|
|
- günümüz magandalarının denizde dolaşan versiyonlarına verilen ad..
- (bkz: korsan kitap)
(balta, 26.04.2005 11:32)
- sanatçıların sürekli şikayet ettiği , bazı insanların yasadışı yoldan para kazanmak için izinsiz çoğaltılıp satılması durumunda ki ürüne verilen ad. insanların korsan kitap , cd , kaset vs. ürünleri almalarında ki temel etken fiyatlardır. çünkü korsan ürünler sadece çoğaltıp satılmaktadır. burda emeğe karşı verilen hiç bir ödeme yoktur. sadece çoğaltmak için kullanılan ürünlerin (boş cd , kağıt vs.) giderleri vardır ki bunlar da çok küçük meblalar tutmaktadır. üretimi ucuz olduğu içinde satışı da ucuzdur. aslında emeğe vurulan en büyük darbedir ve eğer önü kesilmezse iyi eserlerin oluşumunda azalma görüleceği muhtemeldir.
- daha çok günümüzde piyasadaki ucuza pazarlama oturumuyla gündeme gelmekle birlikte esas itibarilye tarih üzerinde denizle birlikte anılmış olan;bir çeşit bir yaşam biçimidir.korsanların yağmalık boyutları romantik sosyalistler tarafından;robin hoodcu bir yaklaşımda algılanmıştır.ne var ki korsanlıgın temeli fenikelilerden;suriye şehirlerinden;ionialılardan;daha sonra da venediklilerden gözlemleneceği üzere;köle avına ve rekabetçi ticarete dayanır.korsanlar iktidarın meşru olmayan ticaret için başvurdukları serseri ruhlu maceracılardır.
- zardanadam'ın aralık 2002'de çıkmış olan albümü. bir çok kişi hala demo dese de bildiğin albüm işte. kayıtlar deneyevinde demirhan baylan ile yapılmıştır.
1. küçük şirin bir cuma akşamı
2. burdayım aslında
3. çelişkiler
4. hepsi hepsi hayat nasıl olsa
5. böyle demişti rüzgar
6. gelmesen de olur
7. mayıs
8. sözler
9. beni affet
10. sarışınlar boktur
11. kırık
12. sorma
13. ayıp(dice man, 02.02.2007 22:57 ~ 25.02.2007 22:41)
- romantik orta çağda deniz üzerinde kendi tayfası ve gemisiyle haydutluk yapan, literatürde zengin bir yere sahip insanların genel adı. sahip oldukları askeri güçle ticaret gemilerinden tutun da balıkçı gemilerine kadar boyut işlev farketmeksizin saldırmaları ve yağmalamaları kendilerini evil kılar. korsan denilince akla iki yer gelir çoğunlukla, ilki büyük bir deniz ticaretine ve zengin kıyı şehirlerine sahip akdeniz, bir de yeni dünya'da oturtulamayan düzenden faydalanıp kendini yağmacılığa, hazine adası maceralarına adayan insanların çoğunlukla bulunduğu karayip denizi.
akdenizde korsancılık deniz savaşı tehdidi olmadığı zamanlarda devletlere tabii kaptanların vakit öldürmek amacıyla düşman filolara saldırılması, düşman kıyı şehirlerinin yağmalanmasından ibarettir. büyük bir deniz ticareti ağına sahip akdenizde hakimiyet korsancılığı en iyi yapana hem güç hem de ganimet getirmiştir. mesela türk korsanları barbaros hayreddin paşa, hızır reis, oruç reis gibi kaptanlar düşmana aman dedirtmişler, normalde batılı ülkelerin akdeniz üzerinden yaptığı kimi sevkiyatların bu başarılı türk korsanların icraatları sonucu baltalanması yüzünden, bu batılı devletlere tabii denizciler ve kaşiflerin yıllar boyu süren yolculuklarıyla yeni ticaret rotaları belirlenmesine yardımcı olmuş, arada amerika kıtasını ve bakir zenginliklerini keşfetmiş ve bu sayede de gelişip şu an ki muasır durumlarına kendilerini getirecek hamleleri birer birer yapmışlardır. akdenizde avlayacak keklik bulamayan türk korsancılar sahip oldukları deniz teknolojisini geliştiremediklerinden dolayı bir süre sonra karşılarına çıkan daha gelişmiş gemilere sahip filolara yenilecekler ve bir süre sonra da işlevsiz hale geleceklerdir.
"üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz neden deniz kaynaklarından yararlana mıyoruz? neden güçlü bir donanmamız yok? neden? neden? neden?" soruları sık sık kafamızı kurcalar. bu soruların yanıtlarını akdenizde kuş uçurtmayan eskinin türk korsanalrına ve leventlerine, o dönemin politikalarına sormak lazım. zira yuları biraz gevşek tutup arada akdenizde ticarete biraz göz yumulsaydı ele geçirilen denizcilikte yetkin yabancılardan bir takım bilgiler alınabilir böylece dünya denizcilik teknolojisi daha iyi takip edilebilirdi. bir diğer yönden bakacak olursak, devrin politikacıları(bunlara padişahlar da dahil) akdeniz, kızıldeniz ve karadeniz'de hakim olmakla yetinmiş daha ilerilerde devlet yararına hiç bir şey olmadığı kararına varmışlardır ki bu da denizcilik ve korsancılık piyasasında bir durgunluğu neden olmuştur. zira türk korsanları atlas okyanusunu aşıp karayiplerde, kızıldenizi aşıp hint okyanusunda uğraşlara girişseydi, belki de hint okyanusuna büyükdeniz, atlas okyanusuna birazdahabüyükdeniz; hatta pasifik okyanusunda da cirit atsalardı bu okyanusa bukadarbüyüğünüdegörmedimdeniz derdik şu an. gördüğünüz gibi deniz adlarından yola çıkıp türk korsanların nerelerde uğraş tuttuklarını bariz görebiliriz.
gelelim karayip denizine burada ki korsanlar varolmalrını akdenizde nefes aldırmayan türk korsanlara ve çıkış aramak için okyanusa kaşifler gönderen ülkelere borçludurlar. yeni dünya'nın keşfinden sonra koordineli bir şekilde sömürüme olayına gidilmiş, bu yeni kıtanın zenginlikleri avrupa'ya akarken de bu zenginliklere göz koyan gözü kara korsanlar peyda olmuşlardır. zira zenginlik nerede korsanlar orada.
kendilerine ait adaları ve şehirleri olan bu korsanlar zengin ingiliz, ispanyol, prtekiz, hollandalı gemileri yağmalayıp etrafa dehşet saçmışlar. konu dehşet saçmak olunca korsanlar bir numaradır*. bu karayip kosanlarının en ünlüsü şu sıralar çekilen film yüzünden jack sparrow olsa da tarihi açıdan bakacak olursak en ses getiren korsanımız porto riko'lu roberto cofresí'dir. bu adam porto rikonun ezilen sömürülen halkı için bir nevi robin hood olmuş, zengin ticaret gemilerinden alıp fakir halka falan dağıtmıştır. gemisinin adı siyan inci değil, el mosquito'dur.
gelelim işin literatür bölümüne; korsanlar en az şövalyeler kadar kitaplara konu olmuş kimi zaman romantik, kimi zaman trajik karakterlere sahiptirler. açıkcası korsan-hazine adası oldukça sık işlenmiş bir konu, zaten korsan dediğin adamı hazinesiz düşünemezsin. korsanlar sincaplara benzer; nasıl sincaplar asnda kendilerini olmayan ağaçların olan palamutları, cevizleri falan toplayıp kış için yuvasında zulalıyorsa, korsan da ondan bundan yağmaladığı zenginliği rahatlıkla harcayamadığından olacak ya bir adaya gömer ya da kendine ait kalesinde saklar. romantik korsanlar biriktirdiği hazineleri hakkında yakalanıp infaz edilme kararı olmayan uzak bir memlekete gidip orada krallar gibi yaşamak ister. ama evil korsan hep almak hep almak ister, yakalanmak umrunda olmaz falan.
