tek bir türe bağlı kalmayıp, her çeşidi deneyen, dinleyen insanın belirttiği önerme..
zaten tek tip müzik dinleyen insan da kendini kolayca gösterir toplum içinde..
bu lafı kullananlara şöyle der barış y. aygün abimiz;
uzun zamandır, klişe olmaktan kurtulamamış bir beyin pardon deyim var.
bir arkadaşımıza soruyoruz "hangi tür müzikleri dinlersininiz?"
arkadaşımız: "valla ben kulağıma hoş gelen her türlü müziği dinliyorum." diyor.
bu cevap benim kulağımın içine süzülüyor ve şu şekilde yorumlanarak beynimden çıkıyor: “heee anladım; senin yaşama karşı bir bakışın ve sorumluluğun yok. sen de -ne olduğu belli olmayan- arada kalmışlardansın. utancını ayıbını sahte onurlarla sağlıyorsun...”
“ben kulağıma hoş gelen her türlü müziği dinlerim.” kim kulağına hoş gelmeyen müziği dinler ki, dolmuşta mecburen dinlediğimiz, şoför fm’den fırlayan kedi miyavlamalarını saymazsak...
"ben kulağıma hoş gelen her türlü müziği dinlerim." bu söz beni şaşkına çeviriyor. şaşırdığım şey kulakları değil.her türlü müziği kulaklarına hoş getiren “beyinlerine” şaşırıyorum.
kimler kulağına hoş gelen müziği dinliyor?
dinledikleri müzikleri söylemekten utananlar, toplumun ve modanın belirlediği tarzlara köle olmaktan kaçamayan ve bunun utancını yaşayan ve gizlemek isteyenler “kulaklarına hoş gelen müziği dinliyorlar!...”
bir yapımcının yardımcısına soruyorum “ne tarz müzik dinlersin?” arabesk dinlerim demekten utandığı için “kulağıma hoş gelen her türlü müziği dinlerim” deyip kurtulduğunu sanıyor. senin arabanda arabesk ile ilgili kasetler var... arabesk dinliyorsun. arabesk sana hayat veriyor. arabesk müziğinde kendini benliğini buluyorsun. arabesk dinlerim demekten neden utanıyorsun. utandığı şey dinlediği müzik değil, dinlediği müziğin onun kültür seviyesini ele vermesinden korkuyor. arabesk dinlemek kültürsüzlük ise neden arabesk dinliyorsun yalnız kaldığında ve kapalı kapılar ardında...
çocukken bana ne olacaksın diye sorarlardı. ben de “sevdiğim bir şey olacağım, mutlu olabileceğim bir şey olacağım” derdim. “evet evet ama işte seni ne mutlu eder?” diye bir soru daha sorarlardı. ben bir türlü karar veremezdim. bu nedenle “kulağıma hoş gelen” meslekleri sıralardım. anladığımdan, ne işe yaradığını bildiğimden değildi. hiçbir bilgim olmadığı için önüme gelen meslekleri seçerdim. belli bir zaman sonra biraz daha büyüdüğümde, meslekler hakkında biraz daha bilgi sahibi oldum. ve pilot olmak istedim. biraz daha büyüdüğümde ise pilotluğun bana uygun bir meslek olmadığına karar verdim. kişiliğime ve istediğim yaşam tarzına daha uygun bir meslek seçmeye karar verdim. ben oluşurken beğenilerim de oluşmaya başlamıştı. sonra döngüsel şekilde beğenilerim beni oluşturmaya başladı... şimdi rock müziği dinliyorum. çünkü kulağımdan beynime girerek hoş gelen müzik bu... çünkü hayata karşı bakışım ve duruşum bana rock müzik dinletiyor ve rock müziği sevdiriyor. ancak bazı rock müziği dışında tarzlarda cok iyi yorumlandığı için beğenilerim arasına girebiliyor.
bana ne tarz müzik dinlersin diye sorduklarında “rock müziği dinliyorum” diye cevap veririm. bu sözü duyan insanlar şunu anlarlar, bu herif müzik markete girdiğinde rock raflarını gezer. evinde müzik setinin yanında rock ile ilgili albümler bulunur. kitaplığında rock ile ilgili kitaplara rastlanabilir. meyhaneye değil rock bara gider. vs vs...
