• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  1. ağzı uyuşturduğu için diş ağrıdığı zaman ağızda kolonya bir süre bekletilerek uygulanılan zararlı bir ağrı geçiştiricidir.
  2. şoka girmiş olan yarıbaygın kişiye en son çare olarak çok az içirilmeli höyt kendine gel şeklinde sarsılıp yutturulmalıdır.
  3. ebeveyninizin kolonya için kullandığınız şişeyi su zannedip size iğrenç kocaman bir ilaç eşliğinde verdiğinde, sizin de counter strike oynamakta olmanız ve iirenç ilaçtan hemen kurtulmak için fondip yapmanızla sonuçlanan, aazın bi süre enfes kokmasına neden olan iirenç bi eylem
  4. kolonyayı bileklerine sürüp serinleyen insan sıcaktan beyin erimesi geçirirken içincede ferahlayacağını düşünür ve yanlışa düştüğünü hastahanede anlar.
  5. bir gece binboa içerken birden binboanızın bittiğini gördüğünüzde, dolaptaki fruko ve kolonya ile devam ettirmek istersiniz. işte o anda ağzınızdaki güzelim binboanın tadını acımsı bir tada bırakan anında kafa yapan güzel içeçektir kolonya. alkol alma ihtiyacı duyduğunuzda paranız olmadığını fark ederseniz kolonya görevini çok güzel bir şekilde yerine getirmekle beraber güzelce başınızı ve midenizi döndürmektedir.
  6. ekmek bıçağıyla gezen bıçkın servisçinin ilkokul-ortaokul-lise öğrencileriyle dolu servisinde(kolej ayrımsızlığı) şoförün hemen arkasında oturan ve çok susamış olan ben, o sırada yanımda oturan gerizekalı arkadaşın şoför koltuğunun yanında duran kolonyayı gösterip "iç o zaman" demesi, birilerinin arkadan "ahaha içemez onu be deli misin" diye bağırması, benim "içerim ne var" diye bit kadar boyumla diklenmem, en nihayetinde tipin birinin "konuşucağına iç o zaman" diye bağırması ve benim yiğitliğe(ilkokul 3 kız çocuğu yiğitliği) laf gelmesin diye gaza gelip bir şişe kolonyayı kafama dikmemle gerçekleşen eylem. hala garip olan tek şey hiçbir şey hissetmemiş olmamdır. ne midem bulandı, ne başım döndü, ne başka bir şey. bünye gayet normal karşıladı. herhalde tek zararı rakıyı ilk tattığımda kolonyayla aynı tada sahip olduğunu anladığım için içememek ve rakı sofrası muhabbetlerinden uzak kalmak oldu. o kadar da olsun, napalım.
  7. (gazeteci fikri nazif ayyıldız'ın yazdığı bir mektuptan)

    kolonyacı meselesine gelince;
    kısaca özetleyeyim.

    dört aylık kısa dönem askerliğimde, yaklaşık 50 kişilik bir koğuşta kalıyordum.
    çarşı izinlerimiz ve dışarı çıkışlarımız, normal askerlere kıyasla çok daha kısıtlı olduğu için,
    müskirat temini çok müşkül bir hadiseydi.
    inzibatlara 'değerli armağanlar' verilerek içeri sokulabilen bir iki şişe,
    'dokuz kurda - bir fırda' hesabı, birkaç dakika içinde buharlaşıveriyordu.
    bu ahval ve şeraitte;
    üretimin yerel kaynaklardan karşılanması hususuna yoğunlaştım.
    garnizon dahilinde alımı - satımı serbest tek alkollü meta
    kutusunda müjde ar'ın 'kibele' pozu ile arz-ı endam ettiği
    fuar kolonyası idi.
    hakir, 'sulundırılmış kolonyanın ilk testlerini' kendi bedeni üzerinde yaptıktan sonra,
    sonucu bitişik ranza arkadaşına açıkladı;
    "sulandırılmış kolonya, (o zaman iyice bozulmuş olan) yeni rakıdan hiç de fena değildi.
    üç gecedir sürdürdüğüm testler, 'köredici' ve 'öldürücü' olmadığı sonucunu vermişti;
    temini kolay, maliyeti düşük, içimi ve etkisi çabuktu;
    sonuç itibariyle, afiyetle içilebilirdi...

