kompleksli patron modeli   

adana çık aradan

  1. bu patron modeli huysuz olan bi alt modelinden daha tehlikelidir. kendisinden daha iyi olabileceğinizi kabul edemez ve sizin açığınızı bulmak için gözü üzerinizdedir. asla takdir etmez ve genel bir memnuniyetsizlik hali vardır o patronun. onunla iyi geçinmek için onun işini kolaylaştırıp kendinizi küçültmelisinizdir ki bu birçok gururlu insanın doğal olarak kanına dokunur. bu yüzden en iyi anlaştıkları kişiler, kompleksli patron kadar tehlikeli olan yalaka işçilerdir.

    (bkz: bana bir ukte dolduranın kırk yıl kölesi olayım)
    (misuf, 05.07.2006 00:39)
  2. genellikle işletmecilik hakkında basit usulde defter tutan bir köy bakkalı kadar dahi bilgi sahibi olmayan, daha da fecisi ucundan kıyısından fikir sahibi bile olamayan ve buna rağmen çalışanlarını üçüncü kişilerin yanında küçük düşüren, onları her fırsatta aşağılayan, rencide eden, çalışanlarının yaptıklarına aslen anlayamadığı fakat kendisine göre beğenmediği için burun kıvıran patron modelidir. bunların genellikle işletmenin büyük patronunun küçük oğlu olan modeli diğer patronlara nazaran daha komplekslidir. tecrübelerimle sabittir. "bu dağları ben yarattım" edasında, işletmenin ana faaliyet konusu hakkında en ufak bir fikri dahi olmadan ortalarda gezip tozan, babasının parasıyla özel bir üniversitenin babasının isim yaptığı sektörle alakalı ya da alakasız herhangi bir bölümünden mezun olduktan sonra şirkete "genel müdür" sıfatıyla oturtulan, abd'de zıçtığımın bir okulunda para basıp okuyan, sonra da seni beni beğenmeyen bu denyo; yemekhaneye her gün üşenmeden uğrayıp etrafı kolaçan eder, ardından son model cep telefonuna sarılır. yüzlerce personelin sükunet içinde yemeklerini yemek, biraz gevşemek istedikleri öğle arasında yemekhanenin orta yerinde durup amerika'daki arkadaşı bob'u -ki gerçek adını bilmiyorum tamamen uydurulmuş bir isimdir bu- arar. bağıra çağıra "what's up? aha aha aha" şeklinde muhabbete başlar. elbette ki o kalantor gülüşünü çalışan kullarından esirgemez. onları her fırsatta germekten asla geri kalmaz. yapılan her işe ilişkin olumsuz eleştirisi mutlaka mevcuttur. takacak hiçbir şey bulamazsa kıyafetinize, saçınıza takar. her gün rapor ister. siz ne raporu istediğini sorduğunuzda "bildiğin rapor işte, yaptığın işlerin raporu...hadi sallanma da git getir" şeklinde cevap verir. siz de "nasıl yani ya?" modunda şoktan şoka, krizden krize girersiniz. kendine göre bir dizi "acil önlem planı" geliştirir. bu önlemlerin bilinen en fecisi; beş yüz kişinin çalıştığı, bilgisayarlardan vazgeçmenin imkansız olduğu bir sektörde elektrikler kesildiğinde, teknik birimde çalışan mühendis ve teknisyen personelin tüm uyarılarına rağmen ısrarla ve zorla ecnebi memleketten satın aldırttığı jeneratörün de aynı anda arızaya geçmesi ve dahası bu jeneratörün türkiye'de teknik servisinin dahi bulunamaması neticesinde personele dönerek "hepiniz manuel moda geçin!" şeklinde yaptığı o unutulmaz anonstur. buradan kendisine -elbette ki sektör ve isim vermiyorum, kendisini tanıyanlar tanıyorlar- o yarattığını zannettiği dağların bir gün kıçına girebileceğini unutmaması gerektiği hususunda uyarıda bulunmak istiyorum naçizane.
    edit: hislere tercüman olması açısından (bkz: önlenemez patron dövme isteği)
    (abdurrahmanshowtv, 11.09.2007 09:29 ~ 09:32)