herkesin başına gelen kabul edilmesi zorunlu durum.
daha da kötüsü için
(bkz.
kullanılıp atılmak)
(zitox, 31.07.2004 01:32)
gerektiği zamanlarda insanın, saklandığı köşeden çıkarılıp, yeterli kıvama gelene kadar pohpohlanıp istenilen elde edilince sonra tekrar gerekirse diye o köşeye tekrar saklanması
dostum dediğiniz insan tarafından gerçekleştirildiğinde çeşitli küfürler eşliğinde isyan etmenize sebep olan olaydır.
diğer insanların sizi kullanmaya çalıştığını farkedebilirsiniz çoğu zaman. niyet bellidir ve ona göre de bir yaklaşım vardır size karşı. ancak dost dediğiniz, bağrınıza bastığınız, kimseyle bir tutmadığınız, en yakınınız bu işi yapmaya kalktığında farketmek zaman alır, farkedince de darmadağın eder adamı.
önce basit başlar herşey. benim için şunu yapar mısın der. sorulur mu dersin, ne de olsa bakidir o, dosttur, candır, el üstünde tutulandır. hemen yaparsın ne istiyorsa elinden geldiği kadar. çok memnun olur, binbir teşekkür eder sana. belki çok basit bir şeydir ama çok anlam ifade etmiştir kendisine.
aradan zaman geçer. yine bir taleple gelir. şunu da yaparsan ne güzel olur diye. ayıp ediyorsun yapmaz mıyım dersin, yine elinden geleni yaparsın sırf o mutlu olsun diye. dost dediğin kolay bulunmaz çünkü, sıkı sıkıya bağlı olmalısındır, yardıma ihtiyacı olduğundan ilk sen koşmalısındır.
zaman geçer, talepler artar. yalnız bu sefer ifade değişmiştir. yarına şu yetişecek der. yaparız dersin, sen meraklanma, halledilir herşey diye moral verirsin. bu sırada aslında yavaş yavaş kullanılmaya başlamışsındır ama fakında değilsindir. dostun o senin, rica ediyor, yapmamak olmaz. ne kullanması nerden çıkarıyorsun ayıp!
artık öyle bir hal almıştır ki, kendi yapması gereken şeyleri senden istiyordur. şunu da yap, bunu da yap, o da böyle olacak gibi ifadeler havada uçuşmaya başlar. işte burda düşünürsün. noluyoruz yahu dersin. tamam yaparım da bu tarz niye? neden emir veriyor ki? hem kendi yapması gereken şey, bu konuda yeterince bilgisi ve yeteneği de var. neden benden istiyor? gibi sorular aklını kurcalamaya başlar. ama yine de yaparsın, lanet olsun ki yaparsın. dosttur o, candır, kandır.
bu ilişki böyle devam eder. ta ki seninle olan işi bitinceye kadar. herşeyi yaptırmıştır sana. bal gibi de kullanmıştır işte. senin salaklığın, senin körlüğündür. dostum diye el üstünde tuttuğun insan işi bitince bir kenara atmıştır seni.
oturur düşünürsün. ben mi neden oldum dersin. ben mi çok yüz verdim? hayır. sen yüz vermemişsindir çünkü o diğer insanlardan farklı olan, dostum dediğin insandır yahu. dost için çiğ tavuk yenir demezler mi? bi ihtiyacı olduğunda yardıma koşmamak mı gerekir? ricalarını yapmak yüz vermek midir?
velhasılı kelam, kullanılmak kötü şeydir, hele ki dostun tarafından kullanılmak allahın belası bir durumdur. insanlara olan güvenin kırılır, kendini enayi yerine koyarsın.
hayır demesini beceremeyince, becerilmek.
en kötüsü sevdiğiniz insan tarafından kullanılmaktır. inanamazsınız. inanamadığınız içinde kabullenemezsiniz...paranoya yaptığınızı düşünürsünüz. eminsinizdir onun böyle birşey yapmayacağına...o kadar da çok güveninizi kazanmıştı oysa!!!o kadar da çok inanıyordunuz ona. verdiği şokla kendinizi epey bir süre salak hissedersiniz. dostluğa ve sevgiye olan inancınızı sonra kazanmak üzere bir kez daha kaybedersiniz. eğer karakteriniz buna müsade etmiyorsa intikam alamazsınız...belki de hiçbirşey yapamazsınız ve kalbinizde açılan yaranın kabuk bağlayıp, izinin, diğerlerinin bıraktığı izler yanında yer almasını beklersiniz.