müzik insanın yaşamını ve hayata bakışını belirleyen en büyük unsurlardan birisidir. bir insanın yaşam tarzını, hayata karşı bakışını, siyasi ve felsefi fikirlerini anlayabilmek için müzik çok iyi bir araçtır. dinlediğimiz müzik bizi statüsel anlamda bir yere taşımaz. ancak mütemadiyen bulunduğumuz statüye uygun müzikler dinleriz. yani dinlediğimiz müzikler bizim ne olduğumuzu insanlara anlatabilir;
kulağınıza heavy metal hoş geliyor ve daha sonra da dönülme zakşamın ufkundayım... diye bas bas bağırabiliyorsanız, sanırım heavy metal sizi biraz üzüyor. kurtulun heavy metal dinlemekten. türk sanat müziği dinliyorum deyin tertemiz olun... arkadaş çevrenizde statü alabilmek yada onlardan olabilmek için aynılaşarak farklılaşmaya çalışmayın. kendinize dikkat edin. fazla karıştırmayın kusarsınız. ne dinlediğinize dikkat etmeyin ne olduğunuza dikkat edin, olduğunuz yer ne dinlediğinize dikkat etsin.
“kulağıma hoş gelen müziği dinlerim” diyerek de salata yapmayın. utançlarınızla yaşamayı ya da utanılacak şeylerden kendinize ilgi göstererek kurtulmayı deneyin...
saçma bi cümledir.çünkü zaten insan kulağına hoş gelen şeyleri dinler(bi mazoşizm söz konusu olmadığı sürece) ve soruyu soran kişinin amacı da karşısındakinin kulağına neyin hoş geldiğini öğrenmektir
müziği hayatının önemli bir parçası haline getirmiş, hatta nasıl oluyorsa hayata bakışını dinlediği müzikle bağdaştırmış insanların dalga geçtikleri klişe bir laftır. bu lafı hayatımın hiç bir evresinde kulllanmadım ama kullananı hiç yadırgamadım. bilakis yadırgayanlara şaşırdım.
tek tip müziğe takılıp kalmayan, tek tip müziğin kalitesiz şarkılarını ve şarkıcılarını dinlemektense diğer müzik türlerinin de kaliteli eserlerini dinleyerek müzikten aldığı faydayı maksimuma çıkartmak isteyen kişinin kullanabileceği cümle.
önyargılı yaklaşılırsa, radyoyu kurcalayıp ne gelirse dinleyen kişi profili çizse de bu söz, aslında playlistinde progressiveden türk sanat müziğine, cazdan türküye her türlü müziği bulunduran kişinin sözü olması daha muhtemeldir.
"iyi tarz yoktur, iyi müzik vardır" düşüncesiyle olaya yaklaşan ve takdirimi kazanmış, kendimi de hiç çekinmeden içine dahil ettiğim insan güruhunun diline pelesenk olmuş özlü söz.
müzik kulağa hoş geldiğine göre bu müziği dinlemek için gereken (teorideki)tek kriter mevcut bulunmakta. öyle ya niye dinler bir insan bir müziği, kulağına hoş geldiği onun beğenisine hitap ettiği için.... bir insanın kulağına hoş gelen bir müziği yine de dinlememesin sebebi ne olabilir ki?
hemen söyleyeyim; çünkü artık müzik dinlemek insanın kendisi için yaptığı birşey olmaktan uzaklaşıp sosyal statü unsuru oldu. insanlar dinledikleri müzik türüne göre sınıflandırılır, birbirlerini buna göre değerlendirir oldu. kendini kalıba sokmak, müziğin kalitesi ya da güzelliğine bakmak yerine türü benimsemek, seçtiği türden şaşmamak(şaşsa bile bunu umuma açık yerlede yapmamak en azından) şu anki müzik dinleme kuralları gibi...
- ne tür müzik dinlersin acaba?