    komşu ranzadaki asker, bu keşfe önce şedit bir tepki gösterdiyse de,
    kısa bir süre sonra, daüssıla etkisiyle, 'yahu bir fırt alalıyım' diyerek,
    müjde ar tarikatının ilk müridi oldu (şeyh olduğum için, müritten sayılmıyorum)

    ilk hafta içinde 15 ten fazla mürit edinen mezkur tarikat, ikinci hafta sonunda
    koğuşun tamamını ele geçirmişti.öyle ki, kapıdan çıkıp koridara yayılan ve metrelerce
    kendini duyuran kolonya kokusu, mehmet ali başçavuş'un dahi dikkatini çekmiş,
    kendileri bir akşam denetlemesinde;
    "tugayın en temiz yatakhanesi burası. aferin ulan size" koğuş sakinlerine takdirlerini bildirmişti.

    beni tanıdığını söyleyen arkadaş "kolonyacı de, o tanır" demiş. künyenin ilk unsuru tamam da, gerisi yok.
    yukarıda anlattığım gibi, o koğuşta en 50'ye yakın kolonyacı bulunmaktaydı.hatta, bir sabah, içimizden bir arkadaşın, "ulan after shave'imi kim içti?!" diye naralanması, aramızda başka hiziplerin de teşekkül etmekte olduğunu göstermişti.

    bu mektubu, koğuş arkadaşıma iletebilirsen, yazdıklarımı doğrulayacak, meseleyi daha fazla muamma haline getirmeden, kendini faş edecektir.

    hey gidi, kolonya kokusu gibi uçup giden gençlik hey...

    sevgilerimle canım ağabeyim...
  8. tokat'ta geçirdiğim dört aylık kısa dönem askerliğimde, yaklaşık 50 kişilik bir koğuşta kalıyordum.
    çarşı izinlerimiz ve dışarı çıkışlarımız, normal askerlere kıyasla çok daha kısıtlı olduğu için,
    müskirat temini çok müşkül bir hadiseydi.
    inzibatlara 'değerli armağanlar' verilerek içeri sokulabilen bir iki şişe,
    'dokuz kurda - bir fırda' hesabı, birkaç dakika içinde buharlaşıveriyordu.
    bu ahval ve şeraitte;
    üretimin yerel kaynaklardan karşılanması hususuna yoğunlaştım.
    garnizon dahilinde alımı - satımı serbest tek alkollü meta
    kutusunda müjde ar'ın 'kibele' pozu ile arz-ı endam ettiği
    fuar kolonyası idi.
    hakir, 'sulundırılmış kolonyanın ilk testlerini' kendi bedeni üzerinde yaptıktan sonra,
    sonucu bitişik ranza arkadaşına açıkladı;
    "sulandırılmış kolonya, (o zaman iyice bozulmuş olan) yeni rakıdan hiç de fena değildi.
    üç gecedir sürdürdüğüm testler, 'köredici' ve 'öldürücü' olmadığı sonucunu vermişti;
    temini kolay, maliyeti düşük, içimi ve etkisi çabuktu;
    sonuç itibariyle, afiyetle içilebilirdi...

    komşu ranzadaki asker, bu keşfe önce şedit bir tepki gösterdiyse de,
    kısa bir süre sonra, daüssıla etkisiyle, 'yahu bir fırt alalıyım' diyerek,
    müjde ar tarikatının ilk müridi oldu (şeyh olduğum için, müritten sayılmıyorum)

    ilk hafta içinde 15 ten fazla mürit edinen mezkur tarikat, ikinci hafta sonunda
    koğuşun tamamını ele geçirmişti.öyle ki, kapıdan çıkıp koridara yayılan ve metrelerce
    kendini duyuran kolonya kokusu, mehmet ali başçavuş'un dahi dikkatini çekmiş,
    kendileri bir akşam denetlemesinde;
    "tugayın en temiz yatakhanesi burası. aferin ulan size" koğuş sakinlerine takdirlerini bildirmişti.

    beni tanıdığını söyleyen arkadaş "kolonyacı de, o tanır" demiş. künyenin ilk unsuru tamam da, gerisi yok.
    yukarıda anlattığım gibi, o koğuşta en 50'ye yakın kolonyacı bulunmaktaydı.hatta, bir sabah, içimizden bir arkadaşın, "ulan after shave'imi kim içti?!" diye naralanması, aramızda başka hiziplerin de teşekkül etmekte olduğunu göstermişti.

    bu mektubu, koğuş arkadaşıma iletebilirsen, yazdıklarımı doğrulayacak, meseleyi daha fazla muamma haline getirmeden, kendini faş edecektir.

    hey gidi, kolonya kokusu gibi uçup giden gençlik hey...

    fikri nazif ayyıldız