ufak para sandığı.(bkz.
para biriktirmek)
sürekli harcamaktan asla ve asla içini dolduramadığım, hep bunu da kumbarama atayım diye düşündüğüm parayı "boşveer" deyip harcamam sonucu içimde hep ukte olarak kalıcak para kutusu.
çok gol yiyen kaleciler için bu kelime kullanılırdı. hatta daha da ileri gidip şu söylenebilirdi:
kalecinin arkası merkez bankası.
içinde para biriktirmeye yarayan, çocukların pek bir hevesle kullandıkları şey.her akşam babanın kafası ütülenmek suretiyle alınan harçlıklar kumbaraya atılır, kendi kendine '2 ay içindeki paraya hiç dokunmam artık' diye planlar yapılır, ama 2 hafta filan sonra dayanılamaz açılır ve içindeki paralar bir güzel harcanır.sonra pişman olunması kaçınılmazdır.
içinde keşke biraz da zaman biriktirebilsek dediğim, çok güzel bir ada sahip paracı nesne.
içine para atılan, nadiren de olsa biriktirilebilen paraların genellikle anneye verildiği kilitli kutucuk.
iş bankası kumbarası en güzelidir kanaatimce. bir de yine
iş bankası nın yıllar önce çocuklar için çıkardığı derginin adıdır kumbara. bu dergi ücretsiz dağıtılırdı, herhangi bir iş bankası şubesine gidilip alınabilirdi. arkasında çizgi roman olurdu. kahramanı elifti, kırmızı elbise giyen şişman bir çocuktu bu elif.
içine
özlemleri attığınızda,
sular seller gibi size
düşünüzle dayanışmayı öğreten şey.
ufacık yaşta çocukların kafasına para biriktirmeyi sokan, çok gerekli olmayan oyuncak.
içinde günleri biriktermek gereklidir bazen, biraz da sabır. ancak o zaman gerekli hale gelir.
*
uğur böcekli plastik olanlılar yıllar sonra bir dolap köşesinde bulunca salaklığa yanılandır, tedavülden kalkmış metal yığınlar. oysa bir dolu tipitip alınırdı, saklamanın lüzumsuzluğudur, elime geçse karnını yarmaz mıydım ben o uç uç böceklerinin, yarardım.
(heidi, 10.03.2008 10:40)
küçükken para biriktirmeye çalıştığım ufak metal kutu.
bankaya açtırmak için götürdüğümüzde hep ablamın kumbarasında daha çok para olurdu, bu sebeple babam cebinden para yatırırdı hesabına. dolayısı ile benim hakkınca kullanamadığım metal kutudur.
eskiden para biriktirmek için kullanılan şimdilerde bozuk paraların ortalıkta tek başına dolaşması için bile kullanılmayan metalden, plastikten yapılan küçük kutucuklar. kumbara tasarruf sembolüydü eskiden. şimdi pek ortalıklarda gözükmüyor. belki kumbaraya konacak para yok belki kumbara alacak parası yok vatandaşın.
çocukluğumun kabusu. ufaklıktan memur mantığını öğrettiler bize. har vurup harman savurma, eline geçen paralarla çikolata, şeker alma kumbaraya koy paraları biriktir, sonra da daha çok istediğin bir şeyi alırsın dediler. ama nedense hep anneme borç verdim o paraları. ve asla daha çok istediğim bir şeyi alamadım o paralarla. bunun sonucu olsa gerek büyüdüm ve asla para biriktiremiyorum, yapamıyorum işte. cebimdeki parayı son kuruşuna kadar harcamadan gidemiyorum eve. içimde kalmasın, aklıma takılmasın diyorum alıyorum canım ne isterse. kumbara denen o şeyleri de gördüğüm yerde parçalamak geliyor içimden.
galatasarayın eski kalecisi
hayrettin demirbaş
taksimde bi cafedir aynı zamanda. herşey ucuz ve lezzetlidir. nargilesi de vardır yamulmuyorsam 6 lira falandır. ama kalitesi de ona göre 6 paralıktır. ama köri soslu tavuğun üzerine tiramusu yirseniz, nefis bir tavuk tadının üzerine böyle kanyaklı manyaklı tiramusuyu yiyince üstüne de narcileyi çekince. mis oluyorsunuz. mis. (müzikler de süber güzel ayrıca. böyle güzel güzel latin, italyan, fransız bişiyler çalıyorlar. hatta arada blackmore's. omg)
reklam kere reklam evet: mcdonaldstan giderken cafe piyi ve ekvatoru geçince sol taraftaki binada evet
bulabilmek için taksim'de bulunduğu sokaktaki apartmanların direkt kapılarının üstüne bakmanız gereken mekan çünkü etrafta başka bir yerde ismi gözükmemekte. içerisi ise dışarıdan tahmin edilemeyecek kadar sıcak. çok yüksek olmayan bir müzikte arkadaşlarla sohbet etmek için ideal.
die siedler von catan'a kadar birçok oyunu bulabilirsiniz, alkol olarak ise yalnızca şişe bira.
ayrıca neredeyse gördüğü her yerde mercimek çorbası içmeyi adet haline getiren ben, bir sıralama yapsam ilk ona burada içtiğim mutlaka girer
*.
benim için hiç olmadı, peder sürekli para aşırırdı.gözlerim yaşardı bak şimdi, niye canlandırdınız ülen gece gece bu başlığı.
annenin ekmek almamız gerek, bozuk para lazım diye diye içinde beş kuruş para bırakmadığı güzel kutucuklar.