1. herhangi bir hayvan tarafından ısırıldıktan sonra, mümkün olduğunca erken yapılması gereken olaydır
    ayrıca hayvanın diş veya tırnağından tetanoz da kapılabileceği için tetanoz aşısı da yapılması gerekir
    bazen kuduz aylar sonra da kendini gösterebilir, o yüzden zaman geçmiş olsa da aşı şart
    tabii şöyle de bir alternatif var, ısıran hayvan bulunur, öldürülüp, beyni incelenir, eğer siyah cisim varsa kuduzdur, aşı gerekir, siyah cisim yoksa aşıya gerek yoktur, hayvan da bok yoluna gitmiştir
  2. 1881 yılında pasteur'ün geliştirdiği bu aşı erken teşhis yapılırsa hayat kurtarır
  3. şüpheli durumlarda 2+1+1 şeklinde uygulanması gereken aşıdır. eskiden göbek bölgesinden yapılan bu aşı artık koldan yapılmaktadır. yapıldığı gün olmasa da ertesi sabah kalkıldığında, aşı yapılan bölgede oldukça kuvvetli bir ağrı hissedilir. aşı yapılan bölgeye en az 24 saat su deydirmemek gerekmektedir.
  4. ısırıldıktan sonra 72 saat içinde vurulmanız gereken aşı. 0,3,7,14,28. günlerde vurulur, eğer sizi ısıran hayvan 10. günün sonunda kudurarak ölmemişse 0,3,7. günlerdeki aşılar yeterli olur ama ölmüşse 14,28. günlerde yapılan 2 aşıyı da yaptırmanız gerekir. eğer 72 saati geçirdiyseniz aşıyla beraber kuduz immunglobulini de yapılmalıdır.
  5. ücretini devletin karşıladığı aşı, türkiyede oldukça yaygın bulunan merkezlerde yapılır. her sene ortalama 100.000 kişiye uygulanır
  6. istanbul'da avrupa yakasında sadece haseki de yapılabilen aşı. eskiden karından yapılırdı ve son derece acı verirdi bu aşı. ama şimdi koldan yapılıyor ve acısızdr. (yapan kişiye de bağlı olabilir bu, bilmiyorum.) ilk etapta birer gün arayla üç defa yapılır bu aşı, sonraki günler sizi ısıran hayvanın durumuna göre (yani kuduz olup olmamasına göre) aşıya ya devam edilir ya da son verilir.
  7. önüme gelen her türlü hayvana (tercihen köpek) koşmak suretiyle sevmek amaçlı saldırılarda bulunduğum için aklı başında ve öküz boyutlarında olan bir köpeğin mantıklı rahatsız oluş sebepli verdiği tepki sonucu iki kolumdan birden olmak zorunda kaldığım aşı.yarın da gidip ikinci kez olmam lazım..hiçbir şeye değil aşı yapan adamın sinirine yanmaktayım. haseki'de gece gece kuduz aşısı yapmakta kendisi. bildiğin nöbetçi kuduzcu.. neyse bakalım görücez..

    edit: köpek ölmüş bulunmaktadır, yıllardır istiklal'de yaşayan hayvan beni ısırdıktan sonra ölmeye karar vermiştir, iyi ki aşı olmuşumdur. ama köpeğe de bayağı üzüldüm, bu durumda da köpeği düşündüğüm, gereksiz duygusal olduğum için böyle oluyo zaten. hay..

