görseller
korsankorsan
korsankorsan
belki ilginizi çeker
  1. · captain jack sparrow
  2. · mad jack the pirate
  3. · indirilen şarkının canlı performans çıkması
  4. · alt yazılı izlenmemesi gereken filmler
  5. · landlubber
  6. · ahmet yılmaz karikatürleri
  7. · bandrollü dvd nin sinemadan çekme çıkması
  8. · barış akarsu
  9. · johnny depp obsessive compulsive disorder
  10. · sorma
gündem
  1. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  2. · hayatın iyi bilinmesi gereken kanunları
  3. · itü sözlük e bir daha gelinse alınacak nickler
  4. · kurban bayramı vahşeti
  5. · peygamberle dalga geçerken ölen sırp spiker
  6. · aşkın yedi seviyesi
  7. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  8. · bankaya girerken ayakkabıları çıkarmak
  9. · sekreter

korsan  

  1. günümüz magandalarının denizde dolaşan versiyonlarına verilen ad..
    (halukk, 26.04.2005 11:30)
  2. (bkz: korsan kitap)
    (balta, 26.04.2005 11:32)
  3. sanatçıların sürekli şikayet ettiği , bazı insanların yasadışı yoldan para kazanmak için izinsiz çoğaltılıp satılması durumunda ki ürüne verilen ad. insanların korsan kitap , cd , kaset vs. ürünleri almalarında ki temel etken fiyatlardır. çünkü korsan ürünler sadece çoğaltıp satılmaktadır. burda emeğe karşı verilen hiç bir ödeme yoktur. sadece çoğaltmak için kullanılan ürünlerin (boş cd , kağıt vs.) giderleri vardır ki bunlar da çok küçük meblalar tutmaktadır. üretimi ucuz olduğu içinde satışı da ucuzdur. aslında emeğe vurulan en büyük darbedir ve eğer önü kesilmezse iyi eserlerin oluşumunda azalma görüleceği muhtemeldir.
    (ikincimertebe, 18.04.2006 11:00)
  4. daha çok günümüzde piyasadaki ucuza pazarlama oturumuyla gündeme gelmekle birlikte esas itibarilye tarih üzerinde denizle birlikte anılmış olan;bir çeşit bir yaşam biçimidir.korsanların yağmalık boyutları romantik sosyalistler tarafından;robin hoodcu bir yaklaşımda algılanmıştır.ne var ki korsanlıgın temeli fenikelilerden;suriye şehirlerinden;ionialılardan;daha sonra da venediklilerden gözlemleneceği üzere;köle avına ve rekabetçi ticarete dayanır.korsanlar iktidarın meşru olmayan ticaret için başvurdukları serseri ruhlu maceracılardır.
    (mollacellad imam u azam, 15.01.2007 23:45 ~ 23:46)
  5. zardanadam'ın aralık 2002'de çıkmış olan albümü. bir çok kişi hala demo dese de bildiğin albüm işte. kayıtlar deneyevinde demirhan baylan ile yapılmıştır.

    1. küçük şirin bir cuma akşamı
    2. burdayım aslında
    3. çelişkiler
    4. hepsi hepsi hayat nasıl olsa
    5. böyle demişti rüzgar
    6. gelmesen de olur
    7. mayıs
    8. sözler
    9. beni affet
    10. sarışınlar boktur
    11. kırık
    12. sorma
    13. ayıp
    (dice man, 02.02.2007 22:57 ~ 25.02.2007 22:41)
  6. romantik orta çağda deniz üzerinde kendi tayfası ve gemisiyle haydutluk yapan, literatürde zengin bir yere sahip insanların genel adı. sahip oldukları askeri güçle ticaret gemilerinden tutun da balıkçı gemilerine kadar boyut işlev farketmeksizin saldırmaları ve yağmalamaları kendilerini evil kılar. korsan denilince akla iki yer gelir çoğunlukla, ilki büyük bir deniz ticaretine ve zengin kıyı şehirlerine sahip akdeniz, bir de yeni dünya'da oturtulamayan düzenden faydalanıp kendini yağmacılığa, hazine adası maceralarına adayan insanların çoğunlukla bulunduğu karayip denizi.

