bir kısım seyircinin ''ulan öyle güzel kız öldürülür mü, hem de kafasını kopartıyor, ah ulan ah'' şeklinde sitem ve katili insafsızlıkla, değer bilmezlekle suçlamasına sebep olan sahnedir.
ekseriyetle amerikan filmlerinde rast gelinen bir klişe. tabii burada güzel derken ne kastedildiğini irdelemek, altını eşelemek gerek.
efendim, amerikan korku filmlerinde baş aktris genel olarak orta derecede güzellikte, öyle pek açık saçık giyinmeyen, kendi halinde bayanlar olurlar. en çarpıcı örneği için (bkz: neve campbell). yan rollerdeki bayanlar ise dekolte giyen, sütun gibi bacakları olan, hatta filmin bir yerlerinde herhangi bir erkek oyuncuyla mutfak masasında, banyo küvetinde, kumsalda, suyun içinde, merdivende, trabzanın üstünde ve hatta amuda kalkarak sevişen taş gibi göğüsleri olan hatunlardır. işte biz bu hatunları güzel olarak nitelendirerek mevzuya açıklık getirmeye çalışıyoruz.
bu güzel hatunlardan pek azı filmin sonuna kadar hayatta kalırlar. hatta en taş olanları filmin başında ölür. bunların öldürülme sahneleri de pek vahşi olur; duvarlara kan sıçrar, kızın kolu kafası kopar, vajinasına dal girer*, göğsüne üç parmaklık su borusu saplanır...
geriye kala kala neve campbell gibiler kalır. bir de izleyiciye bir avuç hüzün.
not: bu kızlar filmde ölüyorlar. gerçekte öyle bir şey yok. hayatlarına los angeles sokaklarında devam ediyorlar. sadece biz bilmiyoruz. öyle yani...
dario argento bu konuda takıntılı yönetmenlerden biridir.filmine hoş bi hatun mu koydu kesin başına bişey gelir.bu adam kızını bile ne hallere sokuyo.(bkz: asia argento)
korku filmlerinin iş yapmasını sağlamak amacıyla konan sahnelerin can alıcı bölümlerini oluşturur bu ölümler. kim bilir belki de erkek izleyicilerin korku filmi izlemeyi sevmesinin nedeni de bu olabilir. hayatlarında asla ulaşılamayacakları güzellikteki kızların kafayı sıyırmış birileri tarafından hunharca öldürülmesi belki de asla bu hatunları göremiyecek olmalarının öcünü almak gibi olsa gerek bazı izleyiciler için. aldığı her darbede daha da rahatlar yürekleri insan olmanın verdiği gaddarlık üstlerine haklı saydıkları gerekçelerden ötürü üzerlerindedir artık; ta ki ölene kadar ona sahip olmamanın öcünü onun ölümünden büyük bir zevk alarak izlediği filmi bitirdikten sonraya kadar.
bu durum bir denge oluşturma meselesi olarak düşünülebilir. ölmeden önce muhteşem güzel olan bu dişiler öldükten sonra kafası gözü yarılmış, bağırsakları çıkmış, göğüsleri koparılmış mide bulandırıcı bir biçimde ekrana çıkarlar. böylece güzellik ve iğrençliğin uç noktalarında yer alarak denge unsuru oluştururlar.
filmin başında iç çamaşırlarıyla arz-ı endam eden hatunların ya da sevgilileriyle seks yapan hatunların katledilmesi olayıdır. genelde bu hatunların hepsi salaktır. kapı çalar don, sutyen kapıyı açmaya koşarlar. bakarlar dışarıda kimse yok bahçeye çıkarlar kim var orda? steve aşkııım sen misin? replikleriyle gecenin köründe oradan oraya dolaşırlar. bir bölümü de kapıyı kapattıktan sonra arkasını döndüğünde elinde koçaman bi bıçak ya da balta olan katille karşılaşınca kapıyı açıp dışarıya kaçmak yerine o bitmek tükenmek bilmeyen merdivenlere yönelir ve hazin bir şekilde küvetin içerisinde itina ile parçalara ayırılır. ortak özellikleri, hepsi kokoştur, hepsi öğrencidir ve hepsi okulun popüler motorlarından pardon hatunlarındandır. çirkin, ezik, kitap kurdu bir hatunun filmin başında hunharca katledildiğine henüz rastlanılamamıştır.