gelelim bir korsanı tanımlayan öğelere; özellikle batı literatüründe vazgeçilmez objeler şunlardır: zamanında kör olmuş gözü kapatan gavurların eyepatch dediği obje, zamanında kaybedilmiş bacağın yerine usta marangozlarda yapılan bir tahta bacak*, gerektiğinde ona buna emir veren, sağlam bir küfür dağarcıına sahip konuşan bir papağan, yağmalanacak gemi göründüğünde göndere çekilen siyah zemin üzerine çatılmış iki kaval kemiği üstünde beyaz kuru kafa'dan oluşan korsan bayrağı, kaybedilen elin yerine takılmış demir çengel . bunlar öyle kalplaşmış objelerdir ki popüler kültürde korsanla ilgili bir şey yapılacağında önce bu objelerden oluşan taslak yapılır sonra üzerine korsanın tipi macera yapılır. eyepatch gözü karalığın, tahta bacak hataların, papağan eğlenceni, korsan bayrağı ise korkunun sembolü olup çıkmıştır.
şimdi de popüler kültür korsanlarını hatırlayalım; hepimizin kitabını okuduğunu, okumadıysa çizgi filmini izlediği, onu da izemediyse filmini mutlaka izlediği j. m. barrie'in kült eseri peter pan'da kötüler kötüsü captain hook bunların ilki. tahta bacak hariç ki onun yerine bir zamanalar timsah tarafından yenilen sağ elinde bulunan demir çengel var, captain hook korsan tanımına gayet uyuyor. bir de iskoç yazar robert louis stevenson'ın yazdığı treasure islandadlı bir çok filme uyarlanmış kitabın korsanı long john silver ve itapta geçen bir sürü korsan var. ve yakın zamanımızda film serisiyle bir sürü korsana ev sahipliği yapan pirates of the caribbean serisi var ki orada da baş korsanımız jack sparrow adında bir kaçık.
yukarıda saydığım bilinen özel adları olan popüler kültür korsanlarının dışında gerek sinemada gerek edebiyatta bir korsanı tanımlamak için kulanılan bir kalıp var. bu kalıp şöyle : xsakal*; x elemanıdır gökkuşağı. en çok karasakal, veya kızılsakal kullanılsa da arada morsakal falan da karşınıza çıkabiliyor. korsanlar yağmalardan, talanlardan başlrını kaldıramayan meşgul insanalr oldukları için haliyle berbere uğramayan acınası karakterler bu yüzden xsakal şekinde çağrılmayı hakediyorlar.
son olarak emeğe saygı korsana hayır
- şart-koşul içeren sözcük.
(bkz: eğer korsan)
- (bkz: privateer)
- vatandaşlarımızın en sevdiği, uzmanlaşıp doktorasını verdiği branş. bakıyorsun, "vay anarşik gomunikler" diye adam döven hanzo, iki dakika sonra komünistleşiyor, ibrahim tatlıses mp3'leri indirmenin yasallığını savunuyor. bakıyorsun, dışarının emperyalisti bilgisayar karşısında emperyalizmi görünce yan çiziyor.
garip şeyler bunlar. işimize geldiğini duymaya çok hevesliyiz nedense.
- maddi yada mali olsun fikri mülkiyet haklarının her çeşit ihlaline 1980'lerden itibaren verilen isimdir.
- (bkz: @2317407)
- ilim ve edebiyat,müzik, güzel sanatlar veya sinema alanlarında eser üretenler en azından bir masa,bir kalem veya bir otomobil gibi maddi şeyleri üretenler kadar hukuki himayeyi hak etmektedirler. hatta fikir işçileri maddi şeyleri üretenlerden daha fazla hukuki himayeye hem layık hem de muhtaçtırlar. zira fikri mülkiyet hakları fikri bir çaba özel bir yetenek ve emek gerektirdikleri için maddi mülkiyet haklarından daha değerli ve kutsaldır. 1948 tarihli evrensel insan hakları beyannamesinin 27. maddesinde fikri mülkiyet hakları temel nitelikteki insan haklarından biri olarak kabul edilmiştir.