    edit 2: bütün yaz burda durup geçen hafta sonu bir yere gitme ihtimalim oldu, lakin aşı olmam lazımdı, şimdi yine oldu şimdi yine aşı olmam lazım.böyle tesadüfün ben..
  8. efendim siz siz olun ne kadar sevimli ne kadar şirin ne kadar baştan çıkarıcı bir güzelliğe sahip olursa olsun sokakta gördüğünüz herhangi kedi/köpek canlısını sevmeye kalkmayınız zira atalarımızın hiç bir sözünün boş çıkmadığı tecrübeyle sabit olduğu gibi 'itle çuvala girilmez' sözü de bundan böyle düsturum olacaktır. gerçi bu lafı manyaklık derecesindeki kedi sevgimden dolayı 'kediyle çuvala girilmez' şeklinde benimsemiş bulunmaktayım o ayrı.
    şöyle ki, sefaköy'de yürümekteyken kendi halinde bir dükkanın önünde yatmakta olan son derece enterasan bir renge sahip kediyi görüp sevmemle başladı herşey. önceleri herşey iki taraf içinde yolundaydı. bir kedi hastası olarak ben bu renk bir kediyi (o rengin tam karşılığı yok ama sarı-kahverengi karışımı değişik bir renk) ilk kez görmenin verdiği moronlukla kediyi hafif hafif okşamaktaydım. o da hafif hafif yavşamaktaydı. sonra birden ne oldu anlamadım. o kedi çevikliğiyle kendisini sevdiğim elimi patilerinin arasına alıp güzelce dişlerini geçirdi ve kedinin o hıncından kendisini silkelemek suretiyle kurtuldum. sonra bana 'hadi şimdi s.tir git!' bakışı attıktan sonra etrafımdakilerin dehşete düşmüş yüz ifadelerinin arasında yoluma devam ederken arkadaşların tedirginliklerinin bünyeme sirayet etmesi sonucu önce gidip güzel bir tetanoz aşısı oldum. olayı kime anlatsam 'ay bence gidip bir kuduz aşısı olmalısın, nolur nolmaz' telkinleri sonucu defalarca kedi ısırmasına ve tırmalamasına maruz kalmış birisi olarak bu durumu iplemeyen ben yusuf yusuf demeye başladım.
    nedir ne değildir diye araştırırken kuduz'un dahası bir kedi ısırığının dahi hafife alınmayacak bir şey olduğunu anladım. bu aşı istanbul'un belli hastanelerinde bedava yapılmaktaymış. sözü edilen hastaneler,

    1. haseki eğitim ve araştırma hastanesi
    2. şişli eftal eğitim ve araştırma hastanesi
    3. haydarpaşa numune eğitim ve araştırma hastanesi
    4. kartal dr.lütfi kırdar eğitim ve araştırma hastanesi
    5. beykoz devlet hastanesi
    6. şile devlet hastanesi
    7. istinye devlet hastanesi
    8. prof. dr. necmi ayanoğlu silivri devlet hastanesi
    9. çatalca devlet hastanesi
    10.tacirler eğitim vakfı sultanbeyli devlet hastanesi
    11.büyükçekmece devlet hastanesi
    12.ümraniye eğitim ve araştırma hastanesi
    13.sultançiftliği lütfiye nuri burak devlet hastanesi

    bunlar olup, en yakın hastaneye hiç vakit kaybetmeden başvurulması menfaatinizedir. zira ısırıldıktan sonra size verilen mühlet 48 ila 72 saat. kuduz alametleri baş gösterdikten sonra yapılan aşıların hiçbir kıymeti kalmıyor zira. belli periyotlarla doktorun tavsiye ettiği dozlarda aşı olunuyor. bazı durumlarda bu periyotlar 0. , 3. , 7. , 14. ve 30. günler olarak belirlense de bana verilen aşı kartında 0. , 7. , ve 21. günlerde gelip aşı yaptıracağım talimatı verilmiş. kedinin ısırmasından daha pis olan şey ise aynı kola hem tetanoz hem de kuduz aşısı yaptırma gafletinde bulunmamdır. sağ kolum günlerdir odun kırmışım gibi yerinden dahi kıpırdamamak için adeta bana baş kaldırıyor.
    velhasıl velkelam istanbul'un kedisine dahi güven olmuyormuş, sade istanbul'un değil yurdumun sokak hayvanlarına güven olunmuyormuş.
    atalarımızın bir diğer köşe başı sözünü hatırlatarak burda sözlerime son veriyorum:
    bir musibet bin nasihatten daha iyidir.