israil'in başkenti.filistinliler doğu kudüs'ün kendilerine verilmesini istemektedirler.israilin bazı muhalif sol partileride doğu kudüs'ü filistine vermenin kalıcı bi barış için kaçınılmaz olduğunu söylüyorlar
3 ilahi dinin de haç yokunda bulunan gezilesi görülesi bi şehirdir. filisitin'in işgalinden bu yana müslümanların haç güzergahı burdan pek geçmemektedir.tarihin bu kadar canlı kaldığı başka bir şehir görmeniz mümkün değildir. eski yapılar; kiliseler sinagoglar ve mescid-i aksa şehrin genel manzarasını oluşturur.birde israil'in meclis binası..
üç ilahî dinin kutsal şehri olmasından dolayı uğruna haçlı seferleri düzenlenmiş, savaşlar yapılmış, canlar verilmiştir.
an itibariyle ise israil'in başkenti olmakta.
israil'in başkenti değildir. yalnızca israil, 1948 yılında batı kudüs'ü, 1967 yılında doğu kudüs'ü işgal etmiş ve 1980 yılında kudüs'ü ilhak ettiğini açıklamıştır.
ancak birleşmiş milletler kararları uyarınca israil'in kudüs'ü başkenti olarak ilan etmesi kesinlikle uluslararası hukuka aykırıdır. ayrıca yine birleşmiş milletler yasalarına göre israil, kudüs'te işgalcidir! bm'nin ilgili kararları şöyledir:
-9 aralık 1948 tarihinde alınan karara göre kudüs, bm kontrolünde ayrı bir şehirdir ve ne israil'e ne de filistinlilere bırakılmıştır.
-10 aralık 1949 tarihli karar, kudüs'e uluslararası bir statü verildiğini ve israil'in bu kenti başkent ilan edemeyeceğini belirtmektedir.
-1979 ve 1980 yıllarında alınan bir dizi kararla da, israil'in kudüs'te kurduğu yahudi yerleşim merkezlerini boşaltması istenmektedir.
peki bm, bu kararları uygulamayan, kudüs'ün hala başkenti olduğunu iddia eden ve görünüşe göre bu iddiasını dünya'nın geri kalanına da pek bir güzel yutturmuş olan israil'e neden yaptırım uygulayamamaktadır? cevap basittir:
yahudilerin ağlama duvarı, hristiyanların yeniden diriliş kilisesi, ve müslümanların mescid-i aksa'sını barındırarak üç din için de çekim merkezidir. alınan karar gereği tüm binaların kudüs taşı denilen bej rengi bir taşla kaplanması zorunluluğu vardır. bu, kente mistik bir hava verir. turist akınına uğrar, bu yüzden biraz fazla kalabalıktır her yeri. şehre giriş çıkışlarda sıkı kontrol vardır. bu şehre giden müslümanlar yarı hacı olmuş sayılırlar. mekke ve medine işgal altındayken müslüman hacılar buraya gelirlermiş.
“kalbimin kudüs’üsün. kudüs gibi vaad edilen, uğrunda savaşılan, elde edilen, kaybedilen, sürgün edilen, sürgünde istemekten bıkılmayan, tekrar dönülen, birçok hayattan vazgeçilen, uzlaşılan, uzlaşarak çok yaşanmayan tekrar savaşılan, her zaman her yerde hep arzu edilen ama hiç sahip olunamayan, içinde duvarlar örülen, ağlanılan, gözyaşıyla var olan, paylaşılan, paylaştıkça savaşılan kudüs gibisin.
kudüs’ün yaşayanları gibi ne mutluyum ne mutsuz, ne vazgeçiyorum ne sahip olabiliyorum. ne ölüyorum, ne yaşıyorum. ne seni paylaşmayı göze alabiliyorum, ne de seni herkesten sakınabiliyorum.
sen kudüs gibi güzelsin, ben kudüs gibi yorgunum.'”
nereye giderseniz gidin, insan olmaktan mütevellit hep bir parçanızın oraya ait olduğuna sizi inandıran, sokaklarındaki kan kokusu büyüsünü bastırmayı başarmış, uzaklardan çağıran kent.
"seni unutursam, ey kudüs,
sağ elim hünerini unutsun! eğer seni anmazsam,
eğer kudüs'ü baş sevincimden
üstün tutmazsam, dilim damağıma yapışsın."
(sürgün edilen israil çocuklarının şarkısı- mezmur 137)
"ey kudüs! peygamberleri öldüren ve kendisine
gönderilenleri taşlayan sen,
tavuk yavrularını nasıl kanatları altına
nasıl toplarsa, ben de senin çocuklarını
kaç kere öyle toplamak istedim..."
(kudüs'ü zeytinlik dağından seyreden isa- incil, matta 23/37)
"ey kudüs, tanrının seçtiği toprak ve onun kullarının vatanı,
senin duvarlarından dünya dünya oldu.
ey kudüs, sana doğru inen çiy bütün hastalıkları
iyi ediyor; çünkü geldiği yer cennetin bahçeleri"
(hz.muhammed)
dört semavi dinin çatısıdır. barışın hiç olmayacağı ve barışın hep olacağı bir yerdir. barış var gözükmesede mevcuttur aslında. kubbetül saharaya yaklaştığınızda hissedebilirsiniz.
bu topraklar gerçekten kutsal ise; yüzyıllardır "sahip olma" adına dökülen kanlar kutsallıktan çok uzaktadır. yok değilse de zaten 5 kuruş etmez değerde topraklardır. bu sebeplerle dünya üzerinde sevilmemesi gereken belki de tek şehirdir. sevmediğim tek şehirdir.