    akdenizde korsancılık deniz savaşı tehdidi olmadığı zamanlarda devletlere tabii kaptanların vakit öldürmek amacıyla düşman filolara saldırılması, düşman kıyı şehirlerinin yağmalanmasından ibarettir. büyük bir deniz ticareti ağına sahip akdenizde hakimiyet korsancılığı en iyi yapana hem güç hem de ganimet getirmiştir. mesela türk korsanları barbaros hayreddin paşa, hızır reis, oruç reis gibi kaptanlar düşmana aman dedirtmişler, normalde batılı ülkelerin akdeniz üzerinden yaptığı kimi sevkiyatların bu başarılı türk korsanların icraatları sonucu baltalanması yüzünden, bu batılı devletlere tabii denizciler ve kaşiflerin yıllar boyu süren yolculuklarıyla yeni ticaret rotaları belirlenmesine yardımcı olmuş, arada amerika kıtasını ve bakir zenginliklerini keşfetmiş ve bu sayede de gelişip şu an ki muasır durumlarına kendilerini getirecek hamleleri birer birer yapmışlardır. akdenizde avlayacak keklik bulamayan türk korsancılar sahip oldukları deniz teknolojisini geliştiremediklerinden dolayı bir süre sonra karşılarına çıkan daha gelişmiş gemilere sahip filolara yenilecekler ve bir süre sonra da işlevsiz hale geleceklerdir.

    "üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz neden deniz kaynaklarından yararlana mıyoruz? neden güçlü bir donanmamız yok? neden? neden? neden?" soruları sık sık kafamızı kurcalar. bu soruların yanıtlarını akdenizde kuş uçurtmayan eskinin türk korsanalrına ve leventlerine, o dönemin politikalarına sormak lazım. zira yuları biraz gevşek tutup arada akdenizde ticarete biraz göz yumulsaydı ele geçirilen denizcilikte yetkin yabancılardan bir takım bilgiler alınabilir böylece dünya denizcilik teknolojisi daha iyi takip edilebilirdi. bir diğer yönden bakacak olursak, devrin politikacıları(bunlara padişahlar da dahil) akdeniz, kızıldeniz ve karadeniz'de hakim olmakla yetinmiş daha ilerilerde devlet yararına hiç bir şey olmadığı kararına varmışlardır ki bu da denizcilik ve korsancılık piyasasında bir durgunluğu neden olmuştur. zira türk korsanları atlas okyanusunu aşıp karayiplerde, kızıldenizi aşıp hint okyanusunda uğraşlara girişseydi, belki de hint okyanusuna büyükdeniz, atlas okyanusuna birazdahabüyükdeniz; hatta pasifik okyanusunda da cirit atsalardı bu okyanusa bukadarbüyüğünüdegörmedimdeniz derdik şu an. gördüğünüz gibi deniz adlarından yola çıkıp türk korsanların nerelerde uğraş tuttuklarını bariz görebiliriz.

    gelelim karayip denizine burada ki korsanlar varolmalrını akdenizde nefes aldırmayan türk korsanlara ve çıkış aramak için okyanusa kaşifler gönderen ülkelere borçludurlar. yeni dünya'nın keşfinden sonra koordineli bir şekilde sömürüme olayına gidilmiş, bu yeni kıtanın zenginlikleri avrupa'ya akarken de bu zenginliklere göz koyan gözü kara korsanlar peyda olmuşlardır. zira zenginlik nerede korsanlar orada.
    kendilerine ait adaları ve şehirleri olan bu korsanlar zengin ingiliz, ispanyol, prtekiz, hollandalı gemileri yağmalayıp etrafa dehşet saçmışlar. konu dehşet saçmak olunca korsanlar bir numaradır*. bu karayip kosanlarının en ünlüsü şu sıralar çekilen film yüzünden jack sparrow olsa da tarihi açıdan bakacak olursak en ses getiren korsanımız porto riko'lu roberto cofresí'dir. bu adam porto rikonun ezilen sömürülen halkı için bir nevi robin hood olmuş, zengin ticaret gemilerinden alıp fakir halka falan dağıtmıştır. gemisinin adı siyan inci değil, el mosquito'dur.

