bi çocuğu derinden etkilediğine bizzat şahit olmuşluğum var.
ilkokulu henüz bitirdiğim yılda yazı konfeksiyonda çalışarak geçirmem kararlaştırılmıştı. yok lan, zayıf falan yoktu karnemde. böyle aileler var işte, gerçek yaşamı öğrensin, çalışmanın, para kazanmanın ne demek olduğunu anlasın, okumanın değerini bilsin diyerek çocuğunun çalışmasını isteyen ailelerdendi benimki de. her neyse... insan konfeksiyon atölyesinde çalışmaya başladığında müziğin insan hayatındaki önemi gerçekten kavrıyor. açılan radyo
kral fm, en dinlenebilir şarkıcı
orhan gencebay olunca ister istemez kendini akışa kaptırıyorsun. ben o günlerde kendimi
emrah filminde gibi zannediyordum. her yerde dram vardı sanki. yediğim yemek boğazımda düğümleniyordu lan. sanki ömrüm boyunca burada çalışacakmışım gibi, kariyerim ayakçılık, ardından
overlokçuluk, ondan sonra bant ustalığı, nihayetinde -kısmetse- kendi atölyemi açmak gibi şekilleniyordu aklımda. o yıl işi bırakana dek kendimi
gülcan zannettim. ailemin umduğu gibi diğer yıllarda okul birinciliği elde etmişliğim, dersanem tarafından üzerime giydirilmiş beyaz tshirt'ümle başarımı buraya borçluyum demeci vermişliğim olmadı hiçbi zaman. ama anladım ki konfeksiyonda çalışan insanların bu denli hayattan bıkmış görünmelerinin nedeni kesinlikle orada çalan müzik. ilk olarak bunu kim başlattı bilmiyorum. belki de bu tarz müzik seven insanların buluşma noktasıdır konfeksiyonlar. her neyse insanı etkilediği çok açık.