çekimleri geçtiğimiz yaz safranbolu'da yapılmış türk filmi. senaryosu çok basite ingirgenmiş. öyle ki izleyici bazı kısımlarda enayi yerine konulmuş.
konusu hatta tamamı şöyledir: milli yüzücü olarak karşımıza çıkan bir genç kızımız uyku hapı içirilerek tecavüze uğrayıp bekaretini kaybeder. uyandığında durumu anlar ve bulunduğu evden kendini biran önce dışarıya atmak ister. sokakta kriz halinde bir koşuş sahnesi derken kızımıza bir araba çarpar. 10 aylık bir koma süreci kısa geçilir, kızımızın akıbeti hala belirsizliğini korumaktadır.
kızının bu hale gelmesine vesile olan 6 genci, tecavüz edilmeden önce odaya kurulmuş gizli çekim kasetini eline geçirerek izleyip tespit eden (ki o kasetin annenin eline nasıl geçtiğini hiç anlamadım) anne; bir fırsatını bulup intikam almak ister. ve bir plan yapar. annenin kardeşi (yada büyük kızı burayı tam hatırlayamadım), kızı bu hale getiren veletlerin üniversitedeki hocasıdır ve bu plana dahildir. birbirlerinden bağımsız bölümlerde okuyan bu 6 gencimizi
safranbolu'ya ödev araştırmasına gönderir. gençlerde para bok olduğu için altlarında audi q7 tatile gider gibi çıkarlar yola. güzel bir otelde rezarvasyon falan yapılır.
tam kardemir a.ş. (karabük demir-çelik sanayii)'nin önüne gelirler ki pat arabaları bozulur. tuhaf bakışlara sahip çekici kullanan bir adamdan yardım isterler ve arabalarını oto sanayiiye çektirirler. adamın tuhaf olduğu öyle bariz anlatılmak istenmiş ki filmde, adam resmen gençlerden birinin sevgilisi rolündeki sarışın kadını gözleriyle becermektedir. sonra otellerine gelirler ve bakarlar ki rezervasyonları iptal edilmiş ve yerleri dolmuş. diğer otellere falan bakarlar hepsi tamamıyla doludur. safranbolu eski çarşı'da öyle başı boş dolanırken karşılarına arabalarını çekmelerine yardımcı olan o tuhaf adam çıkar. dışarda kaldıklarını konaklayabilecekleri bir yer bulamadıklarını anlatıp yardım isterler adamdan. adamda onları filmin büyük bir kısmının geçeceği ve tüm düzenekleri daha önceden tasarlanıp hazırlanmış olan planlı konağa götürür.
ücret kısmı ve konağın sahibi yada kimin kiraladığı falan filmde hiç belirtilmez. konağa yerleşirler, esrarın alkolün dibine vururlar falan. derken çile dolu saatler başlar. önce elektrikler kesilir. o sırada hepsinin yukarıda bulunduğu bir oda içinde bulunan televizyon çalışır sadece. ve malum kaseti izlerler. kasette hepsinin o olayla az çok ilgisi olduğu görülür. en masumları komadaki kızın sevgisidir (ama o bile o gece kızın gittiğinin söylenmesi üzerine alkolün de etkisiyle ona sahip olmak isteyen bir kadınla yatar. zaten sonra da kız komaya girince sevgili olurlar) ve ardı sıra gelen intikam sahneleri başlar. tecavüz edenin cinsel uzuvu kesilir. komadaki kızın sevgilisini elde eden ve kibirinden yanına yaklaşılmayan kadının (uyku hapını da tecavüz edene o vermişti zaten) yüzünün yarısı asitten erir. ona yardım eden diğer sarışın dişinin elleri kaynar suda yanar. tecavüzü gören ama hiç ses çıkarmayan biri kız biri erkekten; kızın dili tutulur akli dengesi gider, erkekse gözlerini kaybeder. bir tek komadaki kızın sevgilisine birşey olmaz. ufak tefek sıyrık ve bir iki yumrukla tamamlar geceyi. derken sabah olur. pencereleri kapatan kilitler açılır, kapının zinciri sökülür ve gençler serbest bırakıldıklarını anlarlar ve hemen kaçarlar. polise falan gitmezler hiç. sonra kızın komadan çıktığı haber geliyordu yanlış hatırlamıyorsam.
konağın bir özelliği de filmde ki annenin ve o tuhaf bakışlı adamın (sanırsam kardeşler) yıllar önce o konakta yaşamış olmaları. bir gece evlerine gelen bir psikopatın evde ki herkesi öldürmesine yatağın altına saklanarak şahit olarak kurtulmalarıdır.
herşey iyi güzel de;
1- otel rezervasyonunu iptal ettirdiniz konağı ayarladınız, düzenekleri kurdunuz, planladınız herşeyi okey. şu arabanın bozulmasını nasıl ayarladınız?
2- o gizli çekim kaset o annenin eline nasıl geçti?
3- o tuhaf bakışlı adam kim? annenin kardeşi mi kocası mı dostu mu kimin fesi o dingil?
niye bu soruların cevabı filmde verilmemiş? böyle senaryo mu yazılır. izleyenleri salak yerine mi koyuyorsunuz? yazarken mantıksız olduğunu hiç mi görmüyorsunuz? ya da bile bile lades mi yapmaya çalışıyorsunuz?