    gelelim işin literatür bölümüne; korsanlar en az şövalyeler kadar kitaplara konu olmuş kimi zaman romantik, kimi zaman trajik karakterlere sahiptirler. açıkcası korsan-hazine adası oldukça sık işlenmiş bir konu, zaten korsan dediğin adamı hazinesiz düşünemezsin. korsanlar sincaplara benzer; nasıl sincaplar asnda kendilerini olmayan ağaçların olan palamutları, cevizleri falan toplayıp kış için yuvasında zulalıyorsa, korsan da ondan bundan yağmaladığı zenginliği rahatlıkla harcayamadığından olacak ya bir adaya gömer ya da kendine ait kalesinde saklar. romantik korsanlar biriktirdiği hazineleri hakkında yakalanıp infaz edilme kararı olmayan uzak bir memlekete gidip orada krallar gibi yaşamak ister. ama evil korsan hep almak hep almak ister, yakalanmak umrunda olmaz falan.

    gelelim bir korsanı tanımlayan öğelere; özellikle batı literatüründe vazgeçilmez objeler şunlardır: zamanında kör olmuş gözü kapatan gavurların eyepatch dediği obje, zamanında kaybedilmiş bacağın yerine usta marangozlarda yapılan bir tahta bacak*, gerektiğinde ona buna emir veren, sağlam bir küfür dağarcıına sahip konuşan bir papağan, yağmalanacak gemi göründüğünde göndere çekilen siyah zemin üzerine çatılmış iki kaval kemiği üstünde beyaz kuru kafa'dan oluşan korsan bayrağı, kaybedilen elin yerine takılmış demir çengel . bunlar öyle kalplaşmış objelerdir ki popüler kültürde korsanla ilgili bir şey yapılacağında önce bu objelerden oluşan taslak yapılır sonra üzerine korsanın tipi macera yapılır. eyepatch gözü karalığın, tahta bacak hataların, papağan eğlenceni, korsan bayrağı ise korkunun sembolü olup çıkmıştır.

    şimdi de popüler kültür korsanlarını hatırlayalım; hepimizin kitabını okuduğunu, okumadıysa çizgi filmini izlediği, onu da izemediyse filmini mutlaka izlediği j. m. barrie'in kült eseri peter pan'da kötüler kötüsü captain hook bunların ilki. tahta bacak hariç ki onun yerine bir zamanalar timsah tarafından yenilen sağ elinde bulunan demir çengel var, captain hook korsan tanımına gayet uyuyor. bir de iskoç yazar robert louis stevenson'ın yazdığı treasure islandadlı bir çok filme uyarlanmış kitabın korsanı long john silver ve itapta geçen bir sürü korsan var. ve yakın zamanımızda film serisiyle bir sürü korsana ev sahipliği yapan pirates of the caribbean serisi var ki orada da baş korsanımız jack sparrow adında bir kaçık.

    yukarıda saydığım bilinen özel adları olan popüler kültür korsanlarının dışında gerek sinemada gerek edebiyatta bir korsanı tanımlamak için kulanılan bir kalıp var. bu kalıp şöyle : xsakal*; x elemanıdır gökkuşağı. en çok karasakal, veya kızılsakal kullanılsa da arada morsakal falan da karşınıza çıkabiliyor. korsanlar yağmalardan, talanlardan başlrını kaldıramayan meşgul insanalr oldukları için haliyle berbere uğramayan acınası karakterler bu yüzden xsakal şekinde çağrılmayı hakediyorlar.

    son olarak emeğe saygı korsana hayır
    (chixculub, 02.04.2007 05:08 ~ 05:20)
  7. şart-koşul içeren sözcük.

    (bkz: eğer korsan)
    (cityless, 26.06.2007 00:29)
  8. (bkz: privateer)
    (tuygun, 04.07.2007 12:04)
  9. vatandaşlarımızın en sevdiği, uzmanlaşıp doktorasını verdiği branş. bakıyorsun, "vay anarşik gomunikler" diye adam döven hanzo, iki dakika sonra komünistleşiyor, ibrahim tatlıses mp3'leri indirmenin yasallığını savunuyor. bakıyorsun, dışarının emperyalisti bilgisayar karşısında emperyalizmi görünce yan çiziyor.