(poppy, 21.03.2007 18:59 ~ 21:20)
izin verildiği ölçüde yapılması hak olan.
herhangi bir eşyadan, örneğin; ahşap bir sehpadan bile değersiz olmaktır. o bile bir dükkanda seçilir, değeri neyse ödenir, eve taşınırken, "aman! duvara çarpmasın, üzeri çizilmesin" diye sakınılır. kullanılan insan bu özeni görmez, tepe tepe, hor kullanılır ve hep kendinden bir şeyler eksilir, örselenir, tükenir.
hiçbir şey vermeyenler, kendisini, tapılacak insan olarak görenlerdir. o hep alacak! bu ne azamettir de, kendisi gibi etten, kemikten yapılmış insanı hor görür, ezer, kullanır. sehpanın bile tozu alınıyor be!
eğer cinsel anlamdaysa sadece et parçası olarak görülmektir.
1-biriyle olmak sizden varınızı yoğunuzu ortaya koymanızı bekliyorsa, örneğin maddi anlamda,
2-karşı taraf, olmadığı gerekçesiyle sizinle eşit harcama yapmıyorsa,
3-ve ortada buna değecek bir mutluluk, dostluk, nezaket vb yoksa,
yarın biri çıkıp "kullanılmışsın" dediğinde, "acaba" diyeceğiniz durumdur. kullanılmamış olsanız da, içinize sinmeyen birşeyi yapmışsınızdır ve "kullanılmış" konumuna düşmeniz sadece karşı tarafın aklından geçireceği bir düşünceye bakmaktadır.
(karga, 17.08.2009 15:41)
- "adam seni kullanmış kızım. haberin yok!" der, densizin biri. bilemez, adamın niyeti değil senin hissettiklerin belirler ayrılık sonrası kendine yakıştırdığin sıfatların ne olacağını. misal;
ben yaşarım, dizime kadar battığım bataklıkta bazen gözümü kapar, daha çok iterim kendimi aşağıya. debelenmem yani, hem bilemezsin batar sonra tekrar çıkarım belki. ha sen benim kafamdan bastırmışsın o ayrı. hızlandırmışsın çöküşümü. ben dibi boylamışım sonra. ne farkeder?
ben girmedim mi o bataklığa? hayal aleminde yaşayan bir ben miydim yoksa? sen kullandın ben kullanıldım ben aptaldım bi zaman sonra kendi derdime yanacaktım. öyle mi sandın? aman üstündeki çamur bulaşmasın başka yere. ben boyladıysam dibi elbet bırakmışımdır sende de bir leke.
sen bana bakma sonrasında farketmişimdir tabii. belki tüm kusuru sende bulmuşumdur. belki de tek kusurlu sensindir. kusursundur. kusur kalsın ben yaşarım arkadaş, senin niyet mühim olmaz ben o bataklığı merak etmişsem.
farkettiklerim bana kalsın, senin niyet seni ırgalasın; gitmeye karar verdiğinde bende yoluma bakar yaşadığımı yanıma kar sayarım. beceremedim mi? o halde bir iki densize kulak asacağıma gururlu yanımı tutup yakasından tavana asarım. gerekirse bu kafayı yastığa gömerim, kuruturum göz pınarlarımı, hazmedemem, kin besleme de üzerime yoktur üşenmem biriktiririm... hesabını vermem kimseye, çektiğim acının veririm ama hakkını.
bu acının vadesi dolduğunda, gözlerimde izi kalmadığında da çıkarım o bataklıktan girerim bi suyun altına.
sıcağı sıcağına anlaşılmayan hadisedir. idrak edilebilmesi için epey zaman ya da bunu yüzünüze karşı çatır çatır söyleyebilecek bir dost gerekir.
"
insanları kullanmak kötü, ben yapamam, bana yakışmaz" deyip
insanlara kullanmaktan ileri gelir.
kul olmayın, über biri değil karşınızdaki, açın gözlerinizi.
seviyorsanız değerlidir elbette, ama herkes ederi kadar.
kimseyi fahiş fiyatlarla satmayın kendinize, kazıklanırsınız.
ne yazık ki tecrübeyle sabit.
hayat acımasız...