genelde iki şeyden kaynaklanan duygu. bu iki şey bilmemek ve karar verememektir.
korkarsınız çünkü bilmezsiniz. mesela karanlıktan korkan insanlar genelde karanlığın gizlediği noktalarda ne olduğunu bilmediklerinden korkarlar.
korkarsınız çünkü karar veremezsiniz. dövüşmek mi kaçmak mı, sağdan mı soldan mı.
aslında ikinci neden de birinci nedenin içinde mevcuttur, dövüşmek mi kaçmak mı, ne yapacağını bilmemek gibi.
yüksekten korkmak, kediden korkmak ise bi türlü akıl defterime nedenini yazamadığım korkulardandır.
insanlar aslında karanlıktan korkmazlar, zifiri karanlıkta korkacak ya da korkmayacak bir sey yoktur çünkü. onlar nesnelerin az çok belli olduğu "bir şey var ama ne o ordaki ya!!..." dedirten karanlıktan korkarlar. özellikle desenli perdesi olan bir odada çocukluğunu geçirenler ne demek istediğimi anlayacaklardır.
korkuyorum anne albeni içine
alışamadım anne al beni yine
büyüdüm anne evler büyüdü
büyüpapuçlar yollar büyüdü
orduya istiyorlar savaş çıkar diyorlar
silah veriyorlar anne bana öldür diyorlar
yat diyorlar anne kalk diyorlar
beynimi yiyorlar anne beynimi yiyorlar
kapat televizyonu anne senide kandırıyorlar
oyunu verme anne
oyuna gelme anne
bu şarkıya kondurduğu klip korkuyorum anne adı ile bazı ulusal kanallarımızda gösterilmiş ve hatta tgrt adlı güzide kanalımızda top10 şeklinde bir hadiseye konu bile olmuştur. yaşar kurtun kafası bu şarkının klbinde 360 derecelik bir devinim yapar.
yaşar kurt'un ''her türk asker dogar'' vecizesine antitez olarak yorumladıgı şarkısı. bu şarkının bende ilginç bir anısı vardır. askere gitmeden önce arkadaşlarım bir barda veda partisi vermişti. arkadaşlarımdan birisi program yapan gruba beni kasdederek arkadaşımız askere gidecek onun için korkuyu çalabilirmisiniz diye seslendi. grubun solistiyse bana korkma hayatta bir kez askere gidiyoruz, bak ben bile askerlik yaptığıma göre sen hayli,hayli yaparsın demişti. ne zaman korkuyu dinlesem bu ilginç diyalog aklıma gelir.
insanların çoğu sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için.
sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
duygularını ifade etmekten korkuyor, eleştirilebileceği için.
yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
sevişmekten korkuyor, kendisi değil de başkaları için yaşadığı için.
ve, ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için!
tüm günahların tohumudur. tüm yanlışların efendisi, aslında bir günah keçisi aynı zaman da da bir kaçış yoludur. hele kendini bilen için en güzel sığınaktır.
her türlü duygunun özüdür. sevgi, öfke, mutluluk, şefkat, hırs, tiksinme. hepsinin babasıdır. çocuklarını hem çok sever hem de çok nefret eder.
seven insanın arkasında durur her zaman. seviyordur çünkü yalnız kalmaktan korkuyordur, aşıktır çünkü kimsenin onu asla böyle anlayamayacağını bildiği gerçeğinden korkuyordur. en önemlisi herkes bir olmuşken o tektir. o yüzden sever. o yüzden yalnız kalamaz.
sevdikten sonra onu elde eder. ruhunu emer, özüyle birleştirir. ama bunun sonu nedir ki? ya bir gün o meşum an gelirse? ya ruhuyla bir olmuş bir parça oradan ayrılıp kendi kaderini tayin etmek isterse? sevdikten sonra da kendini zehirlemeye devam eder ve gene "korkar". "korkar".
onu kaybederse sevgi nefrete dönüşür. kayıp, gücün kaybı. gücü kaybettikçe kendinden korkar. kendi özünü kaybetmeyi. herkese yaydığı ihtişamlı ışığı kaybetmeyi. nefreti arttıkça ondan da korkar. çünkü o yapıcı iyileştirici güç şimdi yıkıma aittir ve kabusun ne zaman geleceği bilinmez.
daha çok korkar daha da çok.
tüylü bacaklı böcekleri görünce tiksinir, tiksinirken kusar. kustuğu sırada gerçeği bilir. bu tiksinmeden ötedir. onların bir gün boğazına yapışıp uyurken onu lime lime edip yiyeceklerini bilir. ondan korkar. çok. daha da çok.
hayatı boyunca yüzünü severler ama "gerçek" yüzünü görenler kaçarlar. o yüzden yüzüne bir katman koyar. ama o katmanla onu sevdiklerinden kendini kaybetmekten korkar. daha çok. daha da çok. en sonunda yüzünü örten o katmandan tiksinir ve onu yok edeceğini anlar.
nefret duyar.
ama aslında korkar, sadece korkar.
bunun asla böyle olmayacağına yemin eder, güveneceğine, hala inanabilecek bir şey olacağına. ama böyle olmaz. kendi hala durur. onu kaybetmekten korkar.
saçlarını severler. gene korkar. onların tutam tutam yere düşüşünü görür. geleceği görür. daha da çok korkar.
en sonunda kaçmaya karar verir. güçlü hisseder. yeni bir başlangıç yoldadır. ama acı gerçek gene kulağına fısıldanır. güçsüzlük bir kere daha kaybetti. daha da çok korkar.
sonunda sadece korku baki kalır ve yanına gelir.
"ben hepsi aynı zamanda hiçbiriyim" der şefkatle. "neden benden korktun?"
"sen korkunun ta kendisi değil misin" diye sorar esas kişi.
ufak bir kahkaha atar korku. " hayır ben senim, başkası değilim" der usulca.
"o zaman nasıl herkese hakim olabiliyorsun" der esas kişi bu sefer.
"tıpkı senin hakim olabileceğin gibi" der ve kaybolur.
korku gitmiştir. aynı zamanda hala ordadır. belki de onun içine girmiştir belki de yerdedir. değişmeyen varsa o da asla bunun bilinemeyeceğidir.
tecavüze uğrayıp 15 yaşında anne olmak ve sonrasında töre denen lanet hayvani uygulama nedeniyle öldürüleceğini bilerek o tozlu köy yolunda attığın her adımda elini daha çok sıktığın babanın, biraz sonra elini bırakacağını bilmektir.
"korku komiktir" demişti kitiara. "olduğun yerde tir tir titretir ya da altına ettirebilir. ama daha hızlı koşmanı ve daha güçlü vurmanı da sağlayabilir."
bir özdemir asaf şiiri, aynı zamanda ilhan irem tarafından bestelenmiştir.
aldanacaksın sevgilerinle
insanların yalancı gururlarına..
kalacaksan parlak sözlerin etkisinde
kelimelerinle onlara kapılacaksan
yaşama!
oyun yapıp oynarlar seni, geceleri aralarında.
şarkı yapıp söylerler dostlarına,
roman gibi okurlar boş zamanlarında.
masal yapıp anlatırlar çocuklarına
bir an gelip de adamın elini kolunu bağlayan. ne yapacağını, ne düşüneceğini şaşırttıran, afallattıran.
olduğun yere çakılma sebebin.
nedeni olduğun yerde kalakalmalarının..
tanım üzerine tanım yapma ihtiyacı bazen..
apansız,
öyle...
hayatta kalmamızı sağlayan duygudur. fazlası da eksiği de bünyeye zararlıdır. frenlerinde sorun olan bir arabaya binmekten korkmak normaldir, "ne freni ya bana bir şey olmaz biz freni tutmayan arabayı da kullanırız evellah" demek korkusuzluğu ya da hiçbir sorunu olmayan bir arabaya "ya bir şey olursa" korkusuyla binmeme anormaldir. bir de korkmaktan korkanlar vardır ki onun yeri burası değildir. (bkz: fobofobi)