    garip şeyler bunlar. işimize geldiğini duymaya çok hevesliyiz nedense.
    (thedewil, 20.01.2008 22:04)
  10. maddi yada mali olsun fikri mülkiyethaklarının her çeşit ihlaline 1980'lerden itibaren verilen isimdir.
    (kedikara, 20.01.2008 22:18)
  11. (bkz: @2317407)
    (kedikara, 04.04.2008 14:00)
  12. ilim ve edebiyat,müzik, güzel sanatlar veya sinema alanlarında eser üretenler en azından bir masa,bir kalem veya bir otomobil gibi maddi şeyleri üretenler kadar hukuki himayeyi hak etmektedirler. hatta fikir işçileri maddi şeyleri üretenlerden daha fazla hukuki himayeye hem layık hem de muhtaçtırlar. zira fikri mülkiyet hakları fikri bir çaba özel bir yetenek ve emek gerektirdikleri için maddi mülkiyet haklarından daha değerli ve kutsaldır. 1948 tarihli evrensel insan hakları beyannamesinin 27. maddesinde fikri mülkiyet hakları temel nitelikteki insan haklarından biri olarak kabul edilmiştir.

    başka bir açıdan bakmak gerekirse fikri mülkiyet haklarına tecavüz ihtimali maddi mülkiyet haklarına oranla çok daha yüksektir. bunun sebebi gelişen teknoloji sayesinde hızla girdiğimiz küreselleşme sürecinde bugün dünyanın herhangi bir yerindeki bilgiye ulaşma imkanlarının artmış olmasıdır. maddi mülkiyete konu olan, örneğin pahalı bir kalemi, internet üzerinden indirmeniz(!) yada sahibinin izni olmadan kullanmanız, başka insanlarla paylaşmanız söz konusu bile olamaz. halbuki fikri mülkiyete ilişkin, örneğin bir şarkıyı, sahibinden habersiz indirebilir,başka arkadaşlarınıza yollayabilir,üzerinde oynamalar yapıp bu yeni haliyle piyasaya sürebilirsiniz ve üstelik bütün bunları sandalyenizden kalmadan yapabilirsiniz! işte fikri mülkiyet suçları işlenmeleri çok basit olduğu ve daha da önemlisi toplumun büyük kısmı tarafından hala suç olarak görülmedikleri için büyük önem arz etmektedirler.

    unutmamak gerekir ki izinsiz olarak fikri bir ürünü taklit etmek ile sahtekarlık aynı şeydir.(sahteciliğe counterfeiting de denmektedir) telif hakları ödenmeden satılan kitap yada usulsüz çoğaltılan cd’lerin hem devletten vergi kaçırarak devlete karşı hem de emek sahibinin ekonomik hakkının karşılığı ödenmediği için ona karşı hırsızlık suçunun bir başka görünümü olacağı şüphesizdir.
    tüm bu veriler ışığında korsanlık düşünce ürünleri üzerinde yasalarla korunan ve yalnızca eser sahibine ait olan hakları dikkate almaksızın eserlerin kullanımını , korsan mal ise, bir fikir ve sanat eseri sahibinden izinsiz olarak orijinal bir üründen doğrudan veya dolaylı şekilde çoğaltma yapılarak elde edilen mal olarak tanımlanabilir.

    ayrıca günümüzde bir çok kişi, bir eserin radyo yada televizyonda yada konser salonunda yapılan icralarını tespit etmekte,çoğaltmakta ve ticari amaçla kullanmaktadır. bu gibi korsanlığa da bootlegging adı verilir.

    bunun yanında günümüzde yayıncı korsanlığı kavramı da ortaya çıkmıştır. yayınevlerinin bir kısmı çok satan kendi kitaplarının baskılarını az göstererek hem telifin hem de verginin bir kısmını ödemekten kaçınarak korsanlık yapmaktadırlar.

    bugün ülkemizde korsan ürünlerin orijinal ürünlere oranı %50leri aşmıştır. bilgisayar programlarında ise bu oran %95e kadar tırmanmaktadır. bu durum karşısında adı geçen sektörlerdeki mali kayıp milyar dolarlarla ifade edilir hale gelmiştir. örneğin yapılan tespitlere göre sadece 1980’li yıllarda, amerika’da,korsan kayıtlar nedeniyle sanayinin uğradığı zarar 1 milyar amerikan dolarını aşmıştır.