ıııııyyy arabeskçi mi, iiyyyyyyyykkkkk!
oooo metalci mi çok coollllllllll!
aaahhh rapçi mi , çok asiiiiiiiiiiiii!
ayyy pop mu dinliyor, çookkkk banaaaallllll!
ne kulağına güzel geliyorsa onu mu dinliyor, ne yaw bu kendini bi kalıba soksun ne üdüğü belirsiz ne bu böyleeee, karaktersiz !!!!!!!!
aslında herkesin ufak bile olsa düşüncelerinde barındırdığı fakat hayata karşı duruşunu belirtmek amacıyla mutlaka bir gruba mensup olması gerektiği sanrısı ile hareket eden kişinin söylemeye cesaret edemediği bir cümledir bu. işin komik yanı sınıflandırmaya karşı olduğunu söyleyen yurdum radikal insanın, iş piyasa yapmaya geldiğinde bu sınıflandırılmadan hiçbir rahatsızlık duymamasıdır. yeter ki çarklar onun için dönsün, yeter ki ortamda kendisinin namı yürüsün.
dolayısı ile kulağıma hoş gelen her tür müziği dinliyorum demek müzik zevkinden yoksun, kişiliksiz, kendine ait düşünceleri olmayan, yaşaması gereksiz insan modelinin savunmasından çok farklı anlamlar taşıyabilir pekala.
26 yaşıma geldim ve anladım ki bir yaşam biçimi haline sokulamayan hiçbir olgu yok hayatın içinde. esas klişenin bu olduğundan habersiz, farklı olduğunu zanneden bir sürü insan dolanıyor çevrede.
rock müzik, evet bir yaşam biçimi. isyanın dile gelmiş hali.
arabesk, ee bu da bir yaşam biçimi işte. isyansa, isyan.
pop müzik, her iki uçta yer alanlar tarafından kıyasıya eleştirilen yegane müzik. ama günümüzün baskın yaşam biçimi.
insanları bir yere ait olmak zorundaymış gibi hissettirenlere bakıyorum da, şekilcilikten ileriye gidememiş kimseler olduğunu görüyorum ne yazık ki. (ve evet, parmakla gösterilen ve hayran olunabilen kişiler de olabilir bu dangalaklar.) söylenene değil de söyleniş biçimine takılan müzik yobazları var etrafta. zira sezen aksu; “acının yüz ölçümü dünyadan fazlaymış; acıdan geçmeyen şarkılar biraz boştur” derken kendini elit zannederek alkışlayanlar; “batsın bu dünya” derken eşlik etmeyebilirler.
ağabeyi ya da ablası ile arasında 7 yaş fark olanlar, ben 6 yaşımdan beri metal dinliyorum ulan diyebilirler pekala. (evet, ben de onlardan biriyim. matah bir durum değil) iyi de izin verin, aradan geçen 20 sene içerisinde müzik konusunda bir iki arpa boyu ileri gideyim. ergenlik döneminde isyanlardaki genç insan modundan biraz sıyrılayım. kendimi metalci olarak görmeyeyim, bana ne dinlersin diye sorduklarında sadece rock cevabını vermeyeyim. kökenlerine doğru giderken, müzik türleri arasındaki ilişkileri keşfedip, ortaya karışık bir liste çıkarayım.
ben tarlada çalıştırılmadım ki hiç, siyah da değilim. caz ya da blues dinlemeyecek miyim yani? anadolu'da yakılan ağıtlardan ne farkı vardır onların? ya da deep forest’ın bana sunduğu, ziksen gidip de göremeceğim yerlerdeki vahşilerin yaptığı müzikten neden zevk almayayım? sirtaki kanımı kaynatıyorsa kulağımı mı tıkayayım o müziğe karşı? kelt müziği beni sakinleştiriyorsa, neden dinlemeyeyim ki bunu?
bırakın liste hayli kabarıksa, kulağıma hoş gelen müziği dinliyorum diyebileyim. mümkünse siz de benim hakkımda kafanızda bir imaj oluşturmayın tek bir veriye dayanarak. ne kütüphanemdeki kitapları düşünün, ne giyiniş tarzımı. ortak bir nokta olarak, sadece müzikten zevk alabiliyor olmam yetsin size.