normal olaydır. orda psikolojisi yıllar önce uçmuş, insanlıktan çıkmış seri katilden - ayy canuuum, yirim seni şeker şey, kıyamam sana - demesini beklemek abes zaten. çatur çutur öldürür bakmaz gözünün yaşına
house of wax adlı rezil fakat vahşet, cinayet ve kan açısından beni oldukça tatmin etmiş olan korku filminde sürekli zenci erkek arkadaşıyla sevişip duran paris hilton 'un ölüm sahnesinin gayet güzel bir örnek teşkil ettiği durum. çatlak katilin the message filmindeki vahşiyi aratmayacak ustalıkla bir mızrak gibi fırlattığı kalınca bir demir çubuk paris'in alnından girip kafasının arkasından çıkmıştı. enfes bir sahneydi. zevkten kendimi kaybetmiştim.
adı üstünde korku filmi. hunharca katledilmez, zehir içirilip öldürülürse bi anlamı olmaz zaten.
ama madem böyle daş gibi hatunu oynatıyon filminde be pezevenk, izleyenleri de düşünüp(sapık izleyici);
hunharca katledilmeden önce, hoyratça tecavüz edilmeli. gerekirse cinayet, hoyratça tecavüz edilirken olmalı. yani asıl amaç; "hoyratça tecavüz etmek"miş de, kazara, "hunharca öldü havası" uyandırılmalı.
macera filmlerinde caanım otomobillerin çatır çutur ezilip patlatılmasıyla aynı mantıktır. ama caaanım otomobiller harbiden hurdahaş olurken güzel kızlar rol icabı ölmektedir.
vaciptir.
olayın asıl vurucu tarafı budur bence. izleyen çoğu kimse çirkin bir kız öldürüldü diye üzülmez ya da endişelenmez, çirkin kızımız hunharca öldürüldüğünde "az bile oldu, gebersin orospu. zaten çirkindi!" diyebilir. önemli olan; güzelin, güzelliğine yakışır bir vahşetle öldürülmesidir ki insanlar rahatsız olsunlar. güzelin yokedilişine tanıklık etmek rahatsız eder insanı bence, başka da bir şey değil. boşuna başka başka anlamlandırma çalışmaları yapılmamalı.
korku filmlerinde genel olarak ilk öldürülen şişman olandır. ondan sonra sıra gözlüklü olana gelir. ölüm sırası estetik sınıflandırmaya tabidir ve ilk gözden çıkarılanlar bu sınıflandırmada en alt gruba mensup olanlardır. bu durum beni hep rahatsız ettiğinden güzel kızların hunharca katledilişlerine pek üzüldüğüm söylenemez.
filmdeki sarışın, mavi gözlü, yakışıklı lavuğa yar olmasından daha iyi bir durumdur. kız ölmese, film sonunda rabırt'a yok efendim con'a, maykıl'a verse daha mı iyi olur diye düşünmek lazım.
ayrıca o the texas chainsaw massacre'in son sahnesinde, freak show kaçkını maymunun, güzel kızın sırtına elektrikli testere sokup, kızın bokunu çıkarması sahnesi de bu başlığa uyan çok güzel bir örnektir.
ordaki hatun da favorimdir. tek geçerim.
freudien bir yaklaşım ile inceleyecek olursak tamamen bilinç altı cinsel olaylardan kaynaklanmaktadır, yada hristiyanlığın bir etkisidir. nitekim bu ölen taş hatunlar kesinlikle ölmeden hemen önce yada sonra seks yapmışlardır. yada hayvan gibi dekolte giyiniyorlardır. kendimizi bir an için freud zannedip onun gibi inceleyelim:
-evet. insanda hayvani içgüdüler vardır. seks yapmak bir mücadele sonucu elde edilmiş bir hazdır. insan seks yapmak için yaşar. insanın bilinç altında vahşi bir şekilde sevişmek vardır. sevişirken partnere acı çektirmek, katur kütür tokuşmak insanın hoşuna gider. e böyle bir dişinin ölümü de bununla alakalıdır. seks ikonu bir yaratık ölüyor. hemde o kışkırtıcı kıyafetle. öldüren için büyük haz.
yada bir an için kendimizi papa ikinci benedikt yapalım:
-insanoğlu günahkardır. sevişme isteği ile doğar. hele bir de olur olmaz sevişen iyice günahkardır. işte bununla bir alakası vardır. günah işleyen dişi öldürülür, cezasını çeker.