başka bir açıdan bakmak gerekirse fikri mülkiyet haklarına tecavüz ihtimali maddi mülkiyet haklarına oranla çok daha yüksektir. bunun sebebi gelişen teknoloji sayesinde hızla girdiğimiz küreselleşme sürecinde bugün dünyanın herhangi bir yerindeki bilgiye ulaşma imkanlarının artmış olmasıdır. maddi mülkiyete konu olan, örneğin pahalı bir kalemi, internet üzerinden indirmeniz(!) yada sahibinin izni olmadan kullanmanız, başka insanlarla paylaşmanız söz konusu bile olamaz. halbuki fikri mülkiyete ilişkin, örneğin bir şarkıyı, sahibinden habersiz indirebilir,başka arkadaşlarınıza yollayabilir,üzerinde oynamalar yapıp bu yeni haliyle piyasaya sürebilirsiniz ve üstelik bütün bunları sandalyenizden kalmadan yapabilirsiniz! işte fikri mülkiyet suçları işlenmeleri çok basit olduğu ve daha da önemlisi toplumun büyük kısmı tarafından hala suç olarak görülmedikleri için büyük önem arz etmektedirler.
unutmamak gerekir ki izinsiz olarak fikri bir ürünü taklit etmek ile sahtekarlık aynı şeydir.(sahteciliğe counterfeiting de denmektedir) telif hakları ödenmeden satılan kitap yada usulsüz çoğaltılan cd’lerin hem devletten vergi kaçırarak devlete karşı hem de emek sahibinin ekonomik hakkının karşılığı ödenmediği için ona karşı hırsızlık suçunun bir başka görünümü olacağı şüphesizdir.
tüm bu veriler ışığında korsanlık düşünce ürünleri üzerinde yasalarla korunan ve yalnızca eser sahibine ait olan hakları dikkate almaksızın eserlerin kullanımını , korsan mal ise, bir fikir ve sanat eseri sahibinden izinsiz olarak orijinal bir üründen doğrudan veya dolaylı şekilde çoğaltma yapılarak elde edilen mal olarak tanımlanabilir.
ayrıca günümüzde bir çok kişi, bir eserin radyo yada televizyonda yada konser salonunda yapılan icralarını tespit etmekte,çoğaltmakta ve ticari amaçla kullanmaktadır. bu gibi korsanlığa da bootlegging adı verilir.
bunun yanında günümüzde yayıncı korsanlığı kavramı da ortaya çıkmıştır. yayınevlerinin bir kısmı çok satan kendi kitaplarının baskılarını az göstererek hem telifin hem de verginin bir kısmını ödemekten kaçınarak korsanlık yapmaktadırlar.
bugün ülkemizde korsan ürünlerin orijinal ürünlere oranı %50leri aşmıştır. bilgisayar programlarında ise bu oran %95e kadar tırmanmaktadır. bu durum karşısında adı geçen sektörlerdeki mali kayıp milyar dolarlarla ifade edilir hale gelmiştir. örneğin yapılan tespitlere göre sadece 1980’li yıllarda, amerika’da,korsan kayıtlar nedeniyle sanayinin uğradığı zarar 1 milyar amerikan dolarını aşmıştır.
abd’de plak sanayinin %18’ini korsan yapımların oluşturduğu saptanmıştır. bu oran italya’da %35’e, portekiz’de ise %80’lere sıçramaktadır. 25-27 mart 1981 tarihinde wipo tarafından düzenlenen bir kolokyum’daki binanın giriş salonunda dünyadaki korsanlık hacmi ve örneklerini gösteren bir sergi açılmış,bu sergiye göre türkiye korsan kasetler piyasanın %80’ini ele geçirmiş durumda gösterilmiş ve “türkiye’de çok az yasal kaset ve plak atılmaktadır.sahtecilik egemendir.” notu düşülmüştür.
ab komisyonu, 1998 - 2002 yılları arasında birlik'in dış sınırlarında yakalanan sahte ve korsan ürünlerin sayısında %800 oranında artış olduğunu açıklamıştır. 85 milyon mala el konulduğunu belirten ab komisyonu, bunun yasal birlik pazarı açısından değerinin yaklaşık 2 milyar euro olduğuna dikkat çekmiştir.komisyon’un araştırmalarına göre sahte ve korsan üretim ürünleri dünya ticaretinde de % 3 ila % 9 arasında bir orana sahiptir. bu da yaklaşık, yıllık 120 ile 370 milyar euro demektir.
korsanlıktaki bu önlemez yükseliş yüzünden ab komisyonu, türkiye'nin de içinde bulunduğu 8 ülkede(türkiye, çin, tayland, ukrayna, rusya, brezilya, güney kore ve endonezya) endişe verici boyutlara ulaşan korsan üretimi izlemeye almaya karar vermiştir.
|