evet, kulağıma hoş gelen her tür müziği dinlerim. zira müzik bir sınırdan çok sınırsızlıktır benim için.
hem önüme gelen herşeyi tadı hoşuma giderse yerim hem de dinlerim. kitap olursa dinlerim. şu üç günlük dünyada neden kategorize olup kafamızı kuma gömelim. sonuç olarak açık fikirlilerin sloganıdır bu söz...
bu düşüncedeki insanları tüm benlikleriyle eleştirenlerin çok (ama hakkaten çok) büyük çoğunluğunun "x türü haricinde bir şey dinlemem" insanı olması, biraz düşünüldüğünde, bu "kulağa hoş gelen her türlü müziği dinleme" tavrını daha makûl ve kabul edilebilir kılmaktadır. .
türkiye'nin en büyük rock müzik ve yaşam portalı olan www.anatolianrock.com sitesinin ana sayfasında yer alan, sitenin adminlerinden barış y. aygün'e ait beğenilen ve okunulması gereken köşe yazısının ana teması olan konu.
ben sadece metal dinlerim veya türküden başka müzik dinlemem demekten evladır. sonuçta önemli olan müzik tarzı değil notaların doğru dürüst bir araya getirilişidir. sırf tarzın içinde kalacağım diye abuk sabuk rock parçaları veya zırıltılı şarkı türkü dinlemek ne kadar mantıklıdır. seçicilik, sadece bir tarzda müzik dinlerim demek değil, müzik dünyasında olup bitenleri araştırıp değişik ve güzel olanları da bulmaktır.
şimdi ben iron maiden dinlediğimden dolayı norah jones'un o güzel sesinden ayrı mı kalacağım. veya, burası muştur türküsünü duyunca duygulanmayacak mıyım? yapmayın canlar. müzik, despotluğu kaldırmaz. evrenseldir ve bütün insanlar içindir. nasıl ki" ne o yabancı dinliyorsunuz, belki ananıza küfrediyor "demek saçmalıksa; " türkü, türk sanat müziği nedir bunlar ilkel şeyler. çağın gerisinde. ben yabancıdan şaşmam" demek de o derece abestir. tek kelime ile müzikte aranması gereken şey, kalitedir. gerisi fasa fiso, hava civa...
genelde yeni tanişan insanların birbirlerine sorduğu "hangi tür müzikten hoşlanırsınız acaba?" gibi bir tanıma sorusuna karsılık, müzikle çok da ilgisi olmayan birinin "ben belli bir müzik türünü seçerek dinleyebilecek kadar müzikle ilgili değilim" şeklinde verebileceği olumsuz bir cevabın, olumlu versiyonudur.
müzikten gerçekten hoşlanan insanlar kurar ancak bu cümleyi. müzik insanı dinlendirir, coşturur, hüzünlendirir, anıları hatırlatır, kimilerini unutturur.. müzik bunlar için dinlenir. bunların hepsini barındıran bir tarz varsa söyleyin hep beraber onu dinleyelim. ben de "kulağıma hoş gelen her türlü müziği dinlerim". yeri gelir pop, yeri gelir rock, yeri gelir club *, yeri gelir slowtürk ü sonuna kadar açarım. neden o an hislerime o müzik tercüme oluyor çünkü. ha arabeske gelince, o bile insana bazen en yakın gelen müziktir. ama ben rockerım pop dinlemem diyene de saygım var kimse kimseyi bisey dinlemeye zorlamıyor.. nitekim bi anı:
g-epoca ya sana bi sarkı yollicamm süpper
sending.. system of a down-spiders
e-hıı ben dinlemem soad ama tamam bakiim bi
hakikaten bakılır evet hoş 3-5 dinledikten sonra iyice güzel gelir zaten.. her neyse zaman geçer.. yine bi akşam:
e-ya g, muhteşem bi şarkı buldum ya. kaç gündür dinliyorum. yolliim mi?
g-hayır
e-cok güzel şarkı ama
g-hayır istemiyorum
e-neden istemiyorsun anlamadım
g-sen neden zevklerini bana yamamaya çalışıyorsun