|
|
- modern anlamda felsefenin, dolayısıyla bilimsel düşüncenin çıkış noktasını oluşturan insani duygudur. descartes'ın cogitosu, elleri cepte kırlarda dolaşırken dökülen sonbahar yapraklarını hayal etme biçiminde oluşmuş bir düşünce değildi. kuşkuyu, hem de kendi varlığından kuşku duymaya varacak denli derin bir kuşkuyu temel alan, emin olamayan, ve nihayet varoluşunu bile ancak bundan duyduğu kuşku üzerinden ifade eden bir düşünceydi.
emin olmak, kuşku duymamak, gönlünü ferah tutmak, bunlar bilimin, felsefenin işleri değildir. bu konforlu sığınaklar inancın, dinin alanına girer. orada kuşkuya, sorulara değil, ancak kabullenmeye yer vardır. çok fazla emniyet ve iç huzuru olan yerde bilimsel düşünce yeşeremez.
lise yıllarımızın harika underground dergisi şizofrenginin başlık altı sloganı düşünen insanın ruh halini mükemmel özetler: "bütünüyle kuşkudayız."
- gerceğin peşinden gitmektir.
- kelimenin etimolojisine bakıldığında gerçekten "kuş"tan geldiği anlaşılabilir. kuşların yeni bir yere konduklarında yaşadığı o telaşı, güvensizliği ve bir türlü konsa mı kaçsa mı bilemeyişlerindeki tereddütü yansıtır.
- ilerlemiş hali paranoyadır.
(capslost, 27.05.2007 00:52 ~ 15.06.2007 00:06)
- güvenmenin ilk adımıdır.
- "ya" ile başlayan cümlelerin iç yemesi.
(heidi, 30.03.2008 21:47)
- kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe..
sıradan olmayan insanlarda görülen bir hal.. yani kuşlar gibi tedirgin ve ürkek olmayan..
tevekkeli dememişler kuşku deyu..
- peyami safa'nın yalnızız simli romanında çok güzel işlenenduygudur.
- "doubt can only be removed by action."*
johann wolfgang von goethe
*kuşku ancak eylem ile defedilebilir.
- hayatı karartan şüphe. hele, ayrıntılara çok önem veriyorsanız ve her şeyin ayrıntılarda gizli olduğuna inanıyorsanız, hiç huzurunuz yoktur.
- suyu bulandırmak için atılan taş misali;vicdanı sık sık rahatsız edici ziyaretleri ile kendini hissettiren,bunun yanı sıra gerçeğe duyulan gereksinmenin yavaş yavaş benliğinizi saracağı bir olgu.
- "sözcüklerden kuşku duyuyorum,her şeyden kuşku duyuyorum
ve ancak o zaman kendim oluyorum.
kuşku sözcüğüyle olan ilişkim beni aşandıran ve tüketen her şeyi
olağanüstü güzel ve anlamlı kılıyor."(mabel, 02.06.2008 17:47 ~ 17:48)
- neden gözlerin yaralı, neden gövden,
neden memelerin üzgün avuçlarımda,
neden ağırsın;bir kaç pişmanlık acısı,
bir kaç amaçsız kar,bir kaç reçine?
bir adam orada kendi darağacıyla
dinleyen serçe sıcaklığı arasında;
burada bir kadın , ama göze alamıyor aklı
başkaldırmayı kuşkuya.
ikiside insancıl sözcükler yaratırlardı,
imgeler yaratırlardı, her ikiside
ama ne yapıyorlar şimdi, artık
yalnızca bir yabanıl hayvan olan elleriyle?
neden kitaplar yazalım isteksizce,
neden yetinelim boş sayfalarla,
neden yaşayıp duralım
her sözün yeni bir intihara sürüklediği
düş kırığı ozanlar?
alain bosquet
(kuşku adlı şiiri)
sakla onları içinde hatta öldürüp içine göm.
onlar, inanmaktan kaçındıkların ,inandıkların, inandıklarının dostları, inanıp sevdiklerinin aslında inanmaman gerekenler olduğu ve daha ....ve daha...
- insanın ruhunu yoran soru işaretleridir.
(closer, 18.07.2008 11:11 ~ 11:11)
- beynimin bir köşesinde bütün durumlar, olaylar, kişiler ve nesneler için yer alan soru işaretleri topluluğu.
kuşku insanı ilerletebilir. onu araştırmaya sevk edebilir.
ve yine aynı kuşku insanı yiyip bitirebilir kuruntularla.
kuşkunun sınırı insandır.
|