    abd’de plak sanayinin %18’ini korsan yapımların oluşturduğu saptanmıştır. bu oran italya’da %35’e, portekiz’de ise %80’lere sıçramaktadır. 25-27 mart 1981 tarihinde wipo tarafından düzenlenen bir kolokyum’daki binanın giriş salonunda dünyadaki korsanlık hacmi ve örneklerini gösteren bir sergi açılmış,bu sergiye göre türkiye korsan kasetler piyasanın %80’ini ele geçirmiş durumda gösterilmiş ve “türkiye’de çok az yasal kaset ve plak atılmaktadır.sahtecilik egemendir.” notu düşülmüştür.

    ab komisyonu, 1998 - 2002 yılları arasında birlik'in dış sınırlarında yakalanan sahte ve korsan ürünlerin sayısında %800 oranında artış olduğunu açıklamıştır. 85 milyon mala el konulduğunu belirten ab komisyonu, bunun yasal birlik pazarı açısından değerinin yaklaşık 2 milyar euro olduğuna dikkat çekmiştir.komisyon’un araştırmalarına göre sahte ve korsan üretim ürünleri dünya ticaretinde de % 3 ila % 9 arasında bir orana sahiptir. bu da yaklaşık, yıllık 120 ile 370 milyar euro demektir.

    korsanlıktaki bu önlemez yükseliş yüzünden ab komisyonu, türkiye'nin de içinde bulunduğu 8 ülkede(türkiye, çin, tayland, ukrayna, rusya, brezilya, güney kore ve endonezya) endişe verici boyutlara ulaşan korsan üretimi izlemeye almaya karar vermiştir.
    (kedikara, 28.04.2008 22:11)
  13. geçenlerde internetten film indirmiş izliyoruz. neyse iyi hoş derken bir an geldi gülsek mi şaşırsak mı bilemediğimiz. gariplik sahnede değil altyazıda. şöyle ki;
    kadın:tanrı yok (haşa de ulan!)
    parantez içindeki kısım çevirenin yorumu tabiki. bir de yanına gülücük eklemişti.
    bunu görünce içimden korsana hayır demek gelmedi değilse de bir yandan gayet sıkıcı giden filme böyle dikkat çekici bir unsur katılmış olması da bizi sevindirmedi değil. sonuç olarak o filmi izledim ve şuan hakkında belki hiçbir şey hatırlamam ama o altyazıyı unutamıyorum.
    (epitaph, 28.08.2008 20:51)
  14. italyanca corsaro dan gelir. deniz hırsızı, denizde soygunculuk eden anlamındadır. türkçe'de izinsizin, yasal olmayanın,yasadışının da karşılığı olarak kullanılmaya başlanmıştır. almanca:korsan, ipanyolca:carsario, fransızca:carsaire, rumca: khoursaros, khoursana şeklindedir. türkçeye rumca dan geçmiş olabilir. türkçeye osmanlı çağında özellikle 15.yy da venedikli denizcilere verilen ad olarak girdi.
    (akılfikirdükkanı, 09.09.2008 14:31)
  15. afrika sularında tekrar hortlamış olan haydutlardır. 2008'de dünya çapında 30 gemiyi ele geçirmişler, armatörlerden ticari mal ve insanlar için fidye istemişlerdir. işin ilginci ise gelir kaynaklarının artması ile profesyonel silah ve hızlı teknelere sahip olarak sayılarını artırmalarıdır.
    (dünyayı kurtaran adam, 11.09.2008 10:50)
  16. nasıl haydutlukla yaftalandığını, ne kadar sığ görüşlü insanlarla aynı ortamı paylaştığımızı gözlemleyebilmemiz adına "korsan"a sövülmesi iyi olmuş. hırsız, soyguncu, ahlaksız.. oha. ırz düşmanı demediğiniz kaldı lan.

    peki size soruyorum;

    -have you ever been to abroad?

    anywhere hem de. united states of amerika olur, hollanda olur, güney osetya olur. oralarda yalnızlık, gurbet hissetmediniz mi arkadaş? sıla özlemi doruğa vurmadı mı? daha evden ayrılırken bile karnınızda bir boşluk, karıncalanma hissetmediniz mi ha? ben adana'dan istanbul'a giderken yaşıyorum tüm bunları, marjinallik adına çıkıp da "londra çok yakın, sık sık gidip geliyoruz" demeyin ve itiraf edin.

    fena mı olurdu bir tanıdığa rastlasaydınız? refik halit'in gurbet hikayeleri kitabındaki eskici adlı öyküsünün;

    -------
    -türk çocuğu musun be?
    -ıstanbul'dan geldim.
    -ben de o taraflardan... izmit'ten!
    -------

    kesiti vurmadı mı sizi hiç? mnkdmn açık denizinde ornitorenkle mi kanka olacaksınız yani, bu mu idealiniz?

