kuzenim
anıl kahya'nın da gitar tıngırdattığı musiki grubu.
henüz kendilerini izlemeye vakıf olamadım o ayrı.
tahıl tarlalarında kargaları korkutup kovalamak için kullanılan nesne.
yaz kış ceket giyer bunlar
(mavio, 15.07.2005 09:14)
batman'ın azılı düşmanlarından; aklını yitirmiş bir psikiyatrist. ingilizce olarak
scarecrow.
balkon veya taras kenarlarındaki duvar yada parmaklık.
17 haziran 2006 tarihinde
if performance hall da
in rock dan önce sahne alacak grup.
(seekter, 10.06.2006 03:00 ~ 03:04)
harun can,ali aziz çölok,anıl kahya ve faruk şenel'den oluşan ankaralı grup.uzun zamandır çeşitli yerlerde performans gösteren ve ocak ayında demolarını yayınlayan grup yakın zamanlarda
varken isimli singlelarını yayınladı.gayet başarılı olduklarını görebiliriz,umarım daha da başarılı olup iyi yerlere gelirler.
15 kasım 2006 'da
pulp da sahne alacak grup. keşke türkiye'de olsaydım da izleyebilseydim diyorum.
kaçmaz valla kaçmaz ya adamlar taa
ankara'dan geliyorlar.
(bkz:
varken)
(seekter, 09.11.2006 00:05 ~ 00:05)
hafta ortası gelmeselerdi de gidip izleyebilseydik ağız tadıyla dediğim ankaralı grup.
15 kasım'daki pulp konseri sonrası trafik kazası geçirip 18 kasım'da ankarock festivalinde sahne alamayan bahtsız grup. (neyseki ciddi bir yaralanma söz konusu değil)
20 ocak 2007 tarihinde ankara'da if rock bar'da, 25 ocakta ise studio live'da (beyoğlu/istanbul) kendi besteleri ve cover parçalarla dinleyenlerine kavuşacak olan grup.
studio live bilet şeysi için:
http://www.biletix.com/...
25 ocakta izlemek için gün saydığımız grup. şimdilik youtube ile idare ediyoruz.
demolarını dinlediğimden beri çok sevdiğim, canlı olarak ise ilk kez 15 kasım pulp konserinde dinlediğim gümbür gümbür gelen cinsinden bir müzik gurubu. bu pulp konseri dönüşü ankaraya 15 km kala kaza yapıp yüreğimizi ağzımıza getirmişlerse de çok şükür hiç birine bişey olmadı. 25 ocakta studio live de çıkacaklar, bilet fiyatları 10 milyon. gerek kendi şarkıları gerekse yaptıkları çok çok başarılı coverlerle hem inanılmaz eğlenceli bir gece geçirtiyorlar hem de iyi müzik dinlediğini hissettiriyorlar adama.
ayrıca baterist faruk'un sevimliliği cana yakınlığı ve şirinliğinden ve bir de yakışıklılığından bahsetmemek olmaz..
(bkz:
faruk şenel)
ek:imla
(kedikara, 08.01.2007 00:49 ~ 03.01.2008 22:14)
dağınık olan o güzelim simsiyah kısa saçları rüzgarın okşayışıyla biraz da kabarmış, göz çevresi yorgunluktan kızarmış ve çukurlu bu nedenle de bakışlarındaki ıslaklık hüzne dönüşüvermiş, günün ağırlığı nedeniyle karalara bürünüp kendini sokaklara atmış, ruhunu denize teslim etmiş amaçsızca süzülürken pembe kargalar tarafından saldırıya maruz kalma tehlikesi geçiren yıpranmış gölge.
scarecrow, karga korkutan... aynı zamanda
oz büyücüsü'nde bir kahraman.
albüm hazırlığında olan, yakında parlayacak olan grup.
harun can,
ali aziz çölok,
tunç engin,
alp tiner
www.korkuluk.net
2001 yılında kurulmuş rock grubudur.
http://www.myspace.com/...
tarladadır, yalnızdır, yırtık pırtıktır kıyafetleri, kafasında karga..
hüzünlüdür ama gülümsemektedir.
içim boş benim. boş... bomboş... yok, yok; kandırdım sizi. yalan söyledim. ben çok güzel yalan söylerim. sakın aldanmayın bana.
dolduruşa geldiğimden demin öyle dedim. samanla ağzıma kadar -tıka basa- doluyum aslında. bu öfkem de hep kendime, biliyorum. çakılıp kaldım ya olduğum yere, iki adım atmak bile tüm dünya yükünü omuzlarıma bindirir ya işte; ondan hep bunlar, düşünürüm 2 kere.
gündüz ve geceyi geçiriyorum üzerimden, günler,geceler boyu. karanlığa döndü müydü yüzüm, o vakit görevime paydos veriyorum. sabahın ilk ışıklarıyla da damlar hemen davetsiz misafirlerim. delik deşik, lime lime her yerim. ama özlerim. karanlık aniden bastırdı mı isterim ki yanımda birileri olsun. geçici bir ateşkes imzalayalım ve onlar gelsin dizimin dibine otursun. ama kabul etmezler gayet tabi. onlar da unutmazlar benim yüzümden aç kaldıkları günleri. öyle iyi yalan söyler, öyle güzel kandırır ve korkuturum ki, şaşar bazılarının ibreleri. demiştim ya baştan! bendenizden iyi yalancı zor bulursunuz.
saçlarım da samandan hem. saman sarısı. üstünde kurumuş çiçeğiyle, solmuş kahverengi şapkam da cabası. kollarım... kollarım neden hep böyle durur bilmem. içimde sanki hep bi' karşıdan geleni kucaklama çabası. ayakta, hazır olda, kollarımı açmış öylece dikilirim duraksız. hop oturup hop kalkamam ki; etrafta volta da atamam bekleneni beklerken. yaradılışım böyle, deyip de hemencecik çıkıveririm sahi işin içinden.
uzun süredir karar veremediğim tek konu, bir kalbimin olup olmayışı. kendimle uzlaşamadığım, anlamlandıramadığım bir şey bu. gülmeyin bana hemen! biliyorum elbet ben de samanların arasına gizlenmiş, dakikada 80 kez atan bir yumru olması ihtimalinin zorluğunu. ama benim bir beynim de yok oysaki değil mi? peki allah aşkına, bu kadar düşünce, bu istekler, kafamdaki sorular neremden fışkırıyor benim?
hem sonra bu acı? nasıl hissetmem mümkün olabilir canımın yandığını? kalbin olmadan bir tarafların acır mı?
howl'un yürüyen şatosunda vardı bir korkuluk, zıp zıp zıplardı ovada, bayırda, dağda. şalgam kafa derdi sophie ona, pek yardımsever, sevimli bir karakterdi.