daha ergenliğe yeni girdiğim dönemlerde, yani 13-14 yaşlarındayken kuzenden
penthouse isminde bir dergi almıştım. hem yazıları hem de fotoğrafları ile doksanlı yılların ortalarında türkiye'de
playmen ile beraber satılan en kaliteli erotik dergiydi.
dergiyi alıp okumaya başlamıştım. birkaç sayfa güzel hatunları, iyi fantezileri okuduktan sonra dördüncü sayfaya gelmiştim. dördüncü sayfada ise çok şaşırdığım bir yazıyla karşı karşıya kalmıştım. yazının başlığı şöyleydi:
"sovyetlerin katı demir perdesi düştü, kadınları artık rahatça sevişebiliyor."
yazının devamı ise: "rus kadınları artık striptiz kulüplerinde, randevu evlerinde, barlarda gösterilerini rahatça yapıyor; para karşılığında erkeklerin her türlü fantezilerini yerine getiriyorlar. yurt dışından birçok kişi gelip rus kadınlarıyla rahatlıkla birlikte oluyor. bu haftaki köşemizde sovyetlerin ahlaki baskı kurduğu komünist rejimden bunalan inga isimli güzelimiz ile rusya'yı ziyarete gelen italyan..."
o ana kadar küçük ergen beynimde uyduruduğum sosyalist devletlerinde ahlak denilen bir olgunun olmadığı, her erkeğin istediği kadına yaslayabildiği, ülkenin seks kulüpleriyle dolup taştığı düşünceleri uçup gitmişti. daha sonraki yıllarda penthouse'n bu tezini güçlendiren birçok bilgiyle karşılaşmıstım. komünist rejimlerde bırakın herkesin birbirine çakmasını, belirli kurallarla gece kulüpleri kapatılmış ve kadının seks metası olarak görülmesi engellenmiştir.
şimdi, sözlükte bu başlığı ve yazıları okuyunca küçük ergen beynimi hatırladım. allahtan o 13-14 yaşlarımı atlatmışım; zihnin o yaşlarda kalması çok kötü bir şey olsa gerek...