rusya federasyonu'nun
kuzey kafkasya'daki federal yönetim birimlerinden birisi. merkesi
krasnodar şehridir.
kuban nehri'nin kuzeyindedir. doğusunda
stavropol kray ve karaçay-
çerkes federe cumhuriyeti, güneyinde bağımsız
abhazya vardır. karadeniz'e batıda kıyısı vardır. kuban nehri'nin güneyinde kalan
adigey cumhuriyeti ile de komşudur.
ki rusya, adigey cumhuriyeti'ni krasnodar'a bağlamak için, bir süre epey uğraşmıştır ama gelen tepkiler mi etkili oldu bilinmez, şu an için böyle bir istek gündemde görünmemektedir. kurulu bir cumhuriyeti, federe de olsa yerleşik düzeni, kendi anayasası, kanunları varken bir kray'a, eyalete, hem de o cumhutiyetin halkını aptal yerine koyarak, "sizin için en iyisi bu sevgili insanımcım; ihya olacak, bana minnettar kalacaksınız!" yalanlarıyla katmaya kalkmak, zannediyorum rusya'dan başka bir devletin başının altından çıkmayacak kadar salakça bir uygulamadır.
neyse.
gelelim kray'ımızın sosyo-ekonomik ve tarihsel yönlerine. efenim, bu bölge herşeyden önce büyük çaplı bir rus, sonra ermeni, nogay, rum, gürcü, kürt, lezgi, kırımlı, tatar ..vs. ve az biraz da
adige yerleşimine ait bir yer. geneli hristiyan. az biraz müslüman kesim de adigey cumhuriyeti müftülüğü'ne bağlı.
tarihe baktığımızda burasının adigeler'e ait bir yer olduğunu görüyoruz. ama şu anda bölge büyük oranda çerkesler'den alınmış durumda. bölgenin en güzel başlıca kıyı kentlerine baktığımızda, bir çerkes olarak oraları bizsiz bırakan rusya'ya okkalı bir küfür savurma ihtiyacı duyuyorum. zira tarihte bizim adımıza ne yaşanmışsa hemen hemen hepsinde adı geçen
soçi, tuapse, ts'emez, bıghuırqal (anapa) liman kentleri bizden arındırılmış haliyle bu bölgede yeralıyor. o bir avuntudur ki, soçi ve tuapse yöresinde, 1999'da rusya'daki federal hükümet tarafından küçük bir halk olarak tanınmış 12 bin kadar yerli
şapsığ nüfusu halen yaşamakta ve buraya "karadeniz kıyısı şapsığyası" da denmektedir, ki onların burda kalışları rusya'nın kendilerinden tarımı öğrenmek gayesinin bir sonucudur ve bu numune halk rus'un lütfuna mazhar olarak bu bölgede kalabilmiştir ya, "olsun" demekten başka çare kalmıyor bize. ve ancak acıdır, misal eski ubıhya sınırları içindeki soçi, tamamen rus denetimine terk olunmaya çalışılmaktadır ve biz buna şu an için imza kampanyaları düzenlemenin dışında fazla bir şey yapamamaktayızdır
*.
bölgeyle ilgili tarihi anlatımlara çok fazla girmeyeceğim ama kısaca değinmek gerekirse, 1700ler'in sonuna doğru, o zamanlar kırım hanlığı'na ait olan kuban'ın kuzey kesimini ele geçirme çalışmalarına girişen rusya amacına ulaşıyor, bölgeyi kırımla birlikte ele geçiriyor ve bölge halkını yoğun bir sürgüne tabi tutmaya başlıyor. boş kalan bölgeye de kazaklar'ı yerleştiriyor. sonra ikinci hedef olarak belirlediği kuban'ın güneyindeki
çerkesya cumhuriyeti'ne saldırıyor ve 1864'e değin süren direniş bu tarihte bitince sürgünlerle bölgeyi adige halkından temizlemeye başlıyor. adigeler'den temizlenen bölgeler bir süre boş bırakılsa da sonrasında rus yerleşimine açılıyor ve bölge sivil rus istilasına tabi tutuluyor. işte bu bölgelerde kalabilen çok az sayıdaki adige de, özellikle karadeniz kıyı şapsığyası adigeleri de, rusya'nın kendilerinden tarımı öğrenmek maksadıyla yerleşimlerine izin verdikleri adigeler olarak ancak burda tutunabiliyorlar ki bundan yukarda bahsetmiştik. ama onların da kıyılara inmeleri yasaklanıyor.
o adigeler'in şimdiki halleri ise malum: kendi vatanında hakkını arayamayan bir avuç insan olarak adigeler- şapsığlar yaşıyor o coğrafyada ve adigey (cumhuriyeti) devlet üniversitesi'nin soçi'de açabildiği bir kaç fakülte büyük sevinç yaratabiliyor. haftada belirli bir kaç saat seçmeli adige dili dersi alabilmeleri de bir ayrı lütuf.