    -gagan da güzelmiş
    +siktir

    siktir tabii. korsanlık müessesesi teşvik edilmeli. insan arıyor valla. sikeyim mavi yolculuğu.
    (hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim, 11.09.2008 11:05 ~ 11:10)
  17. yeni bir siyasi akıma dönüşmüş, partisi bile kurulmuş. çok orjinal olduğunu kabul etmek lazım.

    (bkz: piratpartiet)
    http://haber.gazetevatan.com/...
    (chixculub, 28.12.2008 11:51)
  18. film, müzik, kitap, vs. sanat eserlerinin; yasal olarak satın alınmış ya da yasadışı yollarla elde edilmiş bir içeriğinin kopyalanarak daha ucuza, hatta bedavaya dağıtımının gerçekleştirilmesi.

    korsancılık çok uzun süredir hayatımızda, artık önüne geçmek mümkün değil. şarkıcılar, yapımcılar, oyuncular televizyonlarda feryat ededursun, kültür bakanlığı film indirenlere hapis cezası vermekten bahsetsin, warez bb her gün büyüyor, aramaya inanan bir insan her türlü içeriği rapidshare'de yüklü halde bulabiliyor. limewire, kazaa, torrent gibi indiricilerle geceleri açık bırakılan bilgisayarlara dünyanın içeriği indiriliyor. bu işlerden anlamayanların da imdadına dvd/vcd dükkanları yetişiyor. istediğiniz şeyi bulup indiriyorlar ve bir kase çorba parasına cd'de satıyorlar.

    bir albümü orijinal cd'sinde alıp kapaktaki resimlere bakmak, şarkı sözlerine göz gezdirmek güzel bir şey. fakat bu iş çoğu kişi için pahalı bir zevk, hem de kullanışsız. bir audio cd'ye 15 farklı albümden seçilmiş 17 adet birbirinden güzel şarkı çekmek, o albümlerin her birini yanında taşımaktan çok daha pratik. daha fazla şarkıyı tek cd'de toplamak içinse mp3 cd'ler var. cd ile hiç bir şekilde uğraşmak istemeyenler için mp3 player ve ipod'lar var. tüm bu sayılanların gigabyte'larca hafızasını doldurmak da internet üzerinden hem çok kolay, hem de bedava. hal böyleyken bir insanın orijinal cd alması için hem o sanatçıyı çok sevmesi, hem de albümün içeriğinin oldukça zengin olması gerekir. tüm aksi durumlarda korsancılığa başvurmak çoğu kişiye daha mantıklı gelir.

    bir filmi kocaman beyazperdede, muhteşem bir ses sistemi eşliğinde, bir sürü güzel insanla birlikte nezih bir ortamda izlemek de oldukça keyifli bir olay; ve fakat yine bir çok kişi için pahalı bir zevk ve birtakım dezavantajları var. evinin konforunda, yanında sadece sevdiğin arkadaşların varken izlenen filmi istediğin yerde durdurup, istediğin yerde geri sarıp, sesi istediğin gibi açıp, o anda evinde bulunan her türlü yiyeceği kafana göre tüketmek bir çok insan için çok daha keyifli. ortada böyle imkanlar varken, çoğu kişi filmi izlediği ekranın küçük olmasını veya ses sisteminin dandik olmasını önemsemez. kaldı ki home theater sistemleriyle bu açık da pek ala kapatılabilir; o sistemleri alabilecek paraya sahip olan insanların sinemaya gitmek yerine evinde ortam kurmaya yatırım yapması da, ev konforunun her halukarda daha avantajlı olduğunun başka bir kanıtıdır. zaten artık süpermarketlerde bile 60-70 liraya tam teçhizatlı 5.1 dolby surround sistemler satılıyor, 70 ekran tüplü televizyonlar taksitlere bölünüp gayet güzel satın alınabiliyor, internet sitelerinde 200 liraya kendi projektör cihazınızı nasıl yapılabileceğiniz anlatılıyor. kısacası, ortada böyle imkanlar varken bir insanın sinemaya gitmesi için sevgili adayıyla falan buluşması ya da dışarıda geçirmesi gereken 2-3 saatlik boş vaktinin olması gerekir.

