|
|
- (bkz: vazgeçilmez üçlüler)
(finch, 22.10.2005 05:49 ~ 05:50)
- bunun en çok boğaz kısmından şikayetçi olan ben, bunu yazarken bile bademciklerim balon gibi olmuş muhtemelen de ateşim 38-40 civarıdır.
(dlord, 22.10.2005 10:13)
- zor bir doktorluk uzmanlığı.
-nedir olayın?
-kulak burun boğazcıyım.
-öyle mi bende jinekoloğum.
-ha unutmadan arada dalaklada ilgileniyorum.
-peki sağol.
-sen daha bi sağol.
- (bkz: weber rinne schwabach)
- ufak ilçelerde veya ufak illerde boğaz problemlerinin çoğunun bademcik ile alakalı olmasından dolayı kulak burun bademcik şeklinde çalışan tıp dalı
- almanların "hals-nasen-ohren heilkunde" olarak adlandırdıkları tıbbi ihtisas alanı
- yabancı memleketlerde ent* diye bilinen, burun estetiği*, kulak estetiği* ve tiroid ameliyatları yapan cerrahi branş (baş-boyun cerrahisi de bölüme dahildir)
- asıl adı otolaringoloji ya da otorinolaringoloji dir. “kulak-burun ve gırtlağa ait” anlamına gelir.
- kuluk buran boğaz şeklinde bir spoonerism örneği ile tüm sınıfı yerlebir etmiş ihtisas alanı.
- efendim geçen hafta salı günü bizlere ihtiyaç duyulması üzere mütfh'e uğradık. dediler "hangi bölümü istersiniz sayın powdered sugar?" ben de hastaların en çok ziyarette bulunduğu kbb'yi seçtim. "çünkü ben, hastalarımla iç içe olmayı seven bir doktorum" dedim. neyse uğradık polikliniğe, baktım bizim asistanlar çoktan gelmişler, ilk bir kaç hastayla ilgileniyorlar. "bana ihtiyacınız oldu mu?" diye sordum. "henüz olmadı, teşekkür ederiz" dediler. "peki" dedim. geçtim bir köşeye, muamele güzel mi diye izlemeye koyuldum. oysa arkadaşlar -şimdi isimlerini vermek istemiyorum- hiç de kuralına göre oynamıyordu. "bu işe dur demek gerekiyor" dedim -ama içimden; arkadaşlar kırılmasın diye, henüz mesleklerinin başındalar biz de geçtik bu yollardan.
ve bir sonraki hastayla ben ilgilendim. "gelin yanıma, izleyin anmanez nasıl alınırmış görün" dedim. almayalı uzun zaman geçmiş, bu yüzden biraz zorlandım açıkçası. fakat sonunda hastanın durumuna açıklık getirdik. meğer kızcağız 9 yıldır "allerjikus rinitus" denen meyus bir illetin pençesinde kıvrım kıvrım kıvranıyormuş. dedim: "önceden geldiniz mi buraya muayene olmak için?" "hayır" dedi. "tüh" dedim, "keşke ilk bize uğrasaymışsınız. bu kadar sıkıntı çekmezdiniz. hem sağlık bu, ihmale gelmez!" "haklısınız doktor bey" dedi, bozuntuya vermedim.
bir yandan hastalarla ilgilenirken, bir yandan da arkadaşları kontrol ediyorum bir hata yapıyorlar mı diye. bir ara yaşlı bir amca geldi. çiçeği burnunda doktorumuz "çalışıyor musunuz?" diye sordu. amca: "emekliyim" dedi. bizimki de: "nerden emeklisiniz?" diye sordu. amcam ne cevap verse iyi: "emekli sandığından." baktım çaylak masada oturmuş kıs kıs gülüyor. bir kere masada oturması yanlış," in oradan, sandalyede otur", dedim. sonra bunu bir kenara not ettim. bu mesleğin usulünü bir ara kendisine açıklayayım diye.
başka bir köşede bir teyze muayene ediliyordu. doktoru demin bahsettiğime nazaran biraz daha iş-bilirdi. ne yapıyor diye izlemeye koyuldum. teyze ne var ne yok gayet iyi anlatıyordu. ama bir ara sıkıldığını hissettim. acaba saklamak istediği bir şey mi vardı? belki de anlatmaya utanıyordu? hemen yıllar öncesinde kalan "sensitive issues" dersi gözlerimin önüne geldi. içimden tüm kuralları tekrar ettim. hepsini dün gibi hatırlamıştım. teyzeye yardımcı olamadım -araya girmek etik değildi çünkü- ama bundan sonra gelen hastalarda bir sıkıntı yaşamasınlar diye hemen bir powerpoint sunumuyla meslektaşlarımın olayın özünü kavramalarını sağladım. çok teşekkür ettiler. baktım saat 12.00 olmuş. dedim: "ooo... arkadaşlar bana müsade, derse geç kalıcam. daha mini mini birler, çalışkan ikiler var. hepsi bilgiye susamış, hepsi ışıl ışıl çocuklar. bekletmek olmaz. hem bu komite ikiler için önemli "musculoskeletal". anatomi onlar için en önemli ders şimdi. bir ihtiyacınız olursa bana haber verin. çekinmeyin. görüşürüz." çıkarken saklamaya çalıştıkları göz yaşlarını daha fazla tutamadıklarını fark ettim. kapıyı kapattım. hıçkırıkları hastanenin acil girişinden dahi duyuluyordu...
- hastahanelerde her zaman burnu akan, öksüren tıksıran çocuklarla dolu olan ,çocuk ağlaması eksik olmayan ,sırası bol olan polikinliğin alanı. geçen günlerde yaza doğru beni iyice etkisi altına alan alerjim yüzünden uğramak zorunda kaldım.aman allahım ortalıkta babasına vuran(!) küçük veletleri,cama kafa atan küçük kızları, gidelim diye çığıran minik veletleri gördükten sonra vazgeçtim ve hemen evime gidip sıcacık bir çay yaptım kendime.iki hafta sonra ne burun akıntısı ne de öksürük.aman diyim çok zorda kalmadıkça uğramayın.bu arada allah doktorlarımıza sabır versin.
(jimmy, 24.03.2008 21:47)
- esasen kulak burun ve boğaz insan üzerindeki ve içindeki uzuvlardır .
türk insanının en sık problem yaşadığı bölgeleridir .doktorlar arasındada en çok rağbet gören uzmanlık alanıdır , çünkü döner sermayeden malı en çok götüren onlardır . genellikle kulak ve burundan çok boğazdan muzdarip yurdum insanı daha ağzını açmadan reçeteye bir antibiyotik bir ağrı kesici bir de balgam söktürücü reçeteye yazılmış dakika geçmeden sıradaki hasta çağırılmıştır .
- türk insanının en çok rahatsızlandığı bölgelere hitap etmesi açısından çok rağbet gören bir alandır . tus sınavında en yüksek puanla aday alan bölümdür , ayrıca hastanelerde döner sermayeden aslan payını hep kbb ciler alır .
|