albümün içindeki tüm şarkıların bir bütünlük taşıması halidir. genelde albüm bir hikaye üzerine kuruludur. konsept albüm yapmak çaba gerektiren bir iştir çünkü tek bir şarkıdaki armoniyi ve bütünlüğü korumak dahi zorken tüm bir albüm bunu korumak ayrıca emek ister.
müzik tarihinin ilk konsept albümü the beatles'ın kayıtları 130 gün sürmüş ve o güne kadarki en maliyetli albüm olan sgt. pepper's lonely hearts club band'idir. 1 nisan 1967'de albüm piyasaya sürüldüğü zaman onun için çoktan 100.000 dolar harcanmıştı. sırf bir albüm için... beatles'ı beatles yapan albüm için...
sözleri ve müziğiyle tek bir tema ya da öykünün etrafına örülmüş olan albümlere verilen genel isim.
bir konsept albümün sözleri genel bir temayı, bir olguyu işleyebilir; aşk, savaş, yaratılış, ölüm, kıyamet gibi.
bunun yanısıra bir konsept albüm daha özel bir temayı, bir olayı da işleyebilir; "a'nın b'ye duyduğu aşk", "ikinci dünya savaşı", "iskandinav mitolojisinnde yaratılış", "aşırı dozda uyuşturucu nedeniyle gerçekleşen bir ölüm", "hristiyan inanış çerçevesinde kıyamet" gibi.
ayrıca bir konsept albüm, bir öykü temelinde yükselebilir.
[burada anlatmaya çalıştığım "öykü" kavramının kapsamına roman, hikaye, destan, efsane, mit gibi birçok edebi türün--gerekli bütünlüğün albüme yansıtılabilmesi koşuluyla--girebileceğini belirtirim. ayrıca albümün öyküsü edebi türlere dayanmak zorunda da değildir; bir film, başka bir albüm, bir ressamın çeşitli eserleri gibi temellerden de iyi bir öykü yaratılabilir.]
örneğin x isimli müzisyen y yazarının z romanını işleyen bir konsept albüm yapabilir; ya da x grubu y isimli şairin z destanını bir konsept albüm halinde işleyebilir.
burada önemli olan şey, albümü oluşturan şarkıların--önceden belirlenmiş bir mantık çerçevesinde--işlenecek temaya ya da öyküye tutarlı bir bağ kurarak ilerlemeleri; bunu yaparken kendi aralarında da belirli bir düzeni yakalayıp "bütünlük" sağlamalarıdır.
bunu sağlamanın kesin kuralları yoktur. bazen sözler, bazen enstrüman tercihleri, bazen de şarkıların tonu bu bütünlüğü sağlayabilir. bazen hepsi bir arada olur.
[bu gereksiz teorik girişten sonra birkaç konsept albüm örneği sıralamam iyi olabilir. aşağıda belirteceğim konsept albümleri tek tek incelemeyeceğim; her biri ilgili başlıkta ayrı ayrı incelenebilir.]
üç şarkılık malzemeyle yirmi üç şarkılık albüm çıkarmanın adıdır genelde. aynı sözlere, ezgilere, uygulara biraz varyasyon katarak dönüp dönüp tekrar gelirsiniz, aralarını da nispeten zahmetsiz uzun geçişlerle, sololarla, senfonik ya da koral parçalarla doldurursunuz, olur size konsept albüm.
parça dediğin beş dakika olur; yetmediyse on; haydi canını dişine takıp uğraştın yirmi, yirmi beş. ama bir hissiyat için doksan dakika şarkı mı dinlenirmiş canım?
epica nın ilk konsept albümü, aynı zamanda façade of reality ve the phantom agony nin devamı niteliğinde.. albümde, tanrinin farkli dinleri insanoglunu test etmek icin yolladigi teorisi konsept olarak kullanilmiş.. teoriye gore insanlar, tum dinlerin aslinda ayni şey oldugunu anlayip anlayamayacaklarina ve kendi dogalarini keşfedip keşfedemeyeceklerine dair bir teste tabi tutulmaktaymiş..
kimi konsept albüm vardır, dinleyiciyi içine alır, atmosfere sokar hatta üzerine bir de karakter beğenirsiniz kendinize ya da anlatılan konuyu kişiselleştirmeye çalışırsınız. bir de konsept albüm diye dinleyiciye kakalanmaya çalışılan albümler vardır ki bulunan güçlü bir melodinin değişik özensiz varyasyonlarından ibarettir, cılız sözleri ikinci kere inceleme ihtiyacı duyulmaz.
aslında filmi geri sardığımızda ilk konsept albüm denemesinin oldukça erken bir tarihte, 1930'lu yılların sonunda kaydedildiğini görüyoruz. bu deneme lee wiley isimli amerikalı bir caz vokalistine aitti.
1940'larda bir folk sanatçısı olan woody guthrie'nin çıkış albümü dust bowl ballads; kendi türünde bir ilktir. 1960'lara kadar konsept albüm denemesi yapan ünlü isimler arasında frank sinatra ve ray charles da bulunuyor.
1960'lara geldiğimizde zaten müzik tarihinin en verimli ve değişken dönemlerinden birine girerken, konsept albüm denemeleri de artmaya başlamıştı. bu dönemin ilk örneklerinden birini amerikalı soft rock grubu the ventures, colorful ventures adlı albümleriyle veriyordu. beach boys'un pet sounds'u da unutulmamalıdır.
ancak gerçekten layıkıyla yapılmış ve ticari başarısı yüksek pop-rock türündeki konsept albümü the beatles 1967 yılının haziran ayında efsanevi sgt. pepper's lonely hearts club band'i yayınlayarak ortaya koydu. aynı yılın kasım ayında the moody blues, days of future passed adlı albümü yayınlayarak progresive-senfonik rock türünde önemli bir erken dönem yapıtı ortaya koydu.
bu dönemin sonlarına doğru (1969 yılında) the who, konsept albüm dalında çok çarpıcı bir örneği piyasaya sundu: pete towshend'in bestelediği rock operası tommy. nitekim ilerleyen bir on yıl da zaten genelde protest konseptli rock operalarının yaygın olduğu bir dönem olacaktı.
ayrıca bir parantez açmak gerekirse david bowie'nin 1972 çıkışlı albümü the rise and fall of ziggy stardust (and the spiders from mars) da bu alanda çok önemli bir çalışmadır. andrew lloyd webber'in rock operası jesus christ superstar'ı da unutmamak gerekli.
ellerindeki fender gitarlar ve korg klavyelerle kendilerini filarmoni orkestrası gibi hisseden yetmişli yıllar rock müzisyenlerinin, ünlü ve zengin olduktan sonra sağda solda dinledikleri klasik konçertolardan hareketle, "ulan adam bir tema üzerinden bir buçuk saatlik ekmek çıkarmış bea" diye düşünerek yapmaya çalıştıkları, çoğunlukla yirmişer dakikalık parçalarda dönüp dolaşıp aynı temanın çalındığı albümlerdir.
sayıları fazla olmamakla birlikte çok iyileri de vardır.* ne var ki, bir rock grubunda filarmoni orkestrasındaki ses zenginliğini yakalamak mümkün olmadığı için, genellikle, çıkış noktaları kuvvetli de olsa netice itibariyle ağızda yavan bir tat bırakırlar.
rock albümlerinin kendini dinletmek için güçlü bir fikrin yanısıra çok sayıda yaratıcı melodiye, vurucu sözlere ve aralara serpiştirilmiş yeterince teknik ustalığa ihtiyacı olur. her şarkının kendine ait bir karakteri olmalıdır. o nedenle, iyi konsept albümler* her şarkının kendi başına kendini dinlettirecek kalitede olduğu, bununla birlikte şarkılar arasında duygu bütünlüğünün de sağlandığı, fakat bunun da zorlama şekilde ve göze sokularak yapılmadığı albümler arasından çıkar. mesela dark side of the moon.