    evde film izlemenin yasal bedeli, sinemaya gitmekten daha pahalı. bir sinema bileti 8-9 lirayken; orijinal bir vcd 10 liradan pahalı, dvd'ler ise 25 lira civarında. büyük ihtimalle sadece bir kez izlenecek bir filme bu parayı verip de rahatsız olmayacak insan zaten refah seviyesi oldukça yüksek bir hayat yaşıyordur, fakat dünya üzerindeki insanların çok büyük bir kısmı için bu bedel oldukça fazla. aynı film, aynı kaliteyle kopya vcd olarak 1,5 (yazıyla bir buçuk), dvd olarak da 3 lira. tabi bahsettiğim olay halihazırda orijinal dvd ve vcd olarak satışa sunulmuş filmler için geçerli; görüntü ve ses kalitesinden feragat ederek henüz vizyona çıkmamış bir filmin yabancı bir ülkedeki sinema salonunda handycam ile çekilmiş versiyonunu da korsan tezgahlarında bulabiliyorsunuz. her türlü korsan filmi, evinizden çıkmanıza bile gerek kalmadan internetten bedavaya da indirebiliyorsunuz. sonra ister ekran kartınızın tv out'undan kocaman televizyona bağlayın, ister 17 inçlik monitörünüzden izleyin. ses sisteminiz de iyiyse sinemadan daha bile keyifli.

    durum böyleyken; çoğu sanat eseri bile olmayan şeylere yasal yollarla ulaşmak çoğu kişi için enayilikten öte bir şey değil. yapımcılara düşen de artık satış hasılatlarının bir bölümünü gözden çıkartıp, alternatif gelir kaynakları bulmak... mesela ünlü bir şarkıcının konserine gitmenin keyfini evdeki hiç bir ortam sağlayamaz. o şarkıcıya düşen de; eserlerinin yasal veya korsan olarak mümkün olduğunca çok insana ulaşmasını sağlayıp, asıl voleyi konserlerde vurmaktır. keza film yapımcıları da yıllardır yaptıkları gibi filmlerin içine aldıkları reklamlarla, bedava izlenen tv kanalları nasıl para kazanıyorsa aynı şekilde emeklerinin karşılığını alabilirler.

    "değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir." ise; bu değişime ayak uydurmayı reddederek "almayın bu korsanları, böhühü" diye kamera karşısında ağlayan sanatçılar bu gidişle daha çok ağlar. ne kültür bakanlığı, ne de müyap; korsancılığın elinde bu kadar büyük kozlar varken kimse bu durumun önüne geçemez...
    (janny, 21.01.2009 20:09)
  19. (bkz: the red brotherhood)
    (avluda oturan sizofren, 15.05.2009 22:30)
  20. korsan müziğe karşı aslı, cem adrıan, ceza, gökçe, grup 84, hayko cepkin ve hüsnü şenlendirici'nin birlikte seslendirdiği şarkı ve klibi için;

    http://www.youtube.com/watch?v=W5iLN3RpsnY
    (zarpandit, 02.07.2009 18:01)
  21. (bkz: çılgın korsan jack)
    (şekspirin sonesi, 09.07.2009 11:44)
  22. film icabı olanlar her zaman tercihimizdir.

    (bkz: mad jack the pirate)
    (orchidaceae, 10.07.2009 20:04)
  23. dünyada açlık ve fakirlik gibi olgular oldukça varolmaya devam edicek olan deniz haydutluğu.
    2009 yılında meydana gelen korsan saldırılarını gösteren bir link;
    http://www.icc-ccs.org/...
    (captain cenk sparrow, 16.08.2009 20:05)
  24. (bkz: captain jack sparrow)
    (asllll, 16.08.2009 21:45)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil