yapı tarihi içinde belki de en önemli unsurlardan biridir.
efendim, modern yapı malzemelerinin ve yapılarda kullanımının gelişimi pek de eskilere dayanmıyor. misal bugün yapılarda kullanılan çeliğin, yani karbon ve bilumum metalle sünekliği* artırılmış demirin yapı malzemesi olarak kullanımı 19. yüzyıl içerisinde olmuş. beton denilen karışımın bilinen halini alması için de 1826'ya, yani portland çimentosunun icadına kadar beklemek gerekmiş.
günümüzdeki yapı malzemeleri ile (ahşap, betonarme veya çelik) çok büyük açıklıkları geçmek, yapılarda geniş ve ferah mekânlar tesis etmek mümkün. zaten örnekleri de kimi yapılarda görülebiliyor. ancak, eski zamanlarda, yani yaklaşık 100-150 yıl öncesine kadar bu iş bu kadar rahat değilmiş. bina imalatında kullanılan malzemelerin gevrek veya çekme dayanımı küçük malzemeler olması sebebiyle yapının tepesini oluşturan döşemenin öyle bir şekilde olması gerekiyordu ki eldeki mevcut malzeme ile büyük açıklıklar geçilsin, ferah mekânlar elde edilsin. işte kubbeler tam da bu işe yararlar.
kubbelerin yapısı itibariyle herhangi bir kesidindeki çekme gerilmesi, aynı açıklığı geçen bir çubuk elemana (misal kiriş gibi) kıyasla çok daha düşüktür. bu özellikleri sayesinde, çekme dayanımı düşük olan malzemelerle ve uygun bir tasarımla tatbik edilebilmişlerdir.
kubbelerdeki handikap, mesnetlendikleri noktalarda dışarı doğru açılma yönünde hareket etme eğiliminde olmalarıdır. bu etkiden dolayı, mesnetlendikleri düşey yapı elemanlarında eğilme momenti (-ve bunun sonucu olarak/veya düşey elemanın yapısından dolayı- kesme kuvveti) oluştururlar. eski zamanlarda, yani kolonun kolondan, elemanın elemandan sayılmadığı zamanlarda bu etkinin önüne geçebilmek için yapıyı oluşturan ana kubbe, yanlarına yapılan küçük kubbelerle desteklenir, böylelikle açılma etkisi azaltılmış ve kesit zorları diğer elemanlara dağıtılmış olur; yani sistemin hiperstatikliğinin* uygun bir sistem ile artırılması bu meseleyi çözer.
bahsettiğim sistemin uygulamalarını çoğu cami veya külliyede görebilirsiniz. çoğu zaman, yapıdaki esas büyük boşluğun üzerini kapatan büyük kubbenin kenarlarında minik kubbeler teşkil edilmiştir. bu minik kubbelerin teşkil edilmesinin sebebi basitçe budur.
kubbelerin en gral örneklerinden biri ayasofya'nın kubbesidir. bunun yanında sultanahmet'in* kubbesini saymamak büyük ayıp olur tabi. ayasofya'nın kubbesinde zaman içinde çeşitli tadilatlar yapılmış. eskiden açılma eğilimindeki kubbeyi kenarına payandalar yaparak durdurmuşlar. bugünkü halini bilmiyorum. epeydir gidip görmüşlüğüm yok.
günümüzde ise kubbe yapımı "neredeyse hiçbir zaman" zorunluluk değildir. bunun yerine çelikten imal edilen çatı makasları kullanılarak büyük açıklıklar rahatlıkla geçilmektedir. lâkin, göze hoş gelen ve islâm sonrası anadolu yapı tarihinin bir parçası olması nedeniyle kubbeler halen camilerin vazgeçilmez yapı elemanları olarak boy göstermektedirler.
not: kubbelerin iki boyutlu düşünülmesi ile kemerler elde edilir. gözünüzün önünde canlansın diye bir kemer uygulamasını örnek vereyim: (bkz: mostar köprüsü)