz demek...
veya üç gün bir duvarla uğraştıktan sonra o duvarın duvar olmadığını anladığımız an hissettiklerimize gülebilmek için...
dünyanın en eğlenceli şeyi..koskoca kız olmama ramen hala çocuklarla oynuyormuş süsü vererip gayet zevk alarak yaptığım eylem..en son mısır piramitleri inşa etmiştim ve inanılmaz eğlenmiştim güneşten haşlanan burnum ve omuzlarıma rağmen..kumdan bile olsa insanın yaptığı bir şeyin güzel olmasının verdiği hazla denize girmenin bile tadı bir başka oluyor..
nezaman sevdiklerimden, değer verdiklerimden asla beklmeyeceğim bir şey yaptıklarını görsem ya da tersi beklentilerimin boşa çıktığını farketsem içimden söylendiğim cümlecik.
çocukluğumun en güzel, en eğlenceli, en renkli anlarından resimler...saatlerce uğraşarak yapılan kaleyi, bittikten sonra şöyle bir geri çekilip izlemek..ve sonra koşup koşup bütün kaleleri, duvarları yıkmak ayaklarımızın altında, kahkaha atmaktan karnımıza ağrılar girmesi, ve sonra kuma bulanmış vücudumuzu, koşarak denize bırakmak, yüzmek